1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

ABD üzerinde 'İran'a saldır' baskısı

Obama “diplomasi” derken, Netanyahu “ortak düşmanlardan” söz ediyor. Beyaz Saray’daki buluşma, iki devlet adamının ortak çizgide buluşmasının kolay olmadığını gösterdi.

"Siyasî tavır sadece sözle gösterilmez. Bazen söylenmeyenler daha belirleyici olur."

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ABD Başkanı Barack Obama ile Beyaz Saray'da yapacağı buluşmadan önce İran'ın nükleer programına değinirken “diplomasi” kelimesini bir kez dahi ağzına almadı. Başkan Obama ise Oval Ofis'teki el sıkışma sırasında, İsrail Başbakanına zor gelen bu kelimeyi tam üç kez kullandı.

Tahran yönetimine karşı izlenecek ortak politikanın ele alındığı buluşmaya oldukça uzun zaman ayrılmıştı. İstişareler öğle yemeğinde de devam etti. Konu son derece zor ve kritikti. Dünyanın patlamaya hazır barut fıçısı olarak adlandırılan bölgeyi barışın mı, yoksa savaşın mı beklediği ele alındı. Barack Obama ABD'nin bu kritik dönemde diplomatik cephedeki gayretlerini sürdüreceğini söylerken, Netanyahu, “ortak düşmana karşı çıkılmasını” hatırlatmayı tercih etti.

Göstermelik samimiyet

İki lider arasındaki buluşma son sekiz görüşmeden farklı olarak daha samimi ve dostane bir hava içinde geçti. Geçen Mayıs ayındaki Beyaz Saray buluşma Ortadoğu barışı yüzünden neredeyse fiyaskoyla sonuçlanacaktı. Geçen yıl aralarındaki görüş ayrılıkları münasip bir üslupla perdelemeye bile ihtiyaç duymayan Obama ve Netanyahu bu kez sık sık el sıkışıp karşılıklı “ebedi sadakat” sözü verdiler. Ama bir daha sıkı dost olmaları mümkün görünmeyen devlet adamları ortak bir lisanda buluşmayı başaramadılar.

ABD Başkanı Barack Obama ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu(soldan-sağa)

ABD Başkanı Barack Obama ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu(soldan-sağa)

İsrail, İran'ın “nükleer sığınağına” yapacağı muhtemel saldırıda müttefiki ABD'yi yanında görmek istiyor. Netanyahu Başbakan Obama'ya İran hakkındaki fikirlerini anlatırken, “biliyor musunuz, onlara göre siz büyük şeytan, biz ise küçük şeytanız. Bizler kader ortağı sayılırız” dedi. Obama'nın retoriği ise, sanki yatıştırma derecesinde yumuşaktı. “Herhangi bir askeri müdahalenin nelere mal olabileceğini ben de, sayın Netanyahu da müdrikiz” şeklindeki sözleri, İsrail'in alacağı herhangi bir kararın destekleneceğine dair açık çek yerine geçmiyordu.

Amerikan tahrip gücüne ihtiyaç

Barack Obama Beyaz Saray'daki buluşmadan bir gün önce dünyanın en büyük İsrail lobisi olan AIPAC'ta yaptığı konuşmada, son çare olarak askerî opsiyonda karar kılabileceklerini, söylemişti. Bu sözler, son günlerde İsrail güvenlik çevrelerinden yapılan açıklamalara uygun düşmekteydi. İsrail, “Yaptırımlara zaman kazandırmak için jetler şimdilik Tahran yönünde havalanmayacaksa o zaman ABD İran'ın nükleer rotasını değiştirmek için askeri kuvvet kullanacağını taahhüt etmelidir” diyor.

Aksi takdirde İran'ın nükleer programını sınırlı askerî imkânlarıyla etkili bir şekilde vurmak için İsrail'e çok az zaman kalacağı ve İran nükleer tesislerinin yerin altına kaydırılmasının İsrail hava kuvvetlerinin bu tesisleri tahrip etmesini zorlaştıracağı da Kudüs yönetiminin tezleri arasında. İsrail, dünyanın en büyük askerî gücü olan ABD'nin muazzam tahrip gücüyle bilahare devreye girebileceğini de düşünüyor.

Oya tahvil

Obama'nın, yaptırımların ve diplomatik girişimlerin sonunda meyvesini vermesine bağladığı umut İsrail tarafından paylaşılmıyor. İsrail askeri kaynakları, İran'ın nükleer silaha kavuşma yolunda önemli mesafe kaydettiğini ve İran gibi bir ülkenin büyük ‘atom bombası' hedefine ulaşmak için belli bir süre yaptırımların doğuracağı sıkıntıları göze alabileceğini belirtiyorlar.

Bu konu, seçim kampanyasını başlatan Barack Obama'nın peşini bırakmayacak. ABD Başkanı, “önümüzdeki ayların son derece zor olacağını” söylüyor. Bu sözlerle hem dünya politikasını hem de kendi durumunu kastediyor olmalı. Cumhuriyetçi Partili rakipleri çoktan, İran'a askerî darbe indirilmesinin İsrail ile dayanışma içinde olunduğunun kanıtı sayılacağına inanmışlar. Gözleri aslında ABD'deki Yahudi seçmenin oylunda. Bu da Barack Obama'nın hassas dengeyi korumasını zorlaştırıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay (dpa/DW)

Editör: Hülya Topcu

Önerdiğimiz linkler

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN