1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

AIDS'e karşı zorlu çare arayışı

Uzmanlar, AIDS hastalığına karşı geliştirilen aşının hastalığı tam anlamıyla önleyecek nitelikte olmadığı kanısında. Ancak uzmanlar, AIDS'e karşı mücadelede yine de önemli bir ilerleme sağlandığını söylüyor.

default

Dünya genelinde 33 milyon kişi HIV taşıyıcısı ve her gün 7 bin 500 kişiye, AIDS hastalığına yol açan bu virüs bulaşmaya devam ediyor. HIV'nin dünyadaki en değişken virüs olmasından dolayı bu hastalığa karşı aşı geliştirilmesi de çok güç.

Bu nedenle Eylül ayında Tayland ve ABD Ordusu’nun HIV riskini üçte bir oranında azaltan aşı bulunduğuna dair basın açıklaması büyük yankı buldu ve heyecan yarattı. Basının “AIDS ile mücadelede devrim” olarak duyurduğu bu gelişmeye bazı bilim insanları ise şüpheyle yaklaştı.

Şüphelerin nedeni

Berlin’deki Robert Koch Enstitüsü’ndeki AIDS Aşısı Araştırma Grubu’ndan Steve Norley, HIV’e karşı aşı bulunduğu yönündeki haberlerin ciddiyeti konusunda şüpheleri olduğunu söylüyor.

“Sadece aşı bulunduğu yönündeki basın açıklamasını gördük” diyen Norley, basın açıklamasıyla birlikte bilimsel çalışmaların da yayınlanmasının önemine işaret etti ve bunun bilim dünyasında yazılı olmayan kurallardan biri olduğuna vurgu yaptı.

Değişken virüs

Peki yıllardır AIDS hastalığına yol açan virüse karşı aşı bulunması neden bu kadar zor? Bunun başlıca nedeni HIV’in iki tip virüse ayrılması ve her birinin yine birçok farklı alt gruplara bölünmesi. Örneğin Kuzey Amerika ile Avrupa’da yaygın olan virüsle Afrika’da yayılmış olan virüs tipleri farklı.

Norley konuya şu sözlerle açıklık getiriyor: "Çok bilinen bir karşılaştırma var. HIV’in tek bir insandaki değişkenliği enflüanzanın dünya genelindeki değişkenliğinden çok. Bu şu anlama geliyor. Bir aşının AIDS'e yol açan bir tür virüste etkili olması diğerinde de mutlaka etkili olacağı anlamına gelmiyor."

Dünyanın en büyük laboratuvarlarında yapılan araştırmalardan etkin bir sonuç alınamamasının bir diğer nedeni de halen AIDS virüsünün bağışıklık sisteminin belirli hücrelerine nasıl saldırdığının gün ışığına çıkartılamaması.

Ancak Tayland ve ABD ordusunun yaptığı araştırmaların hedefe ulaşılmasını sağlayacak nitelikte olduğu sanılıyor. Ve bu noktada da hedefin AIDS hastalarını iyileştirmekten çok bu hastalıktan korunmasını sağlayacak aşıyı bulmak olduğu söyleniyor. Tıpkı verem ve grip aşıları gibi.

Şimdilik tek çare korunmak

Peki, kısa bir zaman içersinde AIDS'e karşı aşı bulunması mümkün mü? Güney Afrika'da Stellenbosch Üniversitesi'nden Virolog Wolfgang Preiser bu soruyu şöyle yanıtladı:

“Sizi hayal kırıklığına uğratmak zorundayım, bu umut ne yazık ki yok. İyi ve tıbbi olarak uygun bir aşının bulunması için mutlaka en azından 10 ya da 15 yıl geçmesi gerekir. O da gerçekten de bir aşının bulunması halinde… Ve bu süre zarfında tek çare: Korunmak.”

Nobel ödüllü bilim insanı umutlu

Yürüttüğü AIDS araştırmaları sayesinde geçtiğimiz yıl Nobel Ödülü’nü kazanan Françoise Barré-Sinoussi ise umutlu. Barré-Sinoussi şunları kaydetti: “Neden Tayland’da gönüllü olarak aşı deneylerine katılanların yüzde 31’ine virüs bulaşmadı? Bizim önümüzdeki en büyük engellerden biri, bir aşının virüse karşı ne tür önleyici etki göstermesi gerektiğini bilmememiz. Ama sözkonusu aşının bunca gönüllüyü korumuş olması sayesinde artık şu soruyu sorabiliriz: Virüsten koruyan tam olarak ne? Neyle ilişkisi var? Bağışık sistemiyle ne şekilde bağlantı kurulabilir?”

Uzmanlar aşının bulunduğu yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtması halinde bunun devrim niteliğinde bir buluş olacağını söylüyor. Ancak şüphelerin giderilmesi bekleniyor. Birleşmiş Milletler AIDS'le Mücadele Programı ise şimdiden bu konuyla ilgili talebini açıkladı ve aşıların tüm insanların erişimine açık ve ücreti ödenebilir nitelikte olmasını istedi.

Thomas Prinzler/ Çeviren: Değer Akal

Editör: Hülya Köylü