1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Alman mucizesinin doğduğu gün

Federal Almanya Cumhuriyeti, 23 Mayıs 1949 tarihinde kabul edilen anayasa ile kuruldu. Avrupa’nın önde gelen demokrasileri arasında yer alan Alman Cumhuriyeti’nin Meclisi de ilk kez bundan 60 yıl önce toplandı.

Kurucu Meclis'in 7 Eylül 1949 tarihindeki ilk oturumunu en yaşlı üye Paul Löbe yaptı

Kurucu Meclis'in 7 Eylül 1949 tarihindeki ilk oturumunu en yaşlı üye Paul Löbe yaptı

Almanya'da seçim sistemi ve siyasi parti kampanyaları, 60 yıl önce bugüne kıyasla oldukça farklıydı. 1949 yılında, dönemin Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Kurt Schumacher’in yardımcısı olan Annamarie Renger o günleri şöyle anlatıyor: “ O yıllarda, bugünkü anlamda seçim kampanyası yürüten birisi yoktu, seçim kampanyaları yerel, seçim bölgesi ve eyaletler odaklıydı. Büyük kampanyalar düzenlemek için elimizde yeterli mali kaynak yoktu ki…”

Serbest piyasa ekonomisine evet

Bu yıllarda Almanya; Federal Almanya Cumhuriyeti ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti olarak fiilen ikiye bölünmüş durumdaydı. Federal Almanya Cumhuriyeti’ndeki seçmenler, seçimlerle birlikte bu bölünmenin daha da derinleşmesinden endişe ediyordu. Bu endişelere rağmen 14 Ağustos 1949 tarihinde yapılan ilk seçimlerde seçmenlerin yaklaşık yüzde 79’u sandık başına gitti. Seçime katılımın bu kadar yüksek olması, yeni Cumhuriyet'e duyulan güvenin bir göstergesi niteliğindeydi. Sosyal Demokratlar beklenmedik bir şekilde ve yüzde ikilik oy farkıyla, Hıristiyan Birlik Partileri’nin yani CDU ve CSU’nun yenilgisine uğradı. Federal Almanya Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı Konrad Adenauer, “Planlı ekonomi mi yoksa piyasa ekonomisi mi? Bu soru seçimler öncesinde büyük rol oynadı. Seçim sonuçları, Alman halkının büyük çoğunluğunun planlı ekonomiye karşı olduğunu ortaya koydu" sözleriyle Sosyal Demokrat Parti’ye karşı çizgisini net bir şekilde ortaya koyuyordu:

Konrad Adenauer; Hristiyan Birlik Partileri, liberal görüşlü Hür Demokratlar ve muhafazakâr Alman Partisi ile kurulan üçlü koalisyon hükümetinin başbakanıydı. Adenauer, “deney yok” sloganıyla, savaştan sonra Almanya'yı dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokan ‘Alman mucizesi’nin yaratıcılarından oldu. Hrıstiyan Birlik partileri bu politikalarla mutlak çoğunluk sağladı ve partinin bu başarısı 1960’lı yıllara kadar sürdü.

İlk büyük koalisyon

1966-69 yılları arasında Almanya'da ilk “büyük koalisyon”, Hrıstiyan Birlik Partileri ve Sosyal Demokrat Parti’den oluşan koalisyon iktidardaydı. Büyük koalisyonun başbakanı ise Hıristiyan Demokrat Parti’nin Genel Başkanı Kurt-Georg Kiesinger’di. Hükümetin dışişleri bakanlığı görevini de ileriki yıllarda adını Alman siyasi tarihine büyük harflerle yazdıran ve izlediği başarılı Doğu politikası nedeniyle 1971 yılında Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen sosyal demokrat lider Willy Brandt’tı.

1969 seçimleri, Almanya siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu. Hür Demokratlar ile Sosyal Demokratlar'ın kurduğu koalisyon, 13 yıl boyunca iktidarını sürdürdü ve siyasetten ekonomiye birçok alanda izler bıraktı. Başbakan Willy Brandt, “sosyal-liberal” olarak adlandırdığı reform döneminde güçlü çıkışlarda bulunuyordu ve daha fazla demokrasi istediklerini söylüyordu.

Gauilaumme skandalı

Sosyal Demokrat Başbakan Willy Brandt 1974 yılında ortaya çıkan bir skandal üzerine istifa etmek zorunda kaldı. Brandt’ın özel danışmanı Günther Gauilaumme’nin Demokratik Alman Cumhuriyeti'nin ajanı olduğu ortaya çıkmıştı.

Brandt’tan boşalan koltuğu, Alman siyasetinin bir başka duayeni olacak olan Helmut Schmidt devraldı ve Schimdt başbakanlığındaki Sosyal Demokrat Parti-Hür Demokrat Parti koalisyonu 1982 yılına kadar sürdü.

Liberal Hür Demokrat Parti 13 yıllık koalisyonun ardından Hıristiyan Demokratlar ile ittifaka geri döndü, Schmidt hükümeti 1982 yılında düştü ve Hıristiyan Demokrat Parti’nin başkanı Helmut Kohl, Hür Demokrat Parti’nin desteğiyle başbakan oldu.

Kohl liderliğindeki koalisyon, 1983 yılındaki seçimlerde güven tazeledi. İki Almanya’nın 1990 yılında birleşmesine imza atan Kohl, 1998 yılına kadar Almanya’nın başbakanlığı görevini sürdürdü ve böylece 16 yıl ile Almanya’da en uzun süre görevde kalan başbakanı unvanını kazandı.

Siyasi bir krizle değil de, seçimle iktidara veda eden ilk hükümet yine Kohl hükümeti oldu.

Gerhard Schröder liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller’in siyaset sahnesinde gücünü göstermesiyle seçimlerden zaferle çıktı. 1998 seçimlerini kaybeden Kohl, yenilgiyi kabullenirken şunları söyledi: “Biz seçimleri kaybettik. Yeşillerin ve sosyal demokratların seçimi kazandığı çok açık.”

Sıra Merkel'de

Gerhard Schröder “kırmızı-yeşil” koalisyon hükümetinin başbakanı, Yeşiller'den Joschka Fischer de dışişleri bakanı oldu. 2005 yılındaki erken seçimlerde ise sosyal demokratlar-yeşiller koalisyonunun sona erdiren bir siyasi isim seçimlerin galibiydi: Hristiyan Demokrat Parti'nin lideri Angela Merkel.

Merkel'in başbakanlığında, Hristiyan Birlik Partileri ile Sosyal Demokratlar arasında kurulan “Büyük Koalisyon” hükümeti, 2005 yılından bu yana iktidarda. Alman siyasetinin iki büyük rakibi, birçok konudaki farklı görüşlerine rağmen, geçen 4 yılda uyumlu bir yönetim sergiledi.

İktidar her iki parti için de yıpranma getirse de, 27 Eylül seçimleri öncesinde Hristiyan Birlik Partileri, kamuoyu anketlerinde birinciliğini koruyor. Hristiyan Birlik Partileri'ni yaklaşık 10 puanlık farkla Sosyal Demokratlar izliyor. Siyasette son dönemde yeniden yükselen Hür Demokratlar ise, yeni bir koalisyon hükümetinin iddialı adaylarından.

Jochen Vock / Çeviri: Başak Özay

Editör: Ayhan Şimşek

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN