1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Almanya figüran rolünde

Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Salı gününden beri Ortadoğu ülkelerini dolaşıyor. Beyrut’taki görüşmelerinin ardından Kudüs’e geçti. Steinmeier’in ziyaretiyle ilgili DW’nin Ortadoğu uzmanı Peter Philipp’in yorumu:

“İnsan dostlarına böyle davranmaz. İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Almanya’yı daha yeni ’ülkesinin en iyi dostu’ olarak tanımlamış ve Lübnan’da askeri bir rol oynamaya çağırmıştı. Ama Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, siyasi çözüm olanaklarının neler olduğunu anlamak için geldiği zaman, ardında İsrail hükümetinin güney Lübnan’daki askeri harekatı genişletme kararı aldığı kapının önünde onu bekletti.

Muhtemelen İsrail’in daha büyük bir “dost”u olan Amerika Birleşik Devletleri için bile İsrail hükümetinin kararı bir sürpriz oldu. Dünya, Güney Lübnan için kısa süre içinde bir düzenleme yapma şansının birden ortadan kalktığını gördü. Çünkü İsrail ordusu, bu büyük saldırının daha 30 gün sürebileceğini söylüyordu. İsrail kara kuvvetleri, Litani Nehri’ne kadar olan bölgeyi baştan sona tarayarak, oradan Hizbullah’ı püskürtmeyi planlıyordu.

Ama Perşembe sabahı, yine beklenmedik şeklinde, diplomasiye bir fırsat tanımak için büyük askeri harekatın ertelendiği haberi geldi.. Ortadoğu hâlâ sürprizlerle dolu. Hatta bunların arasında olumlu sürprizler bile var.

Fakat saldırının ertelenmesinin, tamamen iptal edilmesi anlamına geldiğini düşünmek ve diplomasinin bu savaşın ardında yatan ve onu ilk düşünülenden çok daha uzun bir süreye yayan sorunları gerçekten çözebileceğine inanmak, kesinlikle fazla iyimser bir yaklaşım olur. Saldırının ertelenmesinde Alman Dışişleri Bakanı’nın belirleyici bir rol oynamış olduğu umudunu beslemek de kuşkusuz fazla iyimser bir yaklaşım.

Bunun için gereken bir çift söz, Washington’dan gelmiş olmalı. Çünkü şimdiye kadar İsrail’i koşulsuz destekleyen, ama tabii Amerika Birleşik Devletleri’nin özellikle de Arap dünyasındaki siyasi konumuna daha fazla zarar vermemek için savaşın sona erdirilmesi gerektiğini anlamaya başlayan, Washington’dan başkası değil.

Bu oyunda Almanya, sadece figüran rolünde. Zaten bu nedenle, çantasında somut plan ve öneriler bulunmadan ya da kimsenin görevlendirmesine veya arabulucu etkinliğine sahip olmadan, kısa süre içinde ikinci defa Beyrut ve Kudüs’e giden Frank - Walter Steinmeier’in bu adımı, aslında çok cüretli bir adımdı.

Sadece insancıl yardım sözü vermek yetmiyor. Tarafların çok somut siyasi ve belki de askeri yardıma ihtiyacı var. Almanya’nın verebileceği siyasi yardım kısıtlı. Askeri yardımıysa, en azından şimdilik, vermek istemiyor. Sadece Almanya’nın geçmişinin ve İsrail’le ilişkilerinin çok özel niteliklere sahip olmasından dolayı da değil. Aynı zamanda, Lübnan’da girişilecek böylesine tehlikeli bir harekatı Alman halkı kesinlikle beğenmeyeceği için de.

Eğer taraflar birdenbire kendiliğinden harekete geçmeseydi, Steinmeier’in gezisi “mutlak hüsran” olarak tarihe geçecekti. Ama Beyrut’ta hükümet ve hatta bu kabineye dahil olan Hizbullah üyesi bakanlar bile, Lübnan askeri birliklerinin ülkenin güneyine gönderilmesine onay verdi. Kudüs’te de –belki biraz geç, ama en azından çok gecikmeden- yeni kararlaştırılmış olan geniş çaplı saldırı ertelendi. Küçük bir umut penceresi aralandı. Fakat bu her an yeniden kapanabilir.“

  • Tarih 10.08.2006
  • Hazırlayan Peter Philipp / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZoi
  • Tarih 10.08.2006
  • Hazırlayan Peter Philipp / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZoi

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN