1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Almanya kalkınma yardımlarını kıstı

Ekonomisi durma noktasına gelen Almanya’da tasarruf önlemlerinde kalkınma yardımları da etkilendi. Ancak sivil toplum kuruluşları bunun yanlış bir politika olduğunu savunuyor ve hükümeti eleştiriyorlar...

Mali durumu iyi olmayan Almanya harcamalarını kısmak zorunda. Kalkınma yardımları bütçesi de tasarruf önlemlerinden etkileniyor. Almanya, ekonomik işbirliği bütçesini 2006 yılına kadar yurtiçi gayrı safi hasılasının binde 33’üne çıkarma vaaadinde bulunmuştu. Bu oran, halihazırda binde 27 dolayında. Kalkınma yardımlarındaki klasik hedeflerin giderek arka plana itildiği kaydediliyor.

Almanya’nın kalkınma yardımlarına ayırdığı kaynak 1990 yılından bu yana üçte bir oranında eridi. ”Germanwatch” adlı sivil toplum kuruluşunun Kuzey - Güney inisiyatifinden Ludger Reuke, Alman kalkınma yardımlarının silinen borçları da kapsadığını hatırlatıyor:

”Borçların affedilmesi hem doğru, hem de önemli. Ama alacak karşılığında kaybedilen kaynak nedeniyle diğer projelerin ertelenmemesi gerekirdi. 2002 yılının Mart ayındaki Monterrey buluşmasında Almanya hükümeti, affedilen borçların kalkınma halindeki ülkelere ödenmesi öngörülen yardımları azaltmayacağını duyurmuştu. Ama hükümet sözünü tutmadı.”

Bu gidişatın önlenememesi durumunda Alman kalkınma işbirliğinin durma noktasına gelebileceğini belirten Reuke, bütün borçlar silindikten sonra affedilecek borç kalmayacağı için kalkınma yardımları oranında dramatik düşüş olacağını söylüyor.

"G üney yarıküredeki sorunlar Almanya’yı da etkileyebilir"

Ancak Almanya’da devletin harcamaları bütün alanlarda kısılıp, sosyal alandaki maddi külfetin devletten bireylere devredildiği bir dönemde kalkınma yardımlarının arttırılmasına haklı gerekçe göstermek de zor. Alman Açlıkla Mücadele Derneği’nden Birgit Dederichs Bain bunun gerçekçi bir yaklaşım olmadığı görüşünde:

”Çoğu Afrika ülkesinde hüküm süren ve global güvenliği tehdit eden iç savaşları ele alalım. Savaş ve istikrarsızlık insanları bu bölgeleri terketmeye zorluyor. Bu durumda karşımıza göç sorunu ve bu sorunun nasıl göğüslenebileceği sorusu çıkıyor. İlk bakışta enteresan gelmeyen konuları kamuoyunun bilincine taşımak kolay değil. Bizi doğrudan ilgilendirmediği sanılan güney yarıküredeki sorunların ilerde başımıza büyük dertler açabileceğini kamuoyuna anlatmak, hükümete düşen bir görevdir.”

Sorunlar büyüyor

Sivil toplum örgütleri Ekonomik İşbirliği Sakanlığı tarafından yapılan çalışmaların diğer kurumların politikasıyla sekteye uğratılmamasını istiyorlar. Örneğin, AB’nin tarım ürünleri ihracatını sübvansiyone etmesi yüzünden yerel piyasaların oluşamaması gibi. Bu unsurun kalkınma yardımları politikasının verimliliğini düşürdüğünü belirten Ludger Reuke, zamanla sorunların büyüdüğünü ve para olmadan kalkınma yardımı yapılamayacağını söylüyor:

”Aslında bunlara ütopik hedef sayılmaz. Şartlar elverişli. Yeter ki siyasi irade ve uzak görüşlülük olsun. Almanya’nın sosyal sorunlarını çözmek zorunda olması, kalkınmanın uluslararası boyutunu gözardı etmemize gerekçe oluşturmamalı. Bunun için de para gerekli. Aksi takdirde gelecek umduğumuz kadar aydınlık olmayabilir.”

Sivil toplum örgütleri, uluslararası barışı koruma misyonlarının da ilerde ekonomik işbirliği bütçesinden karşılanmasından endişeliler. Reuke, binde 33’lük orana askeri harcamalarla erişilebileceğini belirterek ”Kalkınma işbirliğinin temel görevleri olan su, eğitim, sağlık, kalkınma ve diğer altyapı yardımlarının ihmmal edilmesine fırsat verilmemelidir" dedi.