1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

AİHM'nin türban kararı Ankara'yı hareketlendirdi

Tıp Fakültesi öğrencisi iken, türbanla derslere girmesi “engellendiği” gerekçesiyle iç yargı yollarını tükettikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden Leyla Şahin davasında verilen karar Türkiye’de türban tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Türban yasağına karşı yapılan gösterilerden biri...

Türban yasağına karşı yapılan gösterilerden biri...

Başbakan Erdoğan’ın Fransa’daki olaylara getirdiği “Türban yasağı, olayları tetikledi” yorumunun tartışmaları soğumadan, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın “Yeni Cumhurbaşkanı seçiminden sonra Çankaya’da kılık – kıyafet tartışması olmayacak” açıklamalarının yarattığı tepkiler ve Arınç hakkında yapılan “suç duyurularının” fırtınası dinmeden AİHM Yüksek Dairesi’nin temyiz başvurusu nedeniyle verdiği kesin karar, tartışmaları da farklı bir boyuta taşıdı.

Başta hükümet ve TBMM’deki ANAP, DYP gibi sağcı – muhafazakâr – liberal muhalefet, AİHM kararını “insan haklarına aykırı” diye yorumlayarak, AKP’nin seçmen tabanına ve muhafazakar yurttaşlara siyasi mesajlar verdiler. Hükümet adına en sert tepkiyi ise Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül seslendirdi; “Yasakları savunmak kimseye şeref getirmez. Bunlar Türkiye’nin iç meseleleridir ve zaman içerisinde bu yasakların tümü temizlenecektir.!”

Karar emsal oldu

Türkiye Anayasası'nda yapılan değişiklikle AİHM kararlarının “kesin ve iç yargı kararı” hükmünde kabul edilmesi nedeniyle türban konusundaki son karar bir anlamda bu konudaki girişimlere, yargıya intikal etmiş davalara da emsal oldu. Kamusal alanda başörtüsü yasağını düzenleyen ve kılık kıyafet kanunu çerçevesinde “dini ve siyasi sembol” niteliğindeki giysilerin giyilmesini men eden düzenlemelere karşı AİHM’nin bu kesin kararı sonrasında dava açılması söz konusu olamayacak.

Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın daha önce benzer konulardaki davalarda vermiş olduğu kararlar da AİHM kararıyla bir anlamda onaylanıp, tartışılması olanaksız hale gelirken, üniversitelerdeki derslere başörtüsü veya türban ile girilmesini yasaklayan Yüksek Öğretim Kurulu kararı da bir anlamda desteklenmiş, teyit edilmiş oldu.

Teziç: "Tartışmalar noktalandı"

Nitekim YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç artık bu tartışmaların kesin olarak noktalandığını, üniversitelerdeki kılık – kıyafet düzenlemelerine kimsenin itiraz edemeyeceğini, konunun insan hakları, kılık kıyafet özgürlüğü, ya da eğitim – öğretim özgürlüğü boyutuyla ilgili iddiaların AİHM’nin bu kararıyla “noktalandığını” söyledi.

Ana muhalefet partisi CHP sözcüleri kamusal alanda kılık kıyafet düzenlemelerinin ve türban yasağı tartışmalarının sona erdiğini ve AİHM kararını memnuniyetle karşıladıklarını söylerken, AKP’li Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, “Türkiye hakkındaki AİHM kararları yanlı ve farklı standartlar içeriyor. Bu da öyle bir karar. Zaten Yüksek Mahkeme konuyu iç düzenlemelere bırakıyor. Yani hükümet isterse, toplumsal uzlaşma olursa bu konuda düzenleme yapılabilir. Yarın, ileride Türban serbest bırakılırsa, AİHM neden serbest bıraktınız demez. Kaldı ki şimdi AİHM kararına doğru diyenler, bu mahkemenin daha önce PKK, Abdullah Öcalan, Güneydoğu’daki olaylarla ilgili verdiği kimi kararları da yanlı ve Türkiye aleyhine olarak nitelemişlerdi. Yani AİHM Türkiye ile ilgili davalarda farklı bir bakış açısı sergiliyor” dedi.

Tartışmalar devam edecek

Kuzu’nun bu açıklamaları türban tartışmalarının bitmediğini aksine devam edeceğini gösteriyor. Ancak yargısal anlamda AİHM kararıyla artık iç ve dış tüm hukuk yolları tükendiğinden en azından bundan sonrası için Türkiye aleyhine açılabilecek benzer davaların daha baştan bu kararla reddedilmesi söz konusu olacak. Yine de, AKP, ANAP ve DYP sözcülerinin, TBMM dışındaki MHP, Saadet Partisi gibi partilerin açıklamalarına bakıldığında ise türban konusu “siyasi bir sembol ve malzeme” olmayı, seçim meydanlarında oy hesabıyla kullanılmayı sürdürecek gibi görünüyor. Tabi bir yandan da AB sürecini başta türban olmak üzere, inanç özgürlüğü, dini vakıflaşma, örgütlenme vb. amaçlar için bir “manivela – kaldıraç” gibi gören siyasi yaklaşımlar da AİHM’nin bu kararı ile bir düş kırıklığı yaşıyorlar. AB Temsilcisi Krestchmer’in “Türban konusunda AB içinde bir görüş birliği yok” açıklaması ise bir anlamda, farklı düzenlemelrin olabileceğini çağrıştırıyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Gül’ün açıklamasında yer alan “Bunlar bizim iç meselelerimiz, bu yasakların hepsi temizlenecek” sözleri de hükümetin bu konuda em azından bir girişimde bulunmayı, bir yasal zemin yaratmanın yollarını ve fırsatlarını aramayı sürdüreceğini gösteriyor.

Kısaca AİHM’nin “kesin” kararına karşın türban tartışması bitmedi, bitmeyecek gibi... Hele, hele konunun bu kadar “siyasi neması” varken, bu nemayı toplamak ve oya çevirmek için yandaş ve karşıt tüm siyasi partilerin farklı hesapları oldukça...

  • Tarih 11.11.2005
  • Hazırlayan Zülfikar Doğan/Ankara
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaPA
  • Tarih 11.11.2005
  • Hazırlayan Zülfikar Doğan/Ankara
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaPA

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN