1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Alman Büyükelçi’den çarpıcı mesajlar

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Cuntz, PKK saldırılarını kınarken, Türkiye’nin demokratikleşme ve AB sürecine destek verdi. Cuntz, Deniz Feneri davası, CHP’ye yardım iddiaları ve Ergenekon'a dair sorularımızı yanıtladı.

default

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz: “Türkiye ile Almanya arasındaki sıkı dostluk bağlarının dünyada başka bir örneği yok.”

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz, Türkiye’yi çok yakın bir dost ve önemli bir ortak olarak gördüklerini vurgularken, “Türkiye ile Almanya arasındaki sıkı dostluk bağlarının, dünyada başka hiçbir ülke arasında olmadığını düşünüyorum” dedi. Türkiye’nin AB sürecine ve demokratikleşmesine destek verdiklerini ifade eden Alman Büyükelçi, PKK’nın son dönemdeki saldırılarını ve şiddet eylemlerini kınadı:

“Ülkelerimiz arasında yüzyıllardır süren yoğun bir dostluk var. İşte bu dostluk duygusuyla Güneydoğu’da meydana gelen üzücü saldırıda hayatlarını kaybeden askerler için başsağlığı dileklerimi ve yakınlarının üzüntülerini paylaştığımı ifade etmek istiyorum. Terör ve şiddete karşı dayanışma içinde olmamız gerektiğini ve el birliği ile mücadele etmemiz gerektiğine de inanıyorum. Bilkent Üniversitesi’nde meydana gelen olaylar ve aynı zamanda Almanya’da süren davalar dayanışma içersinde olmamız gerektiğini ortaya koyuyor.”

Ankara’nın AB sürecindeki reformlarını, Ermenistan açılımını ve son dönemde dış politikada attığı adımları öven Büyükelçi Cuntz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin dış politikasında üstlendiği görevlerin çok büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Örneğin Kafkas İstikrar Platformu konusundaki girişimleri Ermenistan-Türkiye yakınlaşması, Dağlık Karabağ sorunun çözümlenmesi konusundaki çabaları, İran ile ilişkilerde üstlendiği rol, Türkiye –Irak ilişkileri ve Suriye ile İsrail arasındaki olumlu etkisi. Türkiye’nin istikrar unsuru olarak ne kadar öneme sahip olduğunu ve bizim birbirlerimiz için taşıdığımızı önemi gözler önüne seriyor. Bu yoğun ilişkilerin bu olumlu ilişkilerin kimse tarafından rahatsız edilmemesi, kimsenin bu ilişkilere zarar vermemesi gerektiğine inanıyorum. Bence kimse zarar vermemeli, veremez.”

Deniz Feneri davası

Symbolbild Gericht Prozeß Gerichtsakten

Almanya ile Türkiye arasındaki yakın bağlar, birçok konunun sık sık iki ülke iç politikalarında gündeme gelmesini beraberinde getiriyor. Bu konulardan biri de, son dönemde Türk basınında sıklıkla gündeme gelen Deniz Feneri davası. Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Cuntz, bu tartışmalarla ilgili olarak şunları kaydetti:

“Bu konuda özellikle üzerinde durmak istediğim husus bu davada hukuk devleti ilkelerinin uygulanması yönünde. İki devlet arasında olağan prosedürler uyarınca adli yardım talepleri karşılıklı olarak gönderildi. Ben, dediğim gibi hukuk devleti ilkelerinin uygulanmasının burada çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle bu konuyu politize etmenin doğru olmayacağını düşünüyorum.”

CHP’ye yardım iddiası

Deutschland Parteien SPD Friedrich Ebert Stiftung Gebäude in Berlin

Deniz Feneri davası ile aynı dönemde tartışma yaratan bir diğer konu, Alman Sosyal Demokrat Friedrich Erbert Vakfı’ndan CHP’ye para desteğinde bulunulduğu iddiaları. Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Cuntz, Türk basınında yer alan iddiaların doğru olmadığını vurgularken, rahatsızlığını şu sözlerde ifade etti:

“Bu iddiaların aslında çok amatörce hazırlanmış sahte belgelere dayandırıldığı görülüyor bu yazılarda. Hiç mevcut olmayan kişilerin imzasını taşıyan Alman Dışişleri Bakanlığı’na atfedilen, sahte olarak hazırlanmış yazılar. Veya gerçek olmayan hiç mevcut olmayan hesaplardan havale yapıldığını gösteren makbuzlar. Burada, Türkiye ile Almanya arasındaki iyi ilişkilere zarar vermek isteyenlerin bu tür yollara başvurduğu açıkça görülüyor. Bu son derece sorumsuzca bir tutum. Bu tür haberlerle iki ülke ilişkilerine zarar verilmesi istenmesi son derece üzücü. Ben şahsen ilişkilerin temelinin son derece sağlam olduğunu ve bu tür sahte belgelerle ilişkilere zarar verilemeyeceğini insanların bunun farkını varacak kadar zeki olduğunu düşünüyorum.”

Türkiye'de dinsel özgürlükler

Kloster Mor Gabriel

Türkiye son dönemde Alman basınında Mor Gabriel manastırı nedeniyle sıklıkla gündeme geliyor. Hristiyanlık tarihinin en eski manastırlarından olan Mardin kentindeki Mor Gabriel Manastırı, yöneticiler ile köylüler arasındaki arazi anlaşmazlığı nedeniyle tehlike altında bulunuyor.

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz, Türkiye’de dinsel özgürlüklere ve bu çerçevede Mor Gabriel’e verdikleri önemi vurgularken, şunları söyledi:

“Özgür bir Avrupa’da ifade özgürlüğü ve din özgürlüğü çok önemli konular ve bu konunun önemi Türkiye’de de görülüyor ve bu alanlardaki özgürlüklerin gerçekleşmesi Türkiye için de çok büyük bir kazanım olacaktır…Mor Gabriel’e değindiniz. Bu konuda her insanın Türkiye'de herhangi bir dine mensup olmada özgürlüğü var. Ama yasalar bazı sorunları ortaya çıkarıyor. Kilise inşaatları, kiliselerin kurulması, kiliselerin din adamları yetiştirmesi konularında bazı sıkıntılar var. Vakıflar Yasası'nın değişmesi bazı kolaylıklar getirdi ama uygulamada sorunlar var…Mor Gabriel manastırı 1600 yıldır bu topraklarda bulunan bir mekan ve Almanya’da da bu konuya çok hassas yaklaşılıyor. ..Türkiye hükümeti de bu olayın önemini kavradı ve bize teyit etti. Burada manastırı mülkiyetinin topraklarını yasal güvencesi bulunmalı, yasal teminat verilmeli. …Çözüm bulunacağı konusunda ümitliyiz. Çünkü bu çözüm, büyük bir sembolik öneme de sahip olacak. Özgürlüklerinin temin edildiğini simgeleyecek.”

Türkiye'nin AB süreci

Konflikt über die geplante Vertriebenen Gedenkstätte

Almanya’da bu yıl Eylül ayında yapılacak seçimler, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinin geleceği açısından önem taşıyor. İktidarın büyük ortağı Hristiyan Demokratlar, Türkiye’ye “imtiyazlı ortaklık” verilmesini savunurken, koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar, tam üyelik sürecini destekliyor. İktidar ortaklarının uzlaşmaya vardıkları, “ucu açık müzakereleri destekleme” politikası ise geçen 4 yıl boyunca sürdü.

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz, ülkesinin Türkiye’nin AB sürecine aktif destek verdiğini belirtirken, şunları kaydetti:

“Atatürk döneminden beri Batı'ya yönelim devam ediyor şu anki Hükümet de bu konuda ilerlemeyi sürdürüyor. Bu alanlarda çok önemli reformlar gerçekleştirildi son dönemde bazı yavaşlamalar olmakla birlikte... Almanya bu süreci aktif olarak destekliyor. Almanya'daki birçok bakanlık eşleştirme projelerine katılıyor. Biliyorsunuz, Almanya dönem başkanlığında üç müzakere başlığı açıldı. Müzakere süreci özellikle ekonomik kriz döneminde uzun vadeli yatırım yapmak isteyen yatırımcılar için de önemli çünkü onlar bu sürecin Türkiye’de devam edip etmeyeceğine bakarak yatırım karar veriyorlar ve bu sürecin sürmesi büyük yatırımcılar geleceğe dönük bir güvence veriyor.”

Nabucco'ya güçlü destek

Weißrussland Gas Konflikt mit Gazprom Russland Pipeline Kompressorstation

Avrupa Birliği’nin enerjide Rusya’ya bağımlılığını azaltmaya çalışması ve alternatif güzergâh olarak Türkiye’ye yönelmesi, Ankara’nın AB sürecine desteği de artırıyor. Enerji konusunda Avrupa’da son dönemlerde en çok tartışılan proje ise Nabucco. Alman şirketlerin de önemli paya sahip oldukları Nabucco konusunda Alman Büyükelçi Cuntz, şunları söyledi:

“Ben bunun Türkiye ve Almanya arasında çok önemli bir proje olduğuna inanıyorum. Türkiye de bu projeye çok büyük önem atfettiğini belirtiyor. Özellikle büyük önemli Alman şirketi RWE Türkiye’nin faaliyetlerinde önemli yer teşkil ettiğini ifade etti. Almanya da bu projenin arkasında olduğunu ifade etti. En kısa zamanda projenin gerçekleşmesini ümit ediyoruz. Hem enerji kaynaklarının hem de doğalgazın teminatının güvence altına alınabilmesi için”

Ergenekon yakından izleniyor

Türkei Coup Verhaftungen

Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecine ve demokratikleşmesine destek veren Avrupalıların yakından takip ettiği gelişmeler arasında, Ergenekon soruşturması da bulunuyor. Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Cuntz, bu konuda ayrıntılara girmek istemezken, hukuk devleti ilkelerine vurgu yaptı:

“AB de hukuk devleti ilkelerinin uygulanmasının bekliyor… Burada tabi ki devlet kendi haklarının güvenliğini sağlamak yönünde eylemde bulunacaktır. Fakat, bireylerin de haklarının korunması da önemli bir ilkedir.”

Değer Akal / Ankara

Editör: Murat Çelikkafa