1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

31.03.2011 - Alman basınından özetler

Libya’da sürdürülen askerî operasyon ve isyancıların silahlandırılması tartışmalarıyla, Suriye’deki gelişmeler, bugünün Alman basınından seçtiğimiz yorum konuları arasında.

default

Süddeutsche Zeitung, Libya’ya silah sevkiyatının tehlikeli bir iş olacağı uyarısında bulunuyor:

“Savaş bittiğinde, bir zamanların isyancıları ellerindeki silah ve bombaları yeni hükümet ya da silah sevkiyatçılarına karşı da seve seve kullanacaktır. Tıpkı Afganistan örneğinde olduğu gibi: Mücahidler, Sovyetlere karşı savaşsınlar diye Batı tarafından silahlandırıldı. Kızıl Ordu ülkeden çekildiğinde, mücahidler 'Taliban' adı altında eski destekçilerine karşı savaştılar. Benzer bir durum Libya’da yaşanabilir. Savaş uzuyor. Amerikalılar ve Avrupalılar çaresiz. Batı’nın ortak bir konsepti olmadığı için Araplar da yarım ağız bir destek politikası uyguluyor. Diktatörler tek başına silahla devrilmez. İsyancıların askerî eğitim alması gerek. Tek seçenek, özgürlük ve anayasa talep ettikleri ve din devleti vaat edenlerin peşine takılmadıkları sürece isyancılara güvenmek.”

Hannoversche Allgemeine Zeitung'un yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Daha bombardıman başlamadan açıklığa kavuşturulması gereken konular, Batı ittifakı tarafından maalesef ancak şimdi tartışılıyor. Operasyon sonrasında ortaya nasıl bir Libya çıkacak? Bingazi ya da diğer kentlerdeki isyancılar güvenilir müttefikler mi? Ya da uzun sürecek bir iç savaş ve ortaya çıkacak mülteci akınına davetiye mi çıkarılıyor? Ülkenin 'batı' ve 'doğu' diye ikiye ayrılması riskine girilmek isteniyor mu? Hava saldırılarının tek başına diktatörü koltuğundan etmeyeceği artık belli oldu. Kaddafi'nin Trablus'tan sürülmesi isteniyorsa, isyancıların Kaddafi birliklerine karşı karada zafer kazanması gerekiyor. Bu da çok zor görünüyor.”

Berlin'de yayımlanan Junge Welt gazetesinin Libya'daki askerî operasyona ilişkin yorumu ise şöyle:

“Savaş ittifakı, Libya'ya askerîö müdahalede BM'nin 1973 kararı çerçevesine uyma gibi bir izlenim yaratmaya bile çalışmıyor. Sivil halkın korunması yükümlülüğünün, Libya iç savaşında Batı'nın tuttuğu tarafın yararına bir askeri müdahaleye paravan olarak kullanıldığı giderek daha açık hâle geliyor. En son Batılı müttefiklerin savaş uçakları Ras Lanuf yakınlarındaki stratejik açıdan önemli petrol kentlerine saldırdı. Libya uğruna verilen savaşta, kanın niye akıtıldığı böylece belli oluyor.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise Suriye'deki protesto gösterileri ışığında Devlet Başkanı Beşar Esad’ın dün mecliste yaptığı ve televizyondan da yayınlanan konuşmayı irdeliyor:

“Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkesinde gösteri ve kanlı çatışmalara neyin yol açtığını soruşturmak istiyor! Suriyeliler gibi tüm dünyanın da günlerdir heyecanla beklediği konuşmanın içeriği bundan ibaret. Bu konuşma, kendi kendini kandırmanın belgesiydi. Ya da Esad’ın, ailesi, Alevilik ve 1963 yılından bu yana iktidardaki Baas partisinin gücünü ne pahasına olursa olsun koruma düşüncesinin esiri olduğunun. Olağanüstü halin kaldırılmasından da, cesur, zeki reformlardan da hiç bahsetmedi.”

Dresdner Neueste Nachrichten gazetesinin aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

“Esad konuşmayı yapmasa da olurdu. Diktatörlerin her zaman yaptığı gibi kendi görüşlerini yansıtan bilindik propagandanın dışında, özünde önemli hiçbir şey söylemedi. Esad, sokaklardaki kısmen organize edilmiş, kısmen kendisine inanan coşkulu kitlelerin desteğine sahip. Göstericiler için vaat ettiği reformlar ise ne bir takvim içeriyor ne de içeriği belli. Bu, yarım yüzyıldır olağanüstü halle yönetilen ülkeyi tatmin etmek için yeterli olmasa gerek.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Murat Çelikkafa