1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Almanya'da biyolojik patent tartışması

Avrupa Birliği patent yönetmeliğini kınayan eylemciler dün Minih'te sokaklara döküldü. Amerikan şirketi Monsanto tarafından genetik araştırmalar sonucunda geliştirilen domuz yemlerine patent verilmesi protesto edildi.

Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ekimi ve ticaretine ilişkin tartışmalar yeni bir boyut kazandı

Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ekimi ve ticaretine ilişkin tartışmalar yeni bir boyut kazandı

Almanya'da “Mon 810” adındaki, genleri değiştirilmiş mısır tohumlarının ekiminin yasaklanmasının ardından, 1998 yılında yürürlüğe giren ve biyo-teknolojik gelişmelerin patent haklarını düzenleyen Avrupa Birliği yönetmeliğinin de sertleştirilmesi talep ediliyor.

Sivil toplum kuruluşları, yönetmeliğin güncel gelişmelerin gerisinde kaldığı ve meydana gelen yasal boşlukların Amerikan şirketi Monsanto gibi genetiği değiştirilmiş tohumların ticaretini yapan şirketlere kar sağladığı görüşünde.

Almanya'nın Münih kentinde dün, Avrupa Birliği patent yönetmeliğini kınayan eylemciler, sokaklara döküldü. Avrupa Patent Dairesi'nin önünde gösteri yapan eylemciler özellikle Amerikan şirketi Monsanto tarafından genetik araştırmalar sonucunda geliştirilen domuz yemlerine patent hakkı verilmesini protesto etti.

Patent başvurusu artıyor

Giderek daha fazla sayıda biyoteknoloji firması, çeşitli işlemler sonucu genleriyle oynayarak elde ettikleri ürünün patentini almak için başvuruda bulunuyor. Ancak diğer yandan da genetiği değiştirilmiş ürünler üzerindeki tartışmalar alevleniyor.

Bu tartışmalardan sonuncusu Amerikan şirketi Monsanto tarafından geliştirilen domuz yemleri ile ilgili. Bu yemlerle beslenen domuzların bünyesinde bir gen harekete geçiyor ve domuzların etleri daha dolgun hale geliyor.

Greenpeace'ten tepki

Bu besicilik yönteminin patentini alan Monsanto, patenti bir süre sonra başka bir şirkete devretti. Patent uygulamasına karşı çıkanlar çiftçiler, bu genin her domuzun bünyesinde bulunduğunu söylüyor ve domuz yetiştiren her çiftçiden ücret talep edilebileceği endişesi taşıyor.

Çevre örügütü Greenpeace'den Christoph Then, yüzyıllardır uygulanan besicilik yöntemlerine patent verilmesinin, çiftçileri uluslararası şirketlere bağımlı hale getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla genetik teknolojiyle ilgili etik tartışmaların yanı sıra, ekonomik kaygılar da söz konusu. Zira biyoteknolojik buluşların patentini almak için Monsanto ya da Syngenta gibi dünyanın her yerinde genetiği değiştirilmiş tohumların ticaretini yapan uluslararası şirketler başvuruda bulunuyor.

Bunun doğuracağı olumsuz sonuçlara dikkat çeken Hessen Eyaleti Başbakanı Michael Boddenberg, tarımda kullanılan ürünlerin patentlenmesi, sayıca daha az ancak piyasada güçlü konumda bulunan firmaların, orta halli tohumculuk firmalarını piyasadan dışlamasına yol açıyor" şeklinde konuştu.

Yönetmelikte değişiklik talebi

Avrupa Birliği’nde 1998 yılından bu yana biyoteknolojik buluşların patent haklarını düzenleyen bir yönetmelik yürürlükte. Ancak bu yönetmelik, hayvan ve bitki türleri ile yeni hayvan ve bitki türleri geliştirilmesine ilişkin faaliyetlere patent verilmesini yasaklıyor. Buna karşılık, organik maddeler ve gen teknolojisi ile elde edilen ürünlere belirli koşullar altında patent verilebiliyor. Yönetmelik yaklaşık 10 yıldır yürürlükte.

Bu yönetmeliğin güncel gelişmeleri takip etmekte yetersiz kaldığını savunan çevreciler, "neye patent verilir, neye verilmez" konusunun gittikçe karmaşık bir hal aldığını dile getiriyor. Almanya'nın Hessen Eyaleti Başbakanı Michael Boddenberg, Eyalet Temsilciler Meclisi’nde konuyu gündeme getirmişti.

Boddenberg, “biz, Avrupa Patent Dairesi’nin yasaları oldukça geniş yorumladığı, bu nedenle de siyasetin bunu düzeltme amacıyla müdahele etmesi gerektiği görüşündeyiz. Bize göre yaşam, patent altına alınamaz" şeklinde konuşmuştu.

Lobi faaliyetlerine vurgu

Çiftçiler, çevreciler ve konuya duyarlı sivil toplum kuruluşları 1998 yılından bu yana yürürlükte bulunan Avrupa Birliği yönetmeliğinin sertleştirilmesini ve güncel gelişmelere uygun hale getirilmesini talep ediyor. Ancak bu alanda faaliyet gösteren firmaların lobi çalışmalarının böyle bir değişikliğe engel olabileceği de dile getiriliyor.

Chrstopher Plass / Başak Özay

Editör: Hülya Köylü

Önerdiğimiz linkler