1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Almanya'da askerlik yerine Çin'de sosyal hizmet

Alman gençleri askerlik görevlerini sosyal hizmet yaparak da yerine getirebiliyorlar. Üç Alman genci ise sosyal hizmet görevlerini Çin'de yapıyor. Alman Radyolar Birliği'nden Petra Aldenrath bu gençlerle görüştü.

Alman gençler askerlik görevlerini sosyal hizmetler alanında çalışarak da yerine getirebilme imkanına sahip

Alman gençler askerlik görevlerini sosyal hizmetler alanında çalışarak da yerine getirebilme imkanına sahip

Almanya'da gençler istedikleri takdirde askerliklerini sosyal hizmetler alanında çalışarak yapabiliyorlar. Federal Almanya Sivil Askerlik Hizmeti Kurumu'nun (BAZ) verilerine göre, Kasım ayı başı itibariyle ülke genelinde sivil hizmet görevi yapanların sayısı 73 bin dolayında. Gençler, yaşlı ve engellilerin bakımı ile ilgilenip çevre koruma ya da acil servis birimlerinde görev alabiliyorlar. Daha da ilginci ise gençlerin bu hizmeti yurt dışında da yapabilmeleri. Örneğin Çin’de şu anda üç Alman genci Pekin ile Tianjin arasındaki küçük bir köydeki yatılı okulda sosyal hizmet görevlerini yerine getiriyor.

Çin'deki Tianzhen Yatılı Okulu milyonlarca kişinin yaşadığı Pekin ve Tianjin şehirlerinin hemen hemen ortasında yer alıyor. Yaklaşık üç aydır bu bölgede bulunan üç Alman genci ise sosyal hizmet görevlerini yerine getiriyor. Okulun bahçesindeki geleneksel küçük Çin evlerinden birinde ikamet ediyorlar. Binaların dışı gri renkli, çatılar ise sallanıyor. Evlerin arkasında mısır tarlaları başlıyor, civarda aynı zamanda çeşitli hayvanların yaşadığı ahırlar da mevcut. Üç Alman gencin sosyal hizmet yaptığı Tianzhen Okulu, aynı zamanda bir çiftlik.

Çin'de üç Alman genci

Berlin’den gelen 19 yaşındaki Max’ın, Kung-Fu çalışmaları sırasında Çin’e karşı olan ilgisi daha da artmış. Ve Çin'deki fırsatları araştırmaya başlamış. Max, arkadaşlarıyla yaptıkları görevleri, “Biz çoğunlukla bu çiftlikte çalışıyoruz. Çok farklı görevlerimiz var. Son zamanlarda örneğin at pisliklerini kürekle temizledik ya da tarlaları kazdık. Anaokulunda da yapılacak işler var. Orada çocuklara biraz İngilizce öğretiyoruz. Ben üç yıldır Kung-Fu yapıyorum ve Çin'e bu sayede ilgi duymaya başladım. Yani sivil görevimi bilinçli olarak Çin'de yapmak istedim ve bu yönde arayışlara girdim“ sözleriyle anlatıyor.

Max ileride Çinceyi çok iyi öğrenmek istiyor. Max’ın ardından iki Alman genci daha aynı bölgeye gelmiş. İkisinin de adı Lukas. Biri Berlin-Spandau’dan diğeri ise Dresden kentinden geliyor. Pekin ya da Şanghay gibi büyük şehirlerde yabancılar pek göze çarpmazken, üç Alman genci, bulundukları bu kırsal bölgede bir hayli dikkat çekiyor. Lukas, Çinlilerin kendilerine yaklaşımını, "Sık sık dışarıda koşu yapıyoruz ve herkes geçerken şöyle bir dönüp bize bakıyor. Öğrenciler yanımızda bisiklet geçerken bize tezahürat yapıyor. Bir keresinde otomobil kullanan bir adam bize bakacağım derken az daha bir ağaca çarpıyordu“ sözleriyle dile getiriyor.

Çinlilerden destek görüyorlar

Max ve iki Lukas biraz Çince öğrenmeyi başarmışlar. Bu, okuldaki çocuklarla oynamalarına yetiyor. Ancak köyde bir şey satın alırken bazı kelimeleri hatırlayamadıklarında bu çok da sorun olmuyor. Lukas, karşılaştıkları Çinlilerin içine kapalı asosyal insanlar olmadıklarını tam aksine çok yardımcı ve sabırlı olduklarını söylüyor.

Hafta içinde üçü de erken kalkıyor, biraz gölge boksu çalışıyorlar. Daha sonra anaokulunda ya da çiftliktekilere yardım ediyorlar. Alman gençlere göre bulundukları yerdeki yiyecekler oldukça sağlıklı. Herkes kendi yetiştirdiği sebzeleri yiyor ve çok az et kullanılıyor. Ancak okulda televizyon yok. Disko ise yakın köylerde yabancı bir kelime. Kimse anlamını bilmiyor. Buna da alıştıklarını belirten Lukas, "İnsan buna da alışıyor. Dünya nimetlerinden biraz uzaktasınız. Yalnızlığınız daha da artıyor“ dedi.

Hafta sonu "gerçek" Çin'i tanıyorlar

Üç Alman genci, hafta sonunu da dolaşarak geçiriyor fakat bu kez şehre iniyorlar. Başkent Pekin’e gitmek bir saatten daha fazla sürüyor. Orada ise gençleri çok daha farklı bir dünya bekliyor. Lukas, "Pekin bizim oralara daha çok benziyor. Partilerde doyasıya eğelenebiliyor hatta et bile yiyebiliyoruz. Yani Hafta içinde sıradan insanların basit yaşam tarzlarını görüyor, hafta sonları ise -kendi ifadeleriyle- büyük Çin’i tanıyorsunuz. Pekin! Her şey yeni ve her şey büyük“ diyor.