1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

31.12.2008 - Avrupa basınından özetler

2008 yılının son gününde Avrupa basınında Ortadoğu'daki gelişmeler, Fransa'nın AB dönem başkanlığının bilançosu ve 2009'a dair beklentiler öne çıkan başlıca yorum konularını oluşturuyor.

default

Avusturya'nın başkenti Viyana'da çıkan Der Standard adlı gazete, Ortadoğu'daki son gelişmeleri ele aldığı yorumunda İsrail'i eleştiriyor

"Her türlü korumadan yoksun olan çatışma bölgesindeki sivillerin kaçma imkanları yok. Çünkü Gazze Şeridi, İsrail tarafından karadan ve denizden ablukaya alınmış durumda. Tek kaçış yolu güneye, Mısır'a gitmek. Ama hasta ve yaralılar dışında Filistinlilerin Mısır'a geçişlerine Kahire hükümeti tarafından izin verilmiyor. Yani Gazze Şeridi'ndeki sivil halk kapana kısılmış durumda. Bu şartlar altındaki bir askeri operasyonun gerek hukuki gerekse ahlakî açıdan savunulacak bir tarafı olamaz."

Buna karşın İngiltere'nin başkenti Londra'da yayımlanan The Times, şiddetin baş sorumlusu olarak Hamas'ı görüyor:

"Sivil halka yönelik ısrarla devam eden saldırılar sonucu İsrail'in maruz kaldığı ağır tahrik, hiçbir demokratik hükümet tarafından küçümsenmemelidir. İsrail'in bu hafta içinde gerçekleştirdiği hava saldırılarında 400'e yakın Filistinlinin ölmesinin sorumluğunu büyük ölçüde Hamas'ın yüklenmesi gerekmektedir. Kapsamlı bir barıştan hiç olmadığı kadar uzaklaşıldı. İsrail, daha büyük acıların yaşanmasını önlemek için Hamas'ın imkanlarını kısıtlama hakkına sahiptir. Ancak İsrail hükümeti, müzakere masasında elini güçlendirecek bir siyasî strateji üzerinde de kafa yorsa iyi eder."

Geçiyoruz AB ile ilgili yorumlara. Fransa'nın altı aydır yürüttüğü AB Konsey Dönem Başkanlığı görevi bugün sona eriyor. Bordeuaux kentinde çıkan Sud-Ouest isimli Fransız gazetesi, geçen altı ayın bir bilançosunu çıkarıyor:

"AB, devasa boyutlara ulaşan bürokrasisi nedeniyle giderek hantallaştığı yönünde eleştiri oklarına maruz kalırken, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, aktif ve cesur bir Avrupa'nın hem vatandaşlarını koruyabileceğini, hem de büyük kriz dönemlerinde etkin bir rol üstlenebileceğini göstermek istedi. Ancak Sarkozy Avrupa'yı mı değiştirmeyi başardı yoksa Fransa'nın Avrupa'ya ihtiyacı olduğunu mu kavradı, orası bir muamma."

Hollanda'nın Amsterdam kenti merkezli de Volkskrant ise Sarkozy'le ilgili daha net ifadeler kullanıyor:

"Fransa'nın dönem başkanlığı sürecindeki en önemli katkısı, mâkul bir işbirliği yapılması durumunda Avrupa'nın ne denli bir yaptırım gücüne sahip olduğunu göstermek oldu. Yani Sarkozy, AB'yi yeniden 'görünür' hale getirdi. Peki bu durumda AB Komisyonu'nun önemi giderek azalıyor mu? Hayır! Ama şu da bir gerçek ki, AB'nin genel tavrının belirlenmesi, büyük ölçüde devlet ve hükümet başkanlarının ne derece kararlı olmalarına bağlı. İnşallah liderler, AB Başkanı rolünü üstlenebilecek birinin belirlenmesi hususunda da kısa vadede siyasi kararlılık gösterebilirler."

Son olarak 2009'a dair beklentilerle ilgili bir yorum aktarıyoruz. Viyana'da çıkan Die Presse adlı gazetenin yeni yıla ilişkin ekonomik öngörüleri pek de olumlu değil:

"Bu yıl büyük bir balonun patlamasıyla birlikte ekonomik büyüme gerçekleşmeyecek. Bu durumda masraflarını, azalan cirolarıyla doğru orantılı olarak aşağı çekmeyen işletmeler önümüzdeki sene ya zarar edecek ya da yok olup gidecek. Bu, gayet normal, elzem, heyecanlı ama diğer yandan ciddi ve cesur insanlar için de yeni fırsatlar içeren bir süreç olacak. Tabi devletin de aynı şekilde masraflarını kısması ya da verdiği hizmetleri azaltması kaçınılmaz. Böylece giderek artan borç yükünün, gelecek nesillerin sırtında sürekli büyüyen bir kambur haline gelmesinin önü alınmaya çalışılacak. Bu, bir şartla kabul edilebilir: Mali kaynakların, gerçekten de gelecek nesillerin ihtiyacı olan eğitim ve araştırma gibi alanlara harcanması gerek. Ancak tam da bu alanlar yatırımlardan mahrum bırakılıyor."