1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Almanya'da gençler 'iki dünya' arasında

Yeni teknolojiler, eğitim imkânları ve artan rekabet gençleri nasıl etkiliyor? Almanya'da yapılan bir araştırma, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

"Alman gençliği nasıl düşünüyor?" başlıklı araştırma, Federal Siyasal Eğitim Merkezi (bpb), Alman Katolik Gençliği Birliği (BDKJ) ve Misereor Piskoposluk Sosyal Yardım Kuruluşu tarafından Heidelberg’de bulunan Sinus Enstitüsü’ne yaptırıldı.


"Toplumsal düşüş" korkusu

Araştırmaya göre Almanya'da 14-17 yaş arası her 5 gençten biri, gelişmiş Batı toplumunun nimetlerinden yararlanamıyor. Araştırmada, toplumsal düşüş kaygısının da dayanışma olgusunun erimesine yol açtığı tesbitine yer verildi.

Bu olumsuz saptamalara karşın, araştırmada Almanya'da yaşayan gençlerin büyük çoğunluğunun aile ve arkadaşlık gibi kavramlara değer verdiği, genel olarak pragmatik ve olumlu bir tutum benimsedikleri kaydedildi. Din ve inanç, kişiden kişiye değişebilen bireysel bir kavram olarak görülürken, "yaşama anlam katma ihtiyacı" öne çıkıyor.

Yeni teknoloji ve gençler

Yeni teknolojilerin kullanımı, gençlerin büyük kısmı için gündelik hayatın sıradan bir unsuru olarak görülüyor. İnternette gezilen sitelerin sayısı ise sınırlı. Daha ziyade Facebook gibi sosyal medya ve eğlenceli içerik sunan siteler ziyaret ediliyor. Araştırmaya göre alt gelir gruplarından gelen gençler, sosyal medya ve eğlence platformlarında da nispeten daha düşük seviyede temsil ediliyor.

Araştırmanın önsözünü kaleme alan sosyoloji profesörü Klaus Hurrelmann, günümüzde gençliği anlamanın yalnızca toplum değil, siyaset ve ekonomi açısından da önem taşıdığını söyledi.



"Gençliği anlayan toplumu anlar"

Berlin'deki Hertie Yönetişim Okulu'nun öğretim görevlilerinden Hurrelmann, Katolik Haber Ajansı'na (KNA) verdiği demeçte şunları söyledi:

"Son 30 yılda hayatın akışı tamamen değişti. Gençlikten yetişkinliğe geçiş de artık daha 'akıcı' hale geldi. Bu, 70'li yıllara kadar böyle değildi. O dönemlerde gençlik ve yetişkinlik arasında keskin bir ayrım vardı. Ancak bugünün gençliğine değerlerini sorduğumda aynı zamanda toplumun geçirdiği anlayış farkını da daha iyi kavrayabiliyor, bireylerin yakın gelecekteki davranışları hakkında ipuçları ediniyorum."

Prof. Klaus Hurrelmann, Sinus Gençlik Araştırması'nın gençler arasında ciddi bir uçurumun varlığını da ortaya koyduğunu vurguladı. Hurrelmann, "Bir tarafta, çok zengin konulara olan ilgi ve yeteneğe sahip iyi eğitimli, yaratıcı ve iyi kariyer perspektifine sahip bir çoğunluğu, diğer tarafta 'geride kalanlar' diye adlandırabileceğimiz bir başka kesimi görüyoruz" dedi.




Hangi gençler sorunlu?

Araştırmada yüzde 7 olarak belirtilen bu "sorunlu" gençlik konusunda ilgili ve yetkili kurumları harekete geçmeye ve eğitime ağırlık vermeye çağıran Hurrelmann şöyle devam etti:

"Genelde bu sorunlu kesim değişen cinsiyet rolüne ilişkin sıkıntı yaşayan, daha ziyade yoksul bir çevrede yetişen genç erkeklerden oluşuyor. Günümüzün iletişime dayalı açık toplumu, iktidar ve hiyerarşinin belirlediği geleneksel kalıplara fazla yer bırakmıyor. Bu 'sorunlu' gençlerin mezun oldukları okullar ve diplomaları da genelde ortalamanın altında. Babaları gibi kendilerine uyan bir işi çok ender buluyorlar. Bu durum onları hem bir yandan çaresizliğe itiyor, hem de toplum karşısında daha da saldırganlaştırıyor."


© Deutsche Welle Türkçe

DW/dpa/KNA, NH/BÖ