1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Alman medyasında Türklerin değişen imajı

Almanya’da yaşayan Türkler, 50 yıldan bu yana Alman medyasına da konu oluyor. Peki Türkler Alman medyasında nasıl ele alındı, geçen 50 yılda ne değişti?

default

Almanya’nın saygın dergilerinden Der Spiegel, 1973 yılının 31’inci sayısının kapağına “Almanya’daki Gettolar – Bir milyon Türk” başlığını atmıştı. Dergideki haberin manşeti ise “Türkler geliyor, herkes canını kurtarsın” şeklindeydi. Bu manşet, o yıllarda Almanya’daki Türk kökenlilerin medyada nasıl ele alındığına dair en çarpıcı örneklerden biri.

Hürriyet Gazetesi Berlin Temsilcisi Ahmet Külahçı, Alman gazetelerinde yer alan Türkler'e ilişkin haberlerin çoğunlukla olumsuz olduğunu ifade ediyor: “1969 yılında Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’ndeki yazılı basında, göçmen kökenlilerle, o zamanki 'Gastarbeiter'lerle (misafir işçilerle) ve Türklerle ilgili haberlerin bir içerik analizi yapılmış. Buna göre Türklerle ilgili her iki haberden biri sansasyon içeriyor. Yani adam öldürme, adam yaralama, kavga, kız kaçırma gibi haberler. Ki bu haberlerin zaten olumlu bir yönü olamaz.”

Türklerin olumsuz imajı

Ahmet Külahçı

Ahmet Külahçı

80’li yıllarda yapılan çeşitli araştırmalar da Türklerin medyaya yansıtılış şeklinde değişiklik olmadığını ortaya koydu. Yüksek tirajlı bulvar gazetesi Bild’in Siyaset Editörü Hans Jörg Vehlewald’e göre, o yıllarda yapılan haberler bugün olduğu gibi Alman kamuoyunun görüşlerini yansıtıyor: “1980’lerde Almanlar arasında bazı kamuoyu yoklamalarının yapıldığını biliyorum. Bu anketlerden birinde, ‘misafir işçiler geri gönderilmeli mi?’ diye sorulmuştu. Almanların yüzde 80’i bunu 'evet, memleketlerine geri gitsinler' şeklinde yanıtlamıştı. Bir gazete olarak halkın eğiliminin karşısında duramazsınız. Tam tersine, onların görüşleri ve durdukları noktayı yakalamanız gerekiyor.”

90’lı yıllarda da değişiklik olmadı. Türkler, Alman medyasında yine olumsuz bir şekilde yansıtılıyordu. Örneğin 1993 yılında Der Spiegel dergisinin kapağında bu kez “Alman-Türkler” başlığı yer alıyordu. Haberde, "Alman - Türkler"in uyumun başarısız bir örneğini oluşturduğu, çünkü uyum sağlamak istemediklerine dikkat çekiliyordu.

11 Eylül 2001 sonrası

Hürriyet Gazetesi Berlin Temsilcisi Ahmet Külahçı, 2000’li yıllarda ise Alman medyasının Türkerin başka bir yönünü keşfettiğini belirtiyor: “Alman medyası 11 Eylül’den sonra burada yaşayan Türklerin Müslüman olduğunu keşfetti. 1979 yılına kadar, yani İran Devrimi’ne kadar Müslüman unsurlar pek ön plana çıkmazdı. O dönemde geçici bir süre için burada yaşayan göçmen kökenlilerin Müslüman olduğu keşfedildi. Fakat 11 Eylül’den sonra bu daha ağırlıklı olarak gündeme geldi.”

Alman medyasında 11 Eylül 2001’den sonra yapılan haberlerde, Müslümanlığın terör ve güvenlik konularıyla ilişkilendirildiği veya Müslüman kadınların ezildiği vurgusu dikkati çekiyor.

Ne değişti?

1980’den beri Almanya’da gazetecilik yapan Ahmet Külahçı, geçen 50 yıl içinde Türklere yönelik bakışın pek değişmediğini, hâlâ olumsuz olduğunu söylüyor. 70’li, 80’li yıllarda Türklere ilişkin haberlerin çoğunlukla olumsuz olduğunu kabul eden Bild gazetesi editörü Hans-Jörg Vehlewald ise artık bunun değiştiği görüşünde: “Türklere ilişkin haberleri bugün öyle yazmam, zaten artık hiçbir gazeteci o şekilde yazmaz. Kanımca artık hem gazetelerde hem de toplumda görüşler değişti. Ayrımcılık yapan haberlerden bilinçli bir şekilde kaçınılıyor. Türklere ilişkin genellemeler yapan olumsuz haberleri artık bulamazsınız.”

Bild gazetesinin 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası sırasında Türkçe internet sayfası hazırlaması veya göçün 50’nci yılında siyasetten spora kadar farklı alanlarda çalışan Türk kökenlileri tanıtması, atılan olumlu adımlar arasında yer alıyor. Berlin merkezli Yeni Alman Medya Çalışanları adlı derneğin kurucu üyesi Rana Göroğlu, Türk kökenlilerin yansıtılış şeklinin hâlâ yeterince olumlu olmadığını söylüyor: “Kanımca son 10 yılda içinde biraz iyileşme oldu. Medya kuruluşlarının çoğu yaptıkları haberlerde genellemelerden kaçınmak için çaba gösteriyorlar. Ama buna rağmen yine de haberlerin tek yanlı olduğunu ve bazı mekanizmaların bulunduğunu düşünüyorum. Bir medya kuruluşu olumsuz bir haber yaptığı zaman diğerlerinin de onu takip ettiği bir dalga oluşuyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Jülide Danışman / Berlin

Editör: Hülya Köylü

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN