1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

AB vatandaşları yasama sürecine katılacak

Birçok Avrupalı, Avrupa Birliği ve kurumlarını kendilerine uzak, bürokratik ve anlaşılmaz olarak görüyor. AB, üye ülke vatandaşlarını yasama sürecine aktif şekilde dahil ederek bu bakış açısını aşmayı hedefliyor.

default

Birçok Avrupalı, Avrupa Birliği ve kurumlarının kendilerine uzak, bürokratik ve anlaşılmaz olarak görüyor. Avrupa Parlamentosu üyelerini kendilerinin belirliyor olması bile üye ülke vatandaşlarının bu düşüncesini değiştirmeye yetmiyor. İşte bu nedenle "Halk Girişimi" adı verilen uygulamayla yasama sürecine AB vatandaşlarının katılımının artırılması hedefleniyor. Lizbon Antlaşması’nın getirdiği yeniliklerden biri olan uygulamanın yıl içinde yürürlüğe gireceği tahmin ediliyor.

Avrupa Komisyonu'nun eğitim, öğretim, kültür ve gençlik konularından sorumlu üyesi Maros Sefcovic uygulamayı şu sözlerle açıklıyor: "Halk Girişimi'nin, Avrupa Birliği'nin demokratik yaşamında çok önemli bir adım olacağını düşünüyorum. Bu şekilde Avrupa'yı vatandaşlarına yakınlaştırmak için yeni bir imkân yaratıyoruz. Bu sayede Avrupa'nın gündemini belirleyebilecekler."

Süreç çok da kolay değil

Ancak "Avrupa'nın gündemini belirleme" ifadesi bu uygulama için biraz abartılı bir tanımlama. Lizbon Antlaşması'nın getirdiği yeniliklerden biri olan uygulama şu şekilde işleyecek: Avrupa Komisyonu'na bir yasa teklifi götürebilmek için girişimcilerin 27 üye devletin en az 9'undan bu teklifi savunan en az bir milyon kişinin imzasını toplaması gerekiyor. İmzaların internet ortamında da toplanması mümkün. Ancak katılımcılarda, belirlenen seçmen yaşını doldurmuş olmaları özelliği aranıyor. İmza toplanan en az dokuz ülkede de teklifi savunanların belirli bir rakamın üzerinde olması gerekli. Bu rakamı da ülkenin Avrupa Parlamentosu'ndaki temsil oranı belirliyor. Örneğin Almanya için bu rakam en az 72 bin iken, Estonya ve Kıbrıs için 4 bin 500.

Ancak her şey gerekli imza sayısına ulaşılmasıyla sonlanmıyor. Sefcovic bundan sonra Komisyon’un üç seçeneği olduğunu belirtiyor: Girişimi desteklemek, mevcut metinlerde değişikliğe gitmek ya da hiçbir şey yapmamak. Yani girişimin Komisyon için bağlayıcılığı bulunmuyor.

Girişimin, Komisyon tarafından kabul edilip yasa tasarısı haline getirilmesi halinde ise tasarının üye devletler ve Avrupa Parlamentosu tarafından da kabul edilmesi gerekiyor.

"Tavrını baştan koymalı"

Ancak Avrupa Parlamentosu'nun sosyalist üyesi Ramon Jauregui Atondo, boşu boşuna toplanacak bazı imzaların önüne geçilmesi için Komisyon'un girişimlerle ilgili tavrını baştan ortaya koyması gerektiği görüşünde. Atondo şöyle konuşuyor: "Komisyonun bir girişimin başarılı olma şansı olup olmadığını daha imza toplanmaya başlamadan mutlaka söylemesi gerekiyor. Ancak bu şekilde yaşanacak hayal kırıklıklarının önüne geçilebilir."


Komisyon'un baştan böyle bir bilgilendirmede bulunup bulunmayacağı henüz bilinmiyor. Avrupa Komisyonu üyesi Maros Sefcovic değerlendirmeler sırasında Komisyon'un AB değerlerine uygunluk ilkesini ön planda bulunduracağı ve bu ilkelere uymayan tekliflerin kesinlikle kabul edilmeyeceğini kaydediyor.

© Deutsche Welle Türkçe


Christoph Hasselbach / Çeviri: Banu Ertek


Editör: Hülya Köylü