1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Adalet Divanı’na tepki

BM’ye bağlı Uluslararası Adalet Divanı’nın, Sırbistan devletini Srebrenitza katliamından aklaması, Boşnak ve Hırvat temsilcilerin tepkisine yol açtı. Uzmanlar, olayda mağdur olanların hakkını Bosna mahkemelerinde aramaya devam edebileceklerine işaret ediyorlar.

Adalet Divanı'nın Srebrenitza kararı Boşnaklar'da hayal kırıklığı yarattı

Adalet Divanı'nın Srebrenitza kararı Boşnaklar'da hayal kırıklığı yarattı

Bosna üçlü başkanlık konseyinin Boşnak üyesi Haris Sladziç, ''Sırbistan ve Karadağ'ın soykırımdan ve soykırıma karışmaktan mahkum olmamasından üzüntü duyduğunu'' söyledi.

Komsiç: “Bosna’da olanları biliyoruz”

Başkanlık konseyinin Hırvat üyesi Zeljko Komsiç, mahkemenin savaşta Bosna-Hersek'in diğer bölgelerinde işlenen, 100 binden fazla kişinin ölümüne yol açan diğer suçları soykırım olarak nitelememesinden ''hayal kırıklığına'' uğradığını kaydetti.

Komsiç, ''Bosna'da olan bizler, savaşın başlangıcından itibaren neler olduğunu biliyoruz ve çocuklarımıza ne öğreteceğimizi biliyoruz'' dedi.

"Avrupa Müslümanlara karşı olduğunu gösterdi”

Katliamdan kurtulan kadınları bir araya getiren Srebrenitza Kurbanları Derneği Başkanı Münire Subasiç, "Avrupa, bir kez daha Müslümanlara karşı olduğunu gösterdi" ifadesini kullandı.

Alman siyasetbilimcinin değerlendirmesi

Kararın ayrıntılarını ve olası etkilerini Münih Üniversitesi Siyaset Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Dr. Martin Brusis’e sorduk.

- Uluslararası Lahey Adalet Divanı, Srebrenitza’da 1995 yılında yaşananların bir soykırım olduğunu teslim etmekle birlikte, Sırbistan’ın soykırımdan doğrudan sorumlu olmadığı kararına vardı. Peki bu, tam olarak ne anlama geliyor?

MARTIN BRUSIS: Bu karar, dönemin Sırp hükümetinin olayda sorumluluğu olduğunu gösteriyor. Yani, önlemeye çalışmak biryana, savaşa destek veren Miloşeviç rejimin bir sorumluluğu sözkonusu. Ancak buradaki asıl zorluk, karara esas teşkil eden Soykırım Konvansiyonu’nun öngördüğü şekliyle, bir devletin soykırım suçu işlediğinin ispat edilme zorunluluğunda yatıyor. Devletin en tepesinden tutun da soykırımı yapan en alttaki paramiliter gruplara kadarki emir-komuta zincirinin varlığının açık kanıtlarla isaptlanması gerekiyor. Görünen o ki bu yapılamadı ve Uluslararası Adalet Divanı da bu şekilde karar verdi.

- Karar, soykırıma kurban gidenlerin yakınları açısından ne gibi sonuçlar doğuracaktır? Örneğin, herhangi bir tazminat talep etme hakkı kararla birlikte tümüyle ortadan kalktı mı?

MARTIN BRUSIS: Hayır, böyle genellemeler yapamayız. Bence burada önemli olan, Uluslararası Adalet Divanı’nın, Srebrenitza olaylarında Sırbistan’ın da sorumluluğu bulunduğunu açık bir şekilde teslim etmesidir. Bu, herşeyden önce Sırbistan ve Bosna’da geçmişle yüzleşilirken önemli bir faktör olacaktır. Mahkeme, sözkonusu karar ışığında Sırbistan devletinden herhangi bir tazminat talep edilemeyeceğiğini de açıkladı. Ancak bu, hiçbir şekilde tazminat olmayacak anlamını da taşımıyor. Örneğin, yerlerinden yurtlarından edilenler, evlerini arsalarını kaybedenlerler için Bosna’daki tazminat davaları çerçevesinde kurban yakınları, haklarını arayabileceklerdir.

  • Tarih 27.02.2007
  • Hazırlayan DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZUL
  • Tarih 27.02.2007
  • Hazırlayan DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZUL

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN