1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Almanya'da ekonomik canlanma arayışı

Alman özel sektörü tarafından kurulan bir enstitü, son ekonomik canlanma dönemine kimlerin önemli katkıda bulunduğunu ve bundan ne gibi derslerin çıkarılabileceğini konu alan ilginç bir araştırmaya imza attı.

default

Araştırmada, Almanya’nın küresel kriz öncesindeki büyüme yıllarının bilançosunu çıkaran uzmanlar, Alman ekonomisinin nasıl yeniden canlandırılabileceğine dair tavsiyelerini sıralıyorlar.

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü son araştırmasını, sorumlu politikacıların yanlarından ayırmamaları gereken bir ödev defteri olarak görüyor. Enstitü başkanı Michael Hüther, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki en ağır ekonomik krizini geçirmekte olan Almanya’da büyümeye ve verimli gelir dağılımına ağırlık verilmesi gerektiğini söylüyor:

“Konjonktür istikrara kavuşmaya başlamışken, krizin baskısıyla uygulanan ekonomik politikaları bir yana bırakıp uzun vadeli ve stratejik konulara odaklı düşünmeli ve ‘devleti yeniden organize etmek suretiyle canlanmayı nasıl teşvik edebilirim’, sorusuna yanıt aramalıyız.”


Büyümenin dört önemli unsuru

Köln’lü ekonomi uzmanlarına göre ekonomik büyümenin dört önemli katkı maddesinden istihdam piyasasında eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in imzasını taşıyan ‘teşvik ve talep’ formülünün uygulanması gerekiyor. Uzmanlar çalışmayı özendirici teşviklerin arttırılmasını, örneğin işsizlere verilen maddi desteğin azaltılmasını öneriyorlar. Enstitü’nün ekonomi ve sosyal politikalardan sorumlu uzmanı Rolf Kroker, uzun süreli işsizlere ödenen işsizlik aylığının değiştirilmesini tavsiye ediyor:

“Örneğin devletten sosyal yardım düzeyinde destek alanların düşük ücretli bir işte çalışması durumunda ücretin %80 ila %90 oranında işsizlik yardımından düşürülmesi çalışma isteğini frenliyor. Bu sistemin revize edilmesi ve çalışmayı her halükarda kârlı kılacak sabit oranlı bir sisteme geçilmesi gerekir.”

Eğitime dikkat

Uzmanlar istihdam politikasının, ekonomik büyüme tarifinin ikinci katkısı olan eğitim politikasıyla kenetlenmesini ve öncelikle eğitim düzeyi düşük ailelerin çocuklarına daha küçük yaşta eğitim desteği verilmesini öneriyorlar. Aynı zamanda yüksek okullara giriş önündeki engellerin kaldırılmasını da salık veriyorlar. Enstitü’nün araştırma raporunda devletin yatırımlarda olduğu gibi eğitimde de kesenin ağzını açması gerektiği vurgulanıyor. Aynı zamanda da devletin vergilere zam yapmadan bütçeyi sağlığa kavuşturması isteniyor. Rolf Kroker bütçe açığını kapatacak kaynağın nereden bulunacağı sorusuna şu yanıtı veriyor:

“Geriye devletin tüketim, yani transfer harcamaları kalıyor. Bu kolay bir iş değil. Yatırımları ertelemek sübvansiyonları kaldırmaktan ya da devlet hizmetinde çalışanların sayısını azaltmaktan çok daha kolay olduğu için siyasi sorumlular buna cesaret edemiyorlar. Ama başka çıkar yol da yok.”


Güven ihtiyacı

İstihdam piyasası, eğitim, bütçe konsolidasyonu… Köln’deki enstitü de çoğunlukla, büyümeye yolunu açacak klasik noktalara işaret ediyor. Dördüncü önerisi ise oldukça orijinal. Rolf Kroker devletin, bağımsız ve bilimsel kontrole bağlı bankacılık denetleme mekanizmasıyla ekonomik güvene katkıda bulunması gerektiğini söylüyor:

“Son krizde vatandaş ekonomik sisteme olan güvenini kaybetti. Ne bankalar ne de iş ortakları birbirine güvenebiliyor. Oysa güven, büyümenin başlıca etmenlerinden biridir. Ekonomik hayatın aktörleri arasındaki güven hayat iksiri gibidir. Güvensizlikten yapılamayan işlerin yapılmasını sağlar. Bunun için de, devletin önemli ölçüde katkıda bulunacağı düzenleyici bir çerçeveye ihtiyaç var.”

Uzmanlar Almanya’nın ekonomik geleceğine iyimser bakıyor. Enstitü başkanı Michael Hüther son krizin etkilerini atlatmanın on yıl süreceğini ama konjonktürün istikrar kazanmaya başlamış olması bakımından gözlerini yukarıya çevirdiklerini belirtiyor.

Anna Corves / Çeviri: Ahmet Günaltay





Editör: Nihat Halıcı