1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

9 yıllık ABD işgali sona erdi

Son ABD birlikleri de Irak’tan ayrıldı. Ülkeyi şimdi büyük bir sınav bekliyor. Farklı etnik ve mezhep grupları arasında birlik nasıl sağlanacak? Petrol gelirleri nasıl paylaşılacak? Uzmanlar bu sorulara yanıt arıyor.

default

ABD Başkanı Barack Obama'nın Irak'ın işgalinin sona erdiğini açıklamasının ardından ülkedeki son Amerikan askerleri de sınırdan Kuveyt'e geçti.

Amerikan askerlerinin ülkelerini istila etmesinden dokuz yıl sonra devletin sorumluluğu yeniden Iraklılara devrediliyor. Yıllardır hasreti çekilen bağımsızlık halkın omuzlarına son derece ağır bir yük yüklüyor.

Berlin’deki Bilim ve Siyaset Vakfı direktörü ve Ortadoğu uzmanı Volker Perthes, Irak’ın sayısız sorunun üstesinden gelmek zorunda olduğunu dikkat çekiyor. Perthes şu değerlendirmeyi yapıyor:

“En büyük güçlük içte birlik ve beraberliği sağlamak olacak. En ideali, bütünleşmenin demokratik çerçeveye uygun olmasıdır. Çoğu siyasi aktörün demokrasi tecrübesinin az olması bunu zorlaştıracaksa o zaman en azından siyasi birleşme yolu, yani bütün toplum katmanlarını kucaklayan bir formül denenmeli.”

Başbakan Nuri El Maliki’nin ise anti-demokratik davranıp önemli bazı grupları siyasi süreç dışında bırakmaya meyilli olduğu görülüyor.

Petrol gelirleri nasıl paylaşılacak?

Alman uzman Volker Perthes'e göre en önemli hususlardan biri de sosyal güvenlik. Ülkede yaratılan milli gelirin sosyal adalet ilkelerine göre paylaştırılması. Ortadoğu uzmanı, bu kaynağın mevcut olduğunu ve Irak’ın petrol üretiminin savaş öncesi düzeye yaklaşmakta olduğunu belirtiyor. Perthes, petrol gelirinin paylaşılmasının Irak’ı bekleyen en önemli sınavlardan biri olduğu görüşünde:

“Son dokuz yıldır ortaya çıkan bütün sorunların ve iç savaşın sorumluluğu Amerikalılara yüklenebiliyordu. ABD'nin gerçekten büyük sorumluluk ve suçu var. Ama neticede birbirine saldıranlar Iraklı gruplardı.”

Irak, yıllardır süren iç savaşın, bombalı saldırıların ve petrol zengini bölgeler üzerindeki anlaşmazlıkların etkisi altında. 2003 yılında Amerikan ordusunun ülkeyi işgal edip Saddam Hüseyin rejimini yıkması ülkeyi kaosa sürüklemişti. Savaş Irak’a demokrasi ve ekonomik canlanma getireceği yere, işgalcilere karşı kanlı ayaklanma başlamasına yol açtı. Etnik ve mezhep çatışmaları yüzünden kimsenin can güvenliği kalmamıştı. Ölü sayısı her geçen gün artarken, milyonlarca Iraklı komşu Suriye ve Ürdün’e sığındı. 2004 – 2008 yılları arasında Irak adeta terörist ve suikastçıların eline geçmişti. Bu nedenle stratejisini değiştiren Washington yönetimi bu dönemde Irak’taki asker sayısı 170 bine kadar çıkardı.

Hamburg’daki GIGA adlı Ortadoğu Etütleri Enstitüsü’nün direktörü Henner Fürtig son üç yılda ülkenin göreceli istikrara kavuştuğunu söylüyor:

“İç savaşın başlamasına kadar son derece güçlü olan ve Sünni gruplar tarafından desteklenen radikal yer altı faaliyetleri Amerikan birliklerinin ülkeyi terk etmesinden önceki son üç yıl içinde önemli ölçüde bastırıldı. Bu grupların tamamen etkisiz hale getirilemediğini bombalı saldırılar da gösteriyor. Ancak bu tür saldırıların belli başlı noktalarda yoğunlaştığı da bir gerçek.”

2003 yılına göre durum daha iyi'

Amerikan birlikleri tamamen çekildikten sonra Irak’ın güvenliği 900 bin asker ve polise emanet edilecek. Fürtig, büyük problemlere rağmen Irak’ın demokratik bir anayasaya kavuşturulmasının ve genel seçimlerin yapılabilmesinin önemli bir başarı olduğu görüşünde. Alman uzman, “Basit bir kıyaslamayla söyleyecek olursak, 2011 Irak’ı 2003 yılının Irak’ından çok daha iyi durumda. Çünkü diktatörü bol olan Yakın ve Ortadoğu’daki bir dikta rejimi ortadan kalkmıştır” şeklinde konuşuyor.

Irak’ın dış politika eksenini belirlemesi de önemli sınavlar arasında. Alman Ortadoğu uzmanı Henner Fürtig, Şii çoğunluk nedeniyle İran ile sıkı bağların bulunduğu bu Arap ülkesinin Suudi Arabistan’ın bölgedeki çıkarlarını da hesaba katmak zorunda olduğunu belirtiyor ve şunları kaydediyor:

“Irak topraklarında İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabete tanık oluyoruz. Her iki ülke de kendine müttefik ve dost arıyor, dolayısıyla bu Irak’ın iç politikasına da yansıyor. Irak, iki ülke arasındaki çekişmenin sahnelendiği bir ülke oldu.”

© Deutsche Welle Türkçe

Anne Allmeling / Çeviren: Ahmet Günaltay

Editör: Ayhan Şimşek

Önerdiğimiz linkler