1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

AİHM’den vakıf mülkiyeti kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Türkiye’yi dava eden Ermeni vakıflarını haklı buldu. Mahkeme, davacıların kendilerine ayrımcılık yapıldığı iddialarını ise geri çevirdi.

default

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi Mektebi ve Mezarlığı Vakfı ile Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı'nın Ankara'ya karşı 2002 ve 2003 yıllarında açtıkları davalarda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) mülkiyet hakkıyla ilgili maddesinin ihlal edildiğine hükmetti.

Yedikule Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Beyoğlu'ndaki bir daire, Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi Mektebi ve Mezarlığı Vakfı ise Şişli'deki 3 ev için dava açmışlardı.

Davacı vakıflar, bağış yoluyla 1950'li ve 1960'lı yıllarda sahibi oldukları ve yasal olarak kullandıkları gayrı menkullerine, 1990'lı yılların sonlarında devlet tarafından el konulmasının AİHS'ye aykırı olduğunu savunuyordu.


Tapu iptali AİHS’ye aykırı

Türk mahkemeleri Hazine'nin yaptığı başvuru üzerine, azınlık vakıflarının 1936 yılından sonra bağış yoluyla da olsa mülk edinemeyeceklerine hükmetmiş ve vakıfların elindeki tapuları iptal ederek Hazine'nin üstüne kaydetmişti.

İnsan Hakları Mahkemesi, daha önce Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı'nın açtığı benzer bir davada, 9 Ocak 2007 tarihinde açıkladığı kararında, Ankara'nın, davacının mülkiyet hakkını ihlal ettiğine hükmetmişti. Mahkeme bugün açıkladığı kararını da 9 Ocak 2007 tarihli pilot kararı temelinde aldı ve yıllarca geçerli sayılan tapuların iptal edilmesinin AİHS'ye aykırı olduğuna hükmetti.

Mahkeme buna karşılık, davacıların, adil yargılanmadıkları ve azınlık dinlerine mensup oldukları gerekçesiyle kendilerine ayrımcılık yapıldığına dair tezlerini ise geri çevirdi.

Karar çerçevesinde, Ankara, 3 ay içinde Samatya Vakfi'nın gayri menkulünü ya iade edecek ya da kendisine 600 bin Euro tazminat ödeyecek. Ankara, diger davacı Yedikule Vakfına ise 275 bin Euro tazminat ödemekle cezalandırıldı.

Vakıfların Osmanlı İmparatorluğu'nun hukuk sisteminde 1912 yılına kadar tüzel kişiliği bulunmuyordu. 1912 yılında çıkarılan bir kanunla vakıflara tüzel kişilik verildi ve gayri menkul sahibi olabilmelerinin yolu açıldı.

Cumhuriyet döneminde, 13 Haziran 1935 tarihinde, vakıflar için çıkarılan yeni kanun, vakıflara gayri menkullerini tapuya kaydetme ve bir beyanname ile beyanname tarihine kadar elde ettikleri gayri menkulleri ve tüzüklerini belirtme şartı getirdi.


Yargıtay kararının etkisi

Yargıtay, 8 Mayıs 1974 tarihinde aldığı bir kararla, "ulusal güvenliği" gerekçe göstererek, 1936 yılına kadar yapılan beyanların vakıfların kuruluş belgeleri olarak kabullenilmesine ve söz konusu vakıfların beyannamelerinde belirtilenden başka gayrı menkul elde edemeyeceklerine hükmetti.

Hazine de Yargıtayın bu hükmünü temel alarak, azınlık vakıflarının 1936 sonrası bağış yoluyla elde ettikleri gayri menkullerine el koymak için mahkemelere başvurmaya başladı.

2002 yılında gerçekleştirilen yasal düzenleme ile cemaat vakıflarına, tüzel kişilikleri olsun ya da olmasın, Bakanlar Kurulu izniyle gayri menkul edinme hakkı tanındı.

2 Ocak 2003 tarihli 4778 sayılı kanunun 3'üncü maddesine ise azınlık cemaatlerinin satın alma, miras, bağış ve herhangi diğer bir yolla gayri menkul edinebilmeleri için Vakıflar Genel Müdürlüğ'nün izninin yeterli olduğu hükmü konuldu.





DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN