1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Alman ekonomisi için karamsar tablo

Almanya’nın ekonomik büyüme konusunda nispeten zayıf bir döneme hazırlıklı olması gerekiyor. Ülkenin önde gelen ekonomi araştırma enstitüleri, tahminî sonbahar ekonomi raporunu açıkladılar.



Başkent Berlin’deki basın toplantısı sırasında kürsüdeki ekonomi profesörleri “tam olarak kestiremiyoruz” şeklindeki sözlerin çeşitli varyasyonlarını kullanmak zorunda kaldılar. Kiel Dünya Ekonomisi Araştırma Enstitüsü'nden Klaus-Jürgen Gern, dünya ekonomisinin bu sonbahar aylarında durgunluk dönemine girdiğini, bunun da Euro Bölgesi’ndeki kriz ile bundan önceki finans krizinin bugünlere yansıyan etkileri olabileceğini belirtti:

“Ekonomik canlanma süreci ne kadar uzun sürerse, o ölçüde ekonomik büyümeye ve gelirlerdeki artışlara ilişkin beklentilerin uzun vadede tahmin edilenden daha kötü düzeyde olacağı, şirketlerin, özel hanelerin ve hükümetlerin bilincine iyice yerleşiyor. Bu yüzdendir ki borçlanma durumundan kendilerini kurtarmak için büyük çaba sarf ediyorlar.”

Ekonomik büyüme tahmini

Uzmanlar bu durumun da yatırımları ve özel tüketimi frenlediği görüşünde. Bu alanlarda şimdiye kadar iyi bir düzey tutturmuş olan Almanya’da da bu durumun gittikçe daha belirginleştiğine işaret ediliyor. Ekonomik gidişatı araştıran uzmanlar, bu yılın sonuna kadar bir zayıflama döneminden geçileceğini ve 2012 yılının geneli itibarıyla sadece yüzde 0,8’lik bir ekonomik büyüme kaydedileceğini tahmin ediyorlar. Geçen yıl ekonomik büyüme yüzde 3 dolayında gerçekleşmişti. Uzmanlar 2013 yılının ikinci yarısından itibaren canlanma bekliyorlar, bunun da 2013’ün geneli itibarıyla yüzde 1,0’lik bir büyümeye tekabül edeceğini tahmin ediyorlar.

Sonbahar ekonomi raporunu açıklayan Alman iktisatçılar: (soldan sağa) Klaus-Juergen Gern, Oliver Holtemoeller, Roland Doehrn, Joachim Scheide, Kai Carstensen

"Sonbahar ekonomi raporu"nu açıklayan Alman iktisatçılar: (soldan sağa) Klaus-Juergen Gern, Oliver Holtemoeller, Roland Doehrn, Joachim Scheide, Kai Carstensen



Tüm bunların Euro krizinin ne ölçüde üstesinden gelineceğine bağlı olduğuna da işaret ediliyor. Krizle mücadele araçları konusunda ise uzmanlar farklı görüşte. Ancak, istikrarı sağlama çalışmalarının sonuçsuz kalması durumunda kriz içinde bulunan ülkelerde düzenli bir iflas sürecinin başlatılmasının en doğru çözüm olacağı konusunda da birleşiyorlar. Aksi takdirde Avrupa Merkez Bankası’nın sürekli yeni devlet tahvilleri satın almasının gündeme geleceğine, bunun da enflasyon riskini artıracağına dikkat çekiliyor. Ancak Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü’nden Joachim Scheide bu konuda şunları da söylüyor:

“Kriz yönetiminin şimdiye kadar ki gidişatına bakılacak olursa, o zaman siyasilerin sonuç itibarıyla daha yüksek enflasyona razı olabilecekleri anlaşılıyor. Onlar açısından bu belki de en kolay çözüm yolu olur, çünkü öyle bir durumda fiyatlardaki artış gözlerden uzak kalacak, transferler ya da kefalet meblağları konusunda kamu önünde tartışma yapılmasına da gerek kalmayacak.”

Yunanistan Euro'da kalacak mı?

Ne var ki ekonomi profesörleri enflasyon oranlarının iki haneli rakamların epeyce altında kalacağından yola çıkıyorlar. Ancak uzmanlar, enflasyonun baş göstermesi durumunda Avrupa Merkez Bankası’na güvenin yeniden tesisinin de çok güç olacağına dikkat çekiyorlar.

Alman ekonomi enstitüleri başka bir konudaki, Yunanistan’ın Euro Bölgesi'nde kalıp kalmaması çerçevesindeki soruları ise geçiştirmeye özen gösterdiler. Halle kentindeki Ekonomi Araştırma Enstitüsü’nden Oliver Holtemöller bu konuda şunları söylemekle yetindi:

“Sanıyorum ki siyasi hedef ve Euro Bölgesi’nde de hakim olan kanı, Euro Bölgesi’nin şimdiye kadar olduğu gibi muhafaza edilmesidir. Biz hazırladığımız bu raporla bu hedefe yakınlaşmak için neler yapılması gerektiğine ilişkin tavsiyeler sunarak katkıda bulunmak istiyoruz. Tabii şimdi, ‘böyle bir hedef Avrupa para birliği ya da Yunanistan açısından en iyi çözüm müdür’ şeklinde bir soru da yöneltilebilir; o konuda tam bir görüş birliği olduğunu da söyleyemem.”


© Deutsche Welle Türkçe

DW/PS/ÇA/BK

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız