1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

AB üyesi Portekiz'de açlıkla mücadele

En yoksul Avrupa ülkelerinden biri olan Portekiz'de bütçe açığının kapatılabilmesi için kemerler sıkılıyor. Yapılan kısıntılar, sosyal sorunlara da yol açarken, açlıkla mücadele etmek zorunda kalanların sayısı artıyor.

default

Lizbon'da bir depo. Deponun içinde hummalı bir şekilde çalışan gönüllüler, tezgahların üzerine pirinç çuvalları, makarna paketleri ve konserve kutularını diziyorlar, deponun girişindeki rampada ise kamyonetlere ve otomobillere yükleme yapılıyor. Yapılan her işlem hakkında ayrıntılı bir şekilde defter tutuluyor: Kızılhaç için iki çuval pirinç ve patates, Katolik Kilisesi'nin yardım örgütü Caritas'a ton balığı konservesi ve sebze.

Sıradışı bir banka

Burası bir banka, ama alışagelmiş bankalardan değil. Gıda bankasının kurucusu ve yöneticisi Isabel Jonet, kredi yerine yemek dağıttıklarını anlatıyor. Gıda bankasının, üretim ve ziraat sektöründe arta kalan ve ticari nedenlerden dolayı imha edilecek ürünleri topladığını belirten Jonet, bu besin maddelerini doğrudan muhtaç olan kişilere değil, yerinde çalışmalar yapan örgütlere aktardıklarını kaydediyor.

280 bin kişiye hergün bir öğün sıcak yemek

Son kullanma tarihi geçmek üzere olan konserveler, pazarda alıcı bulamayan salatalar, tüm bunlar önce gıda bankasına geliyor, oradan da çeşitli sosyal yardım kuruluşlarına gönderiliyor. Portekiz'i sarsan krizin boyutlarının giderek daha da büyümesi yüzünden açlık ile mücadele edenlerin sayısına paralel olarak, gıda bankasına talep de giderek artıyor. Portekiz'de benzeri gıda bankalarının sayısının 18'e ulaştığını söyleyen Isabel Jonet, bu bankaların tam 1830 örgüte sevkiyat yaptığını ve bu örgütlerin de toplam 280 bin kişinin günde en az bir kez sıcak öğün yemelerini sağladığını anlatıyor.

Sosyal hizmetler kemer sıkma politikasına kurban gidiyor

Portekiz, gerçekten de Avrupa'nın en yoksul köşelerinden. Sayıları bir milyona yaklaşan emekliler, ayda 300 eurodan daha düşük bir maaşla geçinmek zorunda. Çalışanların ortalama aylık geliri ise 800 euro. İşsizlik giderek artıyor. Ve Portekiz kemerleri sıkmak zorunda olduğu için, zaten kısıtlı olan sosyal hizmetler daha da kısılıyor. İşsizlik yardımında kesintiye gidilmesi durumunda yaklaşık 600 bin Portekizli'nin neredeyse hiçbir sosyal güvencesinin kalmayacağı belirtiliyor.

Orta sınıf da ümitsizlik içinde

Vergilerin artırılması ve işsizlik, ülkedeki orta sınıfı da çok yoğun bir şekilde etkiliyor. Gıda bankası yöneticisi Isabel Jonet, kendi suçu olmadan yoksulluk sınırının altına düşen lise öğretmeni, yoksullaşan bankacı ya da avukatların sayısının da giderek arttığına dikkat çekiyor.

„Orta sınıftan birçok kişi işini kaybetti ve ümitsizlik içinde. Başka bir iş de bulamıyorlar." diyen Jonet, öğretmenler, doktorlar, hatta doçentlerin bile, zorluk içinde olduklarını ve kendilerinden yardım istediklerini söylüyor.

Dışa göç artıyor

Ekonomi uzmanları, hatta siyasetçiler bile, ülkedeki durumun yakın bir dönemde daha da kötüye gideceği konusunda hemfikir. O yüzden, 1960'lı yıllarda olduğu gibi yine dışarıya göç yoğunlaşıyor. Kesin sayılar mevcut değil, ancak özellikle kendi ülkelerinde iş bulamayan genç Portekizliler şanslarını dışarıda denemeye karar veriyor. 20'li yaşların ortasındaki evli genç kadın Margarida Paes de bunu düşünenlerden. Bunun ciddi olarak gündemde olduğunu belirten Margarida, kendisinin ya da eşinin iyi bir teklif aldıkları takdirde yurtdışına gideceklerini söylüyor. Ayda 500 euro maaş ile bir avukatın bürosunda çalışan Margarida'nın hiçbir sosyal güvencesi ya da emeklilik sigortası yok. Eşi yaklaşık 1000 euro kazanıyor ve bu da iki çocukla geçinmeye zar zor yetiyor. Margarida, “Bizim maaşlarımız yetmeyince, ailemizden destek almak zorunda kalıyoruz” diyor. Zira çocuk yardımı da Maliye Bakanı'nın yaptığı kesintilere kurban gitti. Ve Avrupa Birliği, Portekiz'den daha da fazla tasarruf etmesini talep ettiği için ülkeyi daha da zorlu bir dönem bekliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Jochen Faget / Çeviren: Aydın Üstünel
Editör: Hülya Köylü