1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Açlık ve Yetersiz Beslenme Raporu açıklandı

BM Gıda ve Tarım Örgütü'nün dün yayınladığı Açlık ve Yetersiz Beslenme raporunda, ”açlık sorunun gıda maddelerinin değil, siyasi iradenin yetersizliğinden kaynaklandığı” vurgulandı.

Açlık sorununda Üçüncü Dünya ülkeleri başı çekiyor

Açlık sorununda Üçüncü Dünya ülkeleri başı çekiyor

Karl Zawadzky

Birleşmiş Milletler, 2000 yılında tesbit ettiği hedefte, 2015 yılına kadar dünyadaki aç insan sayısını yarılamayı öngörmüştü. Son açıklanan raporun ortaya koyduğu gerçek, bu hedeften giderek daha da fazla uzaklaşıldığını gösteriyor. Oysa dünyada bu kadar açlık ve açlıktan kaynaklanan ölümün olması doğal değil. Yeryüzü aslında öyle verimli ki, şu anda dünyada yaşayan insandan çok daha fazlasını besleyebilir.

Doğal felaketler etkili

Kuraklıklar, sel felaketleri gibi doğal felaketler, elbette milyonlarca insanın karınları guruldayarak akşamları başlarını yastığa koymasında etkili. Ancak açlıkta asıl belirleyici olan, bizzat insanın imza attığı siyasi ve ekonomik koşullardır. Tarihçi ve dinbilimci İvan İllich, dünya ticaretinden gelişmekte olan ülkelerin ve azgelişmiş ülkelerin daha az pay almasının, açlığın ortaya çıkışında önemli bir rol oynadığı inancında.

Açlığı ortadan kaldıracak olan, Üçüncü Dünya'nın yoksullarının gelirlerini artırıcı önlemler almaktır. Bu hedefin gerçekleşmesi için sanayileşmiş ülkelerin Üçüncü Dünya ülkelerinin tarım ürünlerine pazarlarını açması yeterli değildir. Üzerinde durulması gereken, bu ülkelerde talebi artıracak düzenlemelerin yapılması, bunun için de sözkonusu ülkelerde adaletli gelir dağılımını düzenleyen adımların hayata geçirilmesidir. Talebin kendisini hissettireceği yerde arzın da ortaya çıkacağı açıktır. Bunu bir çembere benzetebiliriz: Gelişmekte olan ülkelerde insanlar öylesine yoksul ki kendilerine gereken gıda maddelerini satın alamıyor. Cılız talep, ülkenin pazarının gelişimini engelliyor. Zayıf pazarsa üretim yapan köylüler için iyi haber anlamına gelmiyor: Köylüler, talep olmadığından, yalnızca kendileri ve aileleri için üretim yapmakla yetiniyor.

Açlığın kaynağı işsizlik ve yetersiz istihdam

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün eski genel müdürlerinden Hendrik Boerma, açlığın en büyük kaynağını işsizlik ve yetersiz istihdam olarak görüyor. Boerma, yeni iş alanlarının açılmasının, satın alma gücü doğuracağı inancında. Satın alma gücüyse, kişinin gereksinim duyduğu gıda maddelerine kavuşabilmesi demek. Diğer türlü, yoksullar yine karınlarını doyurmak için zenginlere avuçlarını açmak zorunda kalacak.

Yaşanan deneyimler, zenginlerin, yoksulların açlığını gidermesi için gönderdiği gıda yardımlarının da orta ve uzun vadede sorunlara yol açtığını ortaya koyuyor. Kuşkusuz, kısa vadede doğal felaketlerin vurduğu kitlelerin karnı doyrulmuş oluyor. Ancak diğer yandan gıda yardımının ulaştığı ülkenin pazarı bir anlamda tahrip oluyor. Oysa zenginler bu ülkelere fazlalık oluşturan gıda stoklarını değil, doğrudan para yardımı yapmalıdır. Böylece o ülkede yeni iş alanlarının önünün açılmasına katkıda bulunulmuş olur.