1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

AB'nin iklim bilmecesi

Gelişmekte olan ülkelerin iklim korumasında desteklenmesi için tahminlere göre 2020 yılına kadar yaklaşık 100 milyar euro yardım sağlanması gerekiyor. AB liderleri, Avrupa’nın sağlayacağı katkıyı görüşüyor.

default

İklim değişikliği en çok gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor. Küresel ısınmanın etkilerinin azaltılması için bu ülkelere ödenecek yardımlarsa Avrupa Birliği’nin içinden çıkamadığı bir konu halini aldı. Birlik üyeleri, hangi ülkenin ne kadar para vereceği konusunda bir türlü anlaşma sağlayamıyor.

Avrupa Birliği Komisyonu'nun Çevre'den Sorumlu Üyesi Stavros Dimas üye ülkeleri işbirliğine çağırdı: "Para yoksa uzlaşma da olmaz. Ortaya para koymazsak, Kopenhag'daki görüşmeler öncesinde uzlaşma sağlayamayız."

Kim ne kadar verecek

Geçtiğimiz hafta toplanan AB üyesi ülkelerin maliye bakanları da, hangi ülkenin ne oranda yardım sağlayacağı konusunda uzlaşmaya varamamıştı. Başlarını Polonya'nın çektiği Orta ve Doğu Avrupa’nın dokuz ülkesi, ne kadar para ödeyeceklerinin henüz belli olmamasından yakınıyor. Ayrıca Polonya, kendi fosil yakıtlı termik santrallerinin modernleştirilmesi için de Avrupa Birliği'nden yardım talep ediyor.

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ise, Avrupa Birliği'nin iklimin korunmasındaki öncü rolüne dikkat çekerek, bir an önce bu konuda uzlaşılmasının önemini vurguladı: "İklim değişikliğinin gelişmekte olan ülkelerdeki etkilerini azaltmak için ilk inandırıcı mali destek teminatını veren biziz. Avrupa Birliği zirvesinde de bu durumu sürdüreceğimizi ve Kopenhag'daki buluşmaya güçlü bir teklifle gideceğimizi umuyorum."

2020'ye kadar 100 milyar euro

Gelişmekte olan ülkelerin iklim korumasında desteklenmesi için tahminlere göre 2020 yılına kadar yaklaşık 100 milyar euro yardım sağlanması gerekiyor. AB'nin bu desteğin ne kadarının karşılayabileceği, daha da önemlisi karşılamaya istekli olduğuysa henüz netlik kazanmış değil. Avrupa Komisyonu'nun 15 milyar euroluk yardım yapılması tavsiyesine karşılık, aralarında Almanya'nın da bulunduğu birçok ülke net rakamlardan bahsedebilmek için henüz erken olduğu görüşünde.

Diğer yandan AB sınırları içinde, sera gazı emisyonunun 2020 yılına kadar, 1990 değerlerinin beşte dördüne indirilmesi kararlaştırılmıştı. Bu oranlara ulaşılabilmesi için endüstrinin yanında gemi ve uçak taşımacılığında da emisyon azaltıcı önlemlerin alınması gerekiyor. Uçak ve gemiler dünya çapındaki sera gazı emisyonunun yüzde altısınıçıkarıyor.

2050'ye kadar yüzde 80

AB, Kopenhag'da diğer ülkelerin de bu alandaki girişimlere katılması halinde, 2020'ye kadar karbondioksit salınımının yüzde 30 oranında düşürülebileceğini savunuyor. Buna ek olarak Avrupalılar, İklim Konferansı'nda sanayi ülkelerine, 2050 yılına kadar sera gazı emisyonunu yüzde 80 düşürme zorunluluğu getirilmesini de istiyor.

İsveç Dışişleri Bakanı Cecilia Malmström, üye ülkeleri ellerini taşın altına koymaya çağırdı: "Bunu bir an önce yapmalıyız. Çocuklarımızın rakamlar üzerinde uzlaşmamızı bekleyecek zamanı yok. Uluslararası görüşmeler için güçlü bir sinyal vermeliyiz. Avrupa Konseyi'nin perşembe ve cuma günü bir çözüme varmasını umuyorum".

Yeni antlaşma anlamını kaybedebilir

Kyoto Protokolü'nün süresini dolduracağı 2012 yılından sonra karbondioksit emisyon kotalarının ülkeler arasında nasıl paylaştırılacağı da belirsizliğini koruyor. Bu noktada yine Polonya hayati önem taşıyan bir ülke konumunda... Zira Polonya, ağır sanayinin çöküşünün ardından 1990'dan beri kullanmadığı yüksek bir emisyon kotasına sahip. Polonya emisyon haklarını milyonlarca euroya İrlanda veya İspanya'ya satmayı planlıyor. Bunun gerçekleşmesi halinde Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerin de aynı uygulamaya gitmesinin önü açılıyor. Bu da yeni bir İlkim Koruma Antlaşması hazırlanmasının anlamını kaybetmesi anlamına geliyor.

Susanne Henn / Banu Ertek

Editör: Ahmet Günaltay