1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Alman yazar Müller’in Nobel sevinci

2009 yılı Nobel Edebiyat ödülü, Romanya doğumlu Alman yazar Herta Müller’e verildi. Romanya’da baskı rejimini yaşayan ve 1987 yılında Almanya’ya göç etmek zorunda kalan Müller, favoriler arasında gösteriliyordu.

Yazar Herta Müller

Yazar Herta Müller

Stockholm’deki Nobel Ödül Komitesi tarafından yapılan açıklamada Romanya doğumlu Alman yazar Müller’in bu ödülü “şiirin yoğunluğu ve nesrin açıklığını kullanarak mülksüzlerin dünyasını betimleme yeteneği” gerekçesi ile aldığı kaydedildi. Yazar, şiirleri, öyküleri ve denemeleri ile tanınıyor. Böylece, ekonomi ve barış alanlarındaki Nobel ödülleri henüz açıklanmadan, bu yıl Nobel kazanan edebiyatçı kadınların sayısı dörde yükseldi. Daha önce de Günter Grass, Thomas Mann, Hermann Hesse gibi Alman yazarlar Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

"Şimdiye kadar okuduğum en iyi yazar"

Stockholm'deki Nobel Ödül Komitesi'nin 2009 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'nü açıklamasına dakikalar kala, herkes nefesini tutmuş, edebiyat dünyasının bu yılki yıldızının adını duymayı bekliyordu. Nobel Ödül Komitesi’nin, Alman yazar Herta Müller’in adını telaffuz etmesi kimse için süpriz olmadı. Zira pek çok yazar ve eleştirmen uzun yıllardan bu yana Müller'i ödüle favori gösteriyordu. Bunlardan biri de eleştirmen Ulrike Milles. Milles, “kesinlikle şimdiye kadar okuduğum en iyi yazar. Çok dürüst bir yazar, ayrıca çok da dürüst bir insan. Yargılarında bıçak kadar keskin, cam gibi de şeffaf. Sözcüklerini çok büyük bir özenle seçiyor ve mizahi bir yanı da var" diyor.


İki dilli yazarın öyküsü

17 Ağustos 1953 tarihinde Romanya’nın Almanca konuşulan Banat bölgesinde dünyaya gelen yazar Herta Müller, Rumence öğrenmeye 15 yaşında başlar. Alman Dili ve Edebiyatı ile Rumen Edebiyatı alanında eğitim gören Müller’in yaşamı Romanya’da hüküm süren siyasi rejimden de büyük ölçüde etkilenir. Çevirmen olarak görev yapan Müller, Rumen gizli servisi (Securitate) ile işbirliği yapmayı kabul etmediği için işinden olur ve 1987 yılında eşiyle birlikte Almanya’ya göç etmek zorunda kalır. Bu nedenle dikta rejiminde azınlık mensubu olmak, göçmenlik gibi konular Müller’in yazınında belirleyici öğeler olur. Rumence'nin resmi dil olması nedeniyle bu dili öğrenmeye başladığını söyleyen yazar, “hiçbir zaman Rumence yazmadım ama Rumence benim sosyal ilişkilerimde kullandığım bir dil, dolayısıyla eserlerimde Rumencenin de etkisi hissediliyor. Bir kelimeyi Almanca yazsam bile cümlede Rumence düşünce biçimini taşıyorum" diyor.

"İnsan gittiği gibi geri gelmiyor"

Yazar, “Atemschaukel” adlı son romanı ile Alman Kitap Ödülü’nün de favori adayları arasında gösteriliyor. Müller, bu kitapta 17 yaşındaki bir gencin Sovyet çalışma kamplarındaki hikâyesini anlatıyor. Bu hikâye, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Romanya’daki 80 bin Alman’ın öyküsünü yansıtır nitelikte. Rumen Gizli Servisi, Almanya'ya göç etmesinden sonra da Müller'in Almanya'daki itibarını zedelemeye yönelik girişimlerde bulunmuş ve Alman medya kurumlarına Müller’in ajan olduğu yönünde ifadeler içeren mektuplar göndermişti. Ülkesine eski Doğu blokunun yıkılmasından sonra giriş yapabilen yazar, zamanı kendisini değiştirdiğini, ülkesine yabancılaştığını söylüyor: “İnsan gittiği gibi geri gelmiyor, bir kez gittiğinizde başka biri oluyorsunuz, böyle de olunmak zorunda zaten.”

Albrecht Breitschuh / Çeviri: Başak Özay

Editör: Değer Akal