1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

31.10.2011 - Alman basınından özetler

Türkiye ile Almanya arasında İşgücü Göçü Anlaşması'nın 50'nci yılı, günlerdir Alman basınında çeşitli boyutlarıyla ele alınıyor.

default

Anlaşmanın imzalandığı 30 Ekim 1961 tarihinden günümüze Alman toplumu ve Türkler'in yaşadığı süreç mercek altına alınıyor. Neue Osnabrücker Zeitung, elli yıllık süreçten her iki tarafın da kazançlı çıktığını belirtiyor:

“Almanya’nın Türkiye ile 50 yıl önce yaptığı işgücü göçü anlaşmasının sonuçları, daha önce İtalya, İspanya ve Yunanistan ile yapılanların çok ötesinde. Bunun birinci nedeni, işgücü olarak Türkiye’den gelen göçmenlerin sayısının diğerlerinden hayli yüksek oluşu. Ama asıl neden, bu göçün yarattığı derin toplumsal etkiler. Anadolu insanı, Almanya’daki Türklerin ülkelerine yaptıkları havalelerden kazançlı çıktı ve Alman toplumu da göçmenlerden yararlandı. Türk kökenliler Almanya'da girişimci, profesör, siyasetçi ya da milli futbolcu olarak başarı örneklerine imza attılar. İyi Almanca konuşup, yükselme fırsatlarını değerlendirdiler, Almanya’yı daha renkli hale getirdiler. Ama başarı örneklerinin parıltısına bakıp sorunlar yokmuş gibi düşünmek saflık olur. Okulu diploma almadan terk edenler arasında Türk kökenli öğrencilerin oranı çok yüksek. Ortalamaya göre Türkler daha az kalifiye ve diğer göçmen gruplarına göre işsizlik oranı Türkler arasında daha yüksek. Bu dengesizliği gidermek için yapılması gereken daha çok şey var. Ve bu iki taraf için de geçerli.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung’da ise Bremen Üniversitesi’nden Siyasî Bilimler Doktoru Stefan Luft’un kaleme aldığı bir makale yer alıyor. Gazetenin tam sayfa yer verdiği ‘En Aşağıda’ başlıklı makalede İşgücü Göçü Anlaşması’nın üzerinden geçen elli yıl çeşitli boyutlarıyla mercek altına alınıyor. Makalenin sonunda günümüzle ilgili şu mesajlar yer alıyor:

“90’lı yıllardan itibaren artık anavatanın konularına odaklanmayıp Almanya’yı yeni vatan olarak gören Türk dernekleri var. Bu dernekler entegrasyon, İslam ve göç politikaları gibi siyasî tartışmalarda önemli bir aktör olarak kabul ediliyorlar. Siyaset ya da medyada da ilerlemeler var. Basın kuruluşlarının yazıişlerinde giderek daha çok Türk kökenli editör çalışıyor, televizyon ya da radyolarda giderek daha fazla Türk kökenli sunucu yer alıyor. Siyasî partiler artık Türk kökenli siyasetçileri ön sıralarda göstermeye can atıyor. Vatandaşlar kendilerini etnik kökenlerine göre tanımlamaktan vazgeçer ve diğerleri tarafından etnik kökenlerine göre değerlendirilmezse, o zaman uyum politikalarının önemli bir hedefi başarılmış olacak. Sınırlar, göçmenler ve yerliler arasında çekiliyor. İki tarafın bu sınırları aşması gerekiyor.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung'da yer alan yorum ise “Orada da burada da yarı yabancı’ başlığını taşıyor. Yorumda, “Konuk işçi bekleniyordu, göçmenler geldi” deniyor ve izlenmesi gereken yolla ilgili şu satırlar yer alıyor:

“İslam konferansları düzenleyerek sadece göçmen kökenli çocukların din eğitimini düşünmek yetmez. Genç Türklerin, genelde Alman vatandaşı olmalarına rağmen kendilerini gerek Almanya’da gerekse kendi ülkelerinde yarı yabancı hissetmemeleri için, sadece ülkelerinde konuşulan dili değil ülkedeki kültürü de tanımaları gerekir. Onlara bu yönde fırsatlar yaratılmalı. Ancak o zaman iki ülke arasında seçim yapabilme ya da iki ülkenin kültürünü birleştirebilme özgürlüğüne sahip olurlar.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız