1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Almanların göçmenlere bakış açısı

Almanya'ya son yıllarda artan sayıda nitelikli iş gücü geldi. Alman Ekonomi Enstitüsü'nün yaptırdığı bir araştırmanın sonucu bu. Peki ama Almanların göçmenlere bakış açıları da değişti mi?

"Nasıl oluyor da bu kadar iyi Almanca konuşuyorsun?"... . Televizyon sunucusu Elif Şenel, Almanya'da doğmuş olmasına rağmen bu soruya sıkça muhatap oluyor. Ancak Elif Şenel kuşaklar arasında bir fark gözlemlediğini söylüyor ve ekliyor: "Sadece yaşlılar böyle sorular yöneltiyor, Almanya'daki genç insanlar, ismi Almanca'yı çağrıştırmayan bir kişinin de buraya ait olabileceğini normal karşılıyor." Elif Şenel'in anne-babası 70'li yıllarda Anadolu'dan Federal Almanya'ya gelmiş, babası "misafir işçi" diye anılan ve 50'li yıllarda Almanya'ya çağrılan ilk kuşak göçmenlerden ve burada tornacı olarak çalışmış.

Daha önceleri Almanya dışında yaşayan etnik Almanlar, yani Alman kökenli azınlık gruplar, Almanya'nın birleşmesinden sonra ülkeye akın etti. 21. yüzyılın ilk on yılında da ortalamanın üzerinde kalifiye göçmen Almanya'ya geldi. Alman Ekonomi Enstitüsü'nün bir araştırmasına göre 2009 yılında göçmenlerin yüzde 21'i yüksek niteliklere sahip kalifiye elamanlar ve yönetici pozisyonundaki insanlardan oluşuyordu. Bu yılın 1 Temmuz'una kadar Alman Vakıfları Göç Ve Uyum Bilirkişi Konseyi'ni yönetmiş olan göç uzmanı Klaus Bade şunları söylüyor: "Almanya'ya giderek artan sayıda yüksek nitelikli elemanların gelmesiyle eğitimli göçmen imajı ön plana çıkmaya başladı ve bu durum niteliği fazla olmayan misafir işçi imajını gölgede bıraktı."

Tek tek gruplar dışında genel olarak olumlu imaj

Klaus Bade

Klaus Bade

Klaus Bade, tek tek bazı gruplar dışında göçmenlerin imajının genel olarak olumluya doğru gittiğini belirtiyor. Geçmişte göçmenlere ilişkin olarak hep bir "düşman imaj zinciri" oluşmuştu diyen Bade, buna şöyle açıklık getiriyor: "50'li yıllarda Alman kızlarının ardından ıslık çalanlar İtalyanlardı, 80'li 90'lı yıllarda ise suça karışmış olan doğu Avrupalılardı; bugün ise Almanya'ya yeni AB üyesi ülkeler olan Romanya ve Bulgaristan'dan gelen Romanlar... . Klaus Bade, bu ülkelerden Almanya'ya çok sayıda yüksek nitelikli iş gücü de gelmesine rağmen, toplumda Romanlara karşı var olan kötü imajın Rumenler ve Bulgarlar konusunda çarpık bir imaj oluşmasına yol açtığını belirtiyor.

Bade, Almanya'daki göçmenlere ilişkin toplumdaki genel olumlu imajın başka bir istisnasını ise burada yaşayan Müslüman göçmenlerin oluşturduğunu vurguluyor: " Thilo Sarrazin'in 'Almanya kendini Yok Ediyor' benzeri yayınlarla ve Müslümanların tehlikeli ve kökten dinciliğe eğilimli gruplar olduğu yönündeki iddialarla İslam karşıtı propaganda yapılıyor."

Alman Vakıfları Göç Ve Uyum Bilirkişi Konseyi'nin hazırladığı "Göç Barometresi" adlı yıllık bilirkişi raporunda yer alan anket araştırmasının sonuçları da zaten bu tartışmalı Sarrazin kitabının ateşlediği, uyum girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı yönündeki toplumsal tartışmayı yansıtır nitelikte. Klaus Bade, "2009 yılı sonunda -yani bu tartışma başlamadan önce- göç geçmişi olan ya da olmayan insanlara soru yöneltildiğinde, onlar, Almanlar ile göçmenler arasındaki birlikte yaşamın ağırlıklı olarak olumlu olduğu görüşünü savunuyorlardı. Bundan sadece bir yıl kadar sonra uyum konusunda iyimser olanların sayısında da  -her iki tarafta olmak üzere- bir geriye gidiş olduğunu saptadık." Ancak bu eğilim de 2011 yılında yeniden geriledi. Bade, "bunun da göç edilen toplumun, siyasetçilerin sandığından çok daha fazla toplumsal sorunları kaldırma gücünde olduğunu ortaya koyduğunu, ateşli tartışmaların toplumun aklını çelmediğini" vurguluyor. Bu anketler göç geçmişi olan ve olmayan kişilerin benzer görüşte olduğunu sergiliyor: Örneğin her iki gruba bağlı olanların yüzde 60'ı, Almanya'ya yüksek nitelikli iş gücünün gelmesinden yana görüş belirtiyor. Ayrıca, kendilerine soru yöneltilen her iki gruba bağlı insanların yüzde 70'i, Almanya'da uyumun başarılı olması için ellerinden geleni yapmak istediğini belirtiyor.

Elif Şenel

Elif Şenel

"Göçmenler daha bilinçli bir biçimde boy gösteriyor"

Göçmen araştırmacısı Paul Mecheril, toplumda, politikada, medyada göç geçmişi olan ya da olmayan insanlara sıkça rastlanıldığını, bunlar arasında artık klâsik bir ayrım yapılmasının da sorunlu olduğuna dikkat çekiyor. Oldenburg Üniversitesi'nden Kültürlerarası Eğitim Profesörü Paul Mecheril, "Almanya'da gerçek bir hoşgeldin kültürünü yerleştirebilmek için burada farklı kökenlerden ve farklı görünüşte insanların yaşıyor olmasının toplum tarafından daha fazla kanıksanması gerektiğini" söylüyor. Zira sadece "göç geçmişi olan" kavramı bile, "kişinin yabancı olduğuna göndermede bulunmak" anlamına geldiği vurgulanıyor.

Televizyon sunucusu Elif Şenel, Alman kökenleri olmayan insanların daha fazla kanıksanmış olmasının ilk işaretlerini Alman TV kurumlarında gözlemlediğini belirtiyor: "Dizilerde ya da belgesel-pembe dizilerde, kökenleri hiç bir biçimde konu edilmeden, sürekli ya bir İranlı doktor, ya da bir Türk emlâkçı artık sürekli boy gösteriyor."

Elif Şenel, bir göç ülkesi olarak Almanya'nın geçen son 10 yıl içerisinde genel hatlarıyla büyük ilerlemeler kaydettiğini, genel olarak göçmenlerin imajının eskiye kıyasla daha olumlu olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Bunun bir sebebi de göçmenlerin kendilerinden daha emin bir biçimde ortaya çıkmaları. Benim annem-babam ve diğer çok sayıda misafir işçi eskiden pek dikkat çekmek istemiyorlardı ve Almanya'da yaşama hakkını elde ettiklerinden dolayı kendilerini teşekkür borçlu hissediyorlardı. Ancak müteşekkir olmanın ve alçak gönüllülüğün fazlası da insanın yeni topluma kendini kabul ettirmesini ve toplumu diğerleriyle birlikte biçimlendirmesini önlüyor. Kendinden emin bir tavırla boy gösterenler ise daha fazla saygı topluyor."

© Deutsche Welle Türkçe

Alexandra Scherle / Çelik Akpınar

Editör: Nihat Halıcı

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN