1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

AB'den yeni hammadde stratejisi

Hammadde zengini ülkelerin artan gelirinden sıradan vatandaşlar pek yararlanamıyor. Paralar şeffaf olmayan kanallara akıyor. Avrupa Birliği, şimdi bu durumu değiştirmek için kolları sıvadı.

Pazarlıklarda konu, para. Hem de çok yüksek miktarda para... Avrupa ekonomisinin, özellikle de Alman ekonomisinin çıkarı sözkonusu. Bu, madalyonun bir yüzü. Öteki yüzünde ise Amerikan hükümeti var: Amerikan hükümeti benzer bir yasayı kabul etti ve şimdi Avrupa Birliği'nin de aynı şekilde davranması için bastırıyor. Avrupa Parlamentosu bu karmaşık durumda AB Komisyonu ve birliğin 27 üyesi ile birlikte ortak bağlayıcı kurallar konulması için uğraşıyor. Bu yasanın amacı borsadaki Avrupa şirketlerinin, Afrika ya da Latin Amerika ülkelerinden hammadde çıkarmak için ilgili hükümetlere ne kadar ödeme yaptığını açıklamasını sağlamak. Yolsuzlukla mücadele kuruluşu Transparency International'dan Jana Mittermaier bunu şöyle açıklıyor:


"Yasa ile somut olarak şu işleyişin olması hedefleniyor: Üçüncü bir ülkede hammade çıkarmayı planlayan bir firma, yıllık raporlarında bütün rakamları ortaya koymak zorunda. Bunu yapmaz ya da yanlış rakamlar açıklarsa, bu firma hakkında bulunduğu ülkenin kuralları gereği dava açılabilmeli ve firma cezaî işleme tabi tutulabilmeli."

Yasanın hedefi

Bu yasa ile amaç, hammadde çıkarılan ülkelerdeki halkın, hükümetlerinin madenlerin işletilmesinden ne kadar para kazandığını görmesi ve okul, hastane ya da yol yapımı için buna uygun para talep etmesi. Buraya kadar herkes aynı fikirde. Brüksel'de bu konudaki tartışmalı olan nokta, şirketler için belirlenecek direktiflerin hangi sertlikte olacağı.

AB Komisyonu hammadde çıkaran şirketin bilançolarında ilgili ülkeye ne kadar para aktardığını görmek istiyor. Burada 500 bin eurodan itibaren olan sözleşmelerin dikkate alınıp, incelenmesi öngörülüyor. Ancak Avrupa Parlamentosu işi bir adım daha ileriye götürmek niyetinde: 80 bin eurodan itibaren olan tüm projelerin bu kapsama alınmasını istiyor. Avrupa Parlamentosu'nun Alman Yeşiller Partili üyesi Ska Keller bunu şöyle açıklıyor:

"Sözkonusu olan sadece bir ülkenin kazancı ya da bu ülkeye yatırılan para değil: Burada işin özü, ülke bazında değil, proje bazında bütün rakamların incelenmesi. Bu, mutlaka olmalı aksi takdirde yasanın anlamı kalmaz. Çünkü bu konuyla ilgili bir yasanın hazırlanması önerisi, bütün olup bitenin şeffaflık kazanması düşüncesinden ortaya çıktı. Yani hangi şirket, nerede, ne kadar para kazanıyor, hammadde çıkardığı ülkeye ne kadar para yatırıyor ve ne kadar vergi ödüyor vs. İşte burada önemli olan bu."

Jana Mittermaier

Jana Mittermaier


Almanya hammadde ithalatına bağımlı

Ancak bu, herkes için geçerli değil. Örneğin Alman hükümeti bu konuda Brüksel'e karşı çıkıyor. Nedeni, Alman ekonomisinin neredeyse tamamen hammadde ithalatına bağımlı olması. Almanya maden, mineral, doğalgaz ve petrol ithalatı için yılda 115 milyar euro harcıyor. BMW ya da Mercedes gibi otomobil şirketleri alüminyum kaporta için Kamerun'dan boksite, elektrik için Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden bakıra ihtiyaç duyuyor. Alman sanayii, hammadde çıkarılmasıyla ilgili düzenlemelerin sertleştirilmesi halinde, gelecekte uygun fiyata hammadde temin edememekten endişe ediyor ve şu sıralar çatı kuruluşu Alman Sanayiciler Birliği (BDI) üzerinden baskı uyguluyor. Birliğin hammadde ve güvenlikten sorumlu biriminin yöneticisi Matthias Wachter, "Şeffalık iyi, hoş ama bu gönüllü yapılmalı" diyor ve şöyle devam ediyor:

"Bizim düşüncemize göre bilançolardaki rakamların tamamen ortaya dökülmesi, açıklanması, sonuç olarak hammadde çıkarılan ülke hükümetlerinin eline ne kadar para geçtiği ve hükümetlerin bu paralarla ne yaptığı bilinmiyorsa, hiç de mantıklı değil. İşte bu nedenle her kural, düzenleme ilgili ülkedeki hükümeti de kapsamalı, onu da içine almalı."

Ska Keller

Ska Keller


Otokratik rejimlerin tavrı


Ancak Zimbabve ya da Kongo gibi otokratik rejimlerin, hammadde sektöründen elde edilen gelirleri gönüllü olarak açıklamasını beklemek, oldukça hayalî.

Alman Sanayiciler Birliği'nden Matthias Wachter Çinli firmaların Avrupa'nın şeffaflık planlarından yararlanacağına ve rekabette öne geçeceğine işaret ediyor. Zira bilançolarındaki rakamları açıklamaları gerekmediğinden Çinli firmalar yolsuzluk yapan hükümetler için daha uygun partner haline gelebilecekler.

Henüz hiçbir konuda karar verilmiş değil. Ancak Brüksel'dekiler Avrupa Birliği'nin ekonomi motoru olarak kabul edilen Almanya olmaksızın hiçbir sanayi yasasının vuku bulmayacağını çok iyi biliyor. Dolayısıyla Afrika ya da Latin Amerika ülkelerindeki vatandaşların eline daha fazla para geçmesi hedefine ulaşılamayabilir.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/KM/ÇA/EC

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız