1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

“AB, Rusya’ya karşı tek ses olmak zorunda”

Doğalgaz krizi, Avrupa ülkelerini zora soktu. Ancak enerji konusunda birlikte hareket edemeyen AB üyesi ülkeler, Moskova üzerinde etkili bir baskı oluşturamıyor. DW’den Bernd Riegert'ın yorumu:

Bernd Riegert

Bernd Riegert


“AB Komisyonu, enerji stratejisi konusunda geçen Kasım ayında hazırladığı ikinci raporunda, Rus doğalgazından bağımlılığın önümüzdeki yıllarda daha da artacağına değiniyor ve 2020 yılından önce bu bağımlılığın azalmasının da söz konusu olmayacağına işaret ediyor. Zira Orta Asya’dan ya da Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya yeni doğalgaz boru hatları kurulması ve buralarda yeni sevkiyatçı firmalarla anlaşılması, düşünüldüğünden daha uzun zaman alacak gibi görünüyor. Bunun ötesinde Rusya, Avrupa’nın planlamalarının bozulması için elinden geleni ardına koymuyor. Orta Asya ülkelerindeki rezervlerden doğalgaz satın alıyor ve doğalgazı tekelinde tutmaya çalışıyor.


Rusya AB’yi bölme çabalarında da başarılı. Moskova, dost olarak gördüğü kimi AB ülkeleri ile ikili doğalgaz boru hattı anlaşmaları imzalıyor. Diğer AB ülkelerini, özellikle de Baltık ülkelerini, Polonya’yı, Çek Cumhuriyeti’ni ve Slovakya’yı ise frenliyor. Rusya’dan doğrudan Almanya’ya doğalgaz ikmalinin gerçekleştirileceği Kuzey Denizi üzerinden geçecek boru hattı ise Almanya’nın Rusya’dan bağımlılığını azaltmayacak. Türkiye üzerinden geçecek Nabucco boru hattı için ise henüz sevkiyat firmaları ortada yok. Belki bir gün İran’dan da sevkiyat yapılabilecek, ama İran’ın ne kadar güvenilir bir ortak olacağı da kuşkulu.


AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun üç yıl önce ortaya attığı, Avrupa’nın dayanışma içinde olması ve ortak bir doğalgaz pazarı oluşturması konusunda ise şimdiye kadar büyük bir ilerleme kaydedilmiş değil. Rusya’dan tek taraflı bağımlı olunmaması için ancak şimdilerde yavaş yavaş AB ülkelerinin boru hatları üzerinden birbirlerine nasıl bağlanacakları üzerinde kafa yoruluyor. Doğalgaz rezervlerinin denetimi Avrupa çapında değil, sadece ulusal hükümetler tarafından yapılıyor. Öte yandan AB içinde de üye ülkelerin kimi Rusya’ya daha fazla bağımlı, kimi daha az; İspanya gibi bazı ülkeler ise Rusya’dan hiç doğalgaz satın almıyor. Kısacası, AB ülkelerinin bu konudaki tavırları da farklı.


Ancak AB ülkeleri Rusya’nın doğalgaz konusunda güvenilir bir ortak olmadığını kavramış durumda. Mart ayında yapılacak olan AB Zirve Toplantısı’nda etkili karşı stratejilerin hazırlanması bekleniyor. Bu çerçevede AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti Başbakanı Mirek Topolanek’in girişimi başarılı oldu. Topolanek, Rusya’dan Ukrayna’ya sevk edilen, oradan da Avrupa’ya ulaşan gaz sevkiyatının bir AB denetleme gurubu tarafından gözetlenmesini Rusya’ya kabul ettirebildi. Bu gelişme sayesinde doğalgaz konusunda Rusya ile Ukrayna’daki mevcut yolsuzlukların da önüne geçme olasılığı doğmuş oluyor.


AB’nin Rusya’ya karşı birlik içinde hareket etmesi ve bu ülke ile mutlaka yeni bir enerji anlaşması imzalaması gerekiyor. Avrupalı firmalara artık nihayet Rusya’da da enerji kaynaklarını işletmeleri ve sevkiyata yönelik altyapı inşa etmeleri için izin verilmesi gerekmekte. Öte yandan düşen enerji fiyatları Moskova için de bir işaret sayılmalı ve Rusya, AB ile sürtüşmeden değil, işbirliğinden çıkarı olduğunu artık kavramalıdır. Bu arada NATO’ya ve AB’ye üyelik hedefinde olan Ukrayna da son doğalgaz anlaşmazlığında Rusya’dan gelen gazı Avrupa’ya sevk etmeyi reddetme yoluna başvurarak, üyelik sürecinde diskalifiye oluyor.“

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN