1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

AB'nin sübvansiyonları nereye gidiyor?

AB’nin 25 üyesi her yıl ortak bütçeye milyarlarca Euro ödüyor. Ama milyarlarca Euro da tarım sübvansiyonları ya da uyum fonu üzerinden üyelere geri dönüyor. Ancak bu paralar her zaman sahibini bulmuyor...

AB'de en çok tartışılan konulardan biri tarım sübvansiyonları

AB'de en çok tartışılan konulardan biri tarım sübvansiyonları

“Euronatur” adlı çevre vakfından Lutz Ribbe, yıllardır uğraşmasına rağmen, çevreyle uyumlu üretim yapan küçük tarım işletmelerine AB’nin teşvik vermemesine kızgın. Ribbe, AB’nin teşviklerde işçi çıkaran büyük şirketleri tercih ettiğini belirtiyor ve Avrupa’nın en büyük süt endüstrisi konumuna gelen Müller şirketini de buna örnek gösteriyor. Ribbe şöyle diyor:

“Müller doğduğu Almanya’nın Saksonya Eyaleti’nde Avrupa’nın en büyük mandırasını kurarken eyalet hükümetine gidip ‘bana teşvik verin, 142 kişi istihdam edeceğim’ dedi. Yeni istihdam alanları açacağı için AB’nden teşvik aldı. Ama aynı Müller bu mandırayı açarken, Batı Almanya’daki iki tesisini kapatıp daha fazla işçisini açıkta bıraktı. Yani, işçi sayısını azalttığı için AB’den 70 milyon euro almış oldu.”

“Yasal sübvansiyon dolandırıcılığı” moda oldu

Çevre vakfı sözcüsü, bunun bir diğer örneğinin de peksimet imalatçısı Brandt şirketi olduğunu ve Brandt’ın batıdaki tesislerini kapatıp doğu Almanya’da yeni fabrika kurarak personel sayısında 500 kişilik indirim yapmasına rağmen Birlik bütçesinden milyonlarca Euro’luk teşvik aldığını sözlerine ekliyor.

Bunlar sübvansiyonların nasıl hortumlandığını gösteren örnekler. Özel şirketler ek istihdam yaratmak yerine üretim tesislerini bir eyaletten bir başkasına naklediyorlar. Alman Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin Avrupa milletvekillerinden Markus Pieper, aynı çapıklığa Birlik üyesi ülkeler arasında da tanık olunduğunu şöyle anlatıyor:

“Avrupa yasaları elverdiği için üretim tesislerinin bir üyeden diğerine taşınması da aynı soruna yol açıyor. Örneğin Fransız şirketleri kendi ülkelerinden doğu Almanya’daki yeni eyaletlere taşınmak suretiyle sübvansiyon pastasına ortak oldular. Şimdi aynı oyun doğu Avrupa’da sergileniyor. Bizim açımızdan ise teşvikler amacına ulaşmamış oluyor.”

Denetimler eksik mi?

Tarımdan sorumlu Birlik Komisyonu üyesinin sözcüsü Michael Mann sübvansiyonların bazen amaç dışı harcandığını doğrulamakla birlikte Komisyon’un son derece etkili bir kontrol mekanizması kurduğunu şu sözlerle dile getiriyor:

“Kontrol uydularıyla en küçük tarla parçasında bile ne ekildiğini ve ne kadar ürün alındığını saptayabiliyoruz. Çiftçi tarlasını ektiği takdirde sübvansiyon alabiliyor. Tarlasını sürüp sürmediğini ve çevre kurallarına uyup uymadığını denetliyebiliyoruz. Kurallara uymayan teşvik alamıyor.”

Komisyon değil milli hükümetler sorumlu

Brüksel’deki Avrupa Siyasi Etüdler Merkezi’nden Guillaume Durand denetleme görevin milli hükümetlere düştüğünü belirterek “Ana ilke şu: Sübvansiyonları Brüksel’deki Birlik Komisyonu dağıtmaz. Bu milli hükümetlerin direktifiyle ve yetkili kurumlarca yapılır. Bazı ülkelerde bu görev eyalet ya da belediyelere verilmiştir. Bu nedenle paranın nasıl kullanıldığından Komisyon değil milli hükümetler sorumludur. Komisyon sadece üye devletlerin denetlemelerini gözden geçirir” diyor.

Basın sözcüsü Mann Komisyon’un zaman zaman hatalı sübvansiyonları üye ülkelerden geri istediğini de şöyle anlatıyor: “Son teftişi temmuzda yaptık. Koyun ve keçilere Birlik bütçesinden haksız yere para dağıttığı için Yunanistan 38 milyon euro iade etti. Kırsal kalkınma fonundan iki kez para aldıkları saptanan Fransız çiftçiler de Paris hükümetini 17 milyon Euro’yu Birlik Komisyonu’na iade etmek zorunda bıraktılar.”

  • Tarih 07.10.2005
  • Hazırlayan Ruth Reichstein
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbbM
  • Tarih 07.10.2005
  • Hazırlayan Ruth Reichstein
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbbM