1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Almanya ve Fransa yakınlaşıyor

Almanya ve Fransa ikili ilişkilerini yoğunlaştırma yönünde çalışıyor. Ancak iki ülke arasındaki bu yakınlaşmaya diğer Avrupa ülkeleri temkinli. Avrupa’nın birleşme sürecinde bu cepheleşme benzeri gelişmeler konusunda Maja Dreyer’in değerlendirmesi...

Almanya ve Fransa Irak konusunda da ortak tutum sergilemişlerdi

Almanya ve Fransa Irak konusunda da ortak tutum sergilemişlerdi

AB’nin doğuya doğru genişlemesi başarısızlığa uğrar mı, uğramaz mı? Bunu kestirmek güç ama, Fransa’nın daha şimdiden Almanya ile ikili ilişkilerini yoğunlaştırma yönünde çalıştığı bildiriliyor. Fransa Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin’in Fransız - Alman ittifakından övgüyle bahsettiği söyleniyor. ‘Le Monde‘ gazetesinin haberinde de Paris ve Berlin’in dış politika, savunma veya ekonomi gibi alanları birleştirerek, bunları ortak yürütme konusunda fikir jimnastiği yaptıkları yer alıyor.

Kimi Avrupa ülkelerinde Fransa - Almanya yakınlaşmasına eleştirel gözle bakılıyor; örneğin Polonya’da. Varşova’daki Entegrasyon Araştırmaları Merkezi Başkanı Janusz Reiter bu konuda şu görüşleri savunuyor:

"Bu ülkelerin özellikle seçkin tabakalarında, Avrupa adına konuşma, kendileri için iyi olanı, Avrupa için de iyiymiş gibi gösterme eğilimi var. Diğer Avrupalılar‘a da sormaları gerekir, acaba onlar da bu ortaklığı ‘Avrupa için iyi buluyorlar mı‘ diye. Kendi ulusal çıkarlarını, hep ‘Avrupa’nın çıkarı‘ olarak satma eğilimini diğer ülkeler artık kabul etmek istemiyorlar.”

Almanya arabuluculuk rolünü terk mi ediyor?

AB’ye bağlı sekiz ülke, ilk kez ABD’nin Irak müdahalesi sırasında Fransa - Almanya ittifakına karşı çıkmışlar ve Amerika’nın yanında yer almışlardı. Bonn’daki Avrupa Entegrasyon Araştırmaları Merkezi’nden Ludger Kühnhard, Almanya’nın Avrupa’daki arabulucu rolünü de terk etmekte olduğu görüşünde:

”Avrupa gerçekten ortak dış ve güvenlik politikaları, ortak bir ordu, ortak bir BM üyeliği oluşturmak istiyorsa, burada Almanya’ya belki de sadece yardımcı oyuncu rolü oynamak düşecektir. Diğerleri tarafından Fransa’nın küçük ortağı gibi görülen, küçük komşuların da pek güven duymadıkları Almanya’nın artık gelişmelerin motoru olamayacağı açık.”

Euro İstikrar Paktı Kriterleri

Birlik üyeleri, Almanya ile Fransa’nın Euro İstikrar Paktı konusundaki girişimlerini de şüpheyle izliyorlar. Önceleri, Maastricht Kriterleri‘nin kararlı savunucusu konumundaki Almanya, şimdi Fransa ile birlikte ulusal devletlerin yıllık yeni borçlanmalarının sınırını yükseltme eğiliminde.

Gerekçesi ise kötü ekonomik durum. Ama küçük ülkeler İstikrar Paktı’nın sulandırılmasını protesto ediyorlar. Onların çekincesi, önlemler sonucunda faiz hadlerinin artması ve istikrarını kaybetmiş bir Euro’nun kendilerine maddi zarar açması.

Avrupa Anayasası

Şu sıralar, AB içerisinde kimin söz sahibi olacağı tartışmaları da gündemi belirliyor. Bu çerçevede, yeni Avrupa Anayasası taslağının öngördüğü oylama yöntemi de eleştiriliyor. Bu yöntem, AB Bakanlar Konseyi’ndeki oylamalarda bundan böyle ülkelerin nüfus büyüklüğünün de rol oynamasını öngörüyor.

Bu yeni yöntemden özellikle İspanya ile Polonya şikayetçi. Şimdiye kadar Avrupa Konseyi’nde neredeyse Almanya kadar oy hakkına sahip olan bu ülkeler, -nüfuslarının hemen hemen Almanya’nın yarısı kadar olması nedeniyle- gelecekteki oylamalarda daha az oy gücüne sahip olacaklar.