1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Almanya'da alışveriş çılgınlığı

Mali kriz Alman ekonomisinde de büyük gedikler açtı, ama resesyondan herkes aynı ölçüde etkilenmedi. Alman tüketiciler krize rağmen harcamalarında kısıntıya gitmiyor; perakendeciler ise durumdan memnun.

default

Otomotivcilik, makine sanayi ve diğer ihracatçı branşlar büyük talep gerilemesi yüzünden sıkıntıya düşerken Alman perakendeciliği krizi şimdilik iyi atlattı. Krizi henüz hissetmediği anlaşılan tüketici bol para harcıyor. Tüketim eğiliminin sürmesi için perakendeci şirketler de sürekli fiyat düşürüyor ve yaz sonu indirimli fiyatlarıyla yetinmeyip, ‘indirimden de tenzilat’ yaparak müşteri kazanmaya çalışıyor.

İndirimli fiyattan iskonto

Vitrinler, fiyat indirimi afişlerinden geçilmiyor. Kimi %50 ve daha fazlasını vaat ederken kimi de moda tabiriyle ‘sale’ yazılı etiketlerle ucuza hücumu tetiklemeye çalışıyor. Ama bazı satış mağazalarına bu da yetmiyor. Almanya’nın alışveriş merkezlerinde indirimli fiyatlar üzerinden de ıskonto yapan dükkanlara rastlamak mümkün. Bir satıcı, “Üç çift ayakkabı alana, en ucuz çifti bedavaya veriyoruz. İki çift indirimli ayakkabı alan da daha ucuz olanından bir kez daha tasarruf edebiliyor” diyor.

Almanya'da yaz dönemi indirimleri başladı.

Almanya'da yaz dönemi indirimleri başladı.

Tüccar her yola başvuruyor

Tüccar ekonomik kriz dönemlerinde başvurmadık yol bırakmıyor. Tenzilatlı ürünü ek ıskontoyla satan mı istersiniz yoksa sabahın erken saatlerinde müşterisine sıcak kahve ve çörek ikram eden mi? Müşteri ikramdan son derece memnun. Müşteriler memnuniyetlerini, “Tişört beğendim. Normal fiyatı neydi? Sanırım satış fiyatı 15 Euro’ydu. Ben kaça aldım, dersiniz. Sadece 6 Euro'ya “, “Bir takım elbise, iki kravat, iki gömlek, bir çift deri eldiven. Hepsine 300 Euro’dan az ödedim. Normal olarak 500 Euro’dan fazla ediyordu” sözleriyle dile getiriyor.

Aklına orijinal satış yöntemi gelmeyen tüccarın en büyük silahı ise tenzilat. Köln’deki bir elbiseci %90’a varan oranlarda indirim yapıyor. Ama bu indirimli eşya arasında normal fiyatına kimsenin almayacağı parçalar da bulunuyor. Elbiseci, “dükkanda yer açmamız lazım. Geçen yazdan kalma satılmayan malları elden çıkartmak şart. %90 oranında indirim yapmamızın nedeni de bu” diyor.

İnidirim fırsatını kaçırmayan müşteriler bol bol alışveriş yapıyor.

İnidirim fırsatını kaçırmayan müşteriler bol bol alışveriş yapıyor.


Tezgahtarın bile beğenmediği, 99 Euro fiyat etiketli ayakkabıların 10 Euro’ya satıldığı da oluyor. Kriz perakendeciyi de etkiliyor ve indirim yapmadan günü ciroyla kapatmak mümkün olmuyor. Bir perakendeci, “tüketimin azaldığını artık hissediyoruz. Bu nedenle cazip fiyat etiketleriyle tüketicinin dikkatini çekmeye ve, ‘biz de varız’ demeye çalışıyoruz. Fiyatlarımız zaten uygun ve bu fiyat kategorisindeki konumuzu sağlamlaştırmak istiyoruz” diyor.

Alışverişin nedeni indirim

Krizin özel tüketim harcamalarına henüz yansımadığı söylense de resesyon döneminde müşteri indirim olduğu için alışveriş yapıyor. Bir müşteri, “Kriz var. Kimsede para yok. Kocama beş Euro’luk pantolon bulunca tabii alırım. Çocuklara da keza. Üç Euro, iki Euro. Fena mı?” şeklinde konuşuyor.

Bu yılki indirim sezonunun bir başka özelliği daha var. Eve daha fazla paket ve poşetle dönen tüketici sonunda hiç de tasarruf etmediğini fark ediyor. İndirimden yararlanan bir müşteri, “indirim iyi tabii. Görünce hemen alıyorsunuz. Niyetim olmadığı halde, bir çırpıda tükeneceğini bildiğim uygun bedendeki şeyleri de kaptırmamaya çalışıyorum” diyor.



Jörn Sauerwein / Çeviri: Ahmet Günaltay



Editör: Nihat Halıcı