1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

31.01.2011 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa gazetelerinden seçtiğimiz yorumlar tamamen Mısır’daki gelişmeler, ülkenin geleceği ve başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin Mısır'a karşı tavrının ne olması gerektiği konularına odaklanıyor.

default

Sağ-liberal İtalyan gazetesi Corriere della Sera yorumunda, Mısır’ın ikinci bir İran olması tehlikesine dikkat çekiyor. İran’da dinî çevrelerin baskısı karşısında Amerikan yönetiminin o dönemde Şah’ın generallerine direniş göstermemeleri, silahlarını bırakmaları tavsiyesinde bulunduğunu belirten gazete, yorumuna şöyle devam ediyor:

“Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek Batı'nın sadık bir müttefikiydi. İsrail ile barış anlaşması imzaladı ve ülkesindeki Müslüman Kardeşler örgütünü engelledi. O Müslüman Kardeşler ki, bir yandan ılımlı İslam’ın temsilcisi olduklarını söylüyorlar, öte yandan Filistin’deki Hamas’ı destekliyorlar. Umut edilir ki ABD Başkanı Barack Obama İran’dan ders almıştır ve yapılan hataları tekrarlamaz. Son derece tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz ve bu tehlikelere işgüzarlıkla yanıt vermekten ziyade, kötüler arasında daha az kötü olanı tercih etmek gerekir.”

Uluslararası topluluğun Mısır’a ilişkin tavrı konusunda Fransız Le Figaro şunları yazıyor:

“Dışarıdan bakıldığında Mısır’ın içişlerine müdahalede bulunmuyor gibi görünseler de, aslında Batılı ülkelerin başkentleri Mısır’da bir değişim istiyor. Tabii ki aklı başında, Mısır’ın istikrarının ve bölgedeki kırılgan dengenin korunmasını içeren bir değişim. Bu ise ordunun anahtar rol oynamasını ve tarihden gelen sorumluluğu ile devletin devamlılığını garanti etmesini önşart koşuyor. Ancak bu şu anlama da geliyor: Ortadoğu’da stratejik müttefik konumundaki Hüsnü Mübarek’in iktidarını sürdürmesi artık Batı'nın önceliği olmayabilir.”

Hollanda gazetesi de Volkskrant da Mısır’da askerlere kilit rol düştüğü görüşünde:

“Askerlerin ülkede sükuneti ve düzeni yeniden oluşturmak için pragmatik davranması gerekir. Sonuçta bu görevi yerine getirecek olanlar basit askerler ve karşı tarafta, göstericiler safında yakınları, dostları bulunuyor. Bu nedenle ordu baskı aracı olarak kullanılamaz. Üstüne üstlük Mısır’ın üst rütbeli subaylarının ABD ile sıkı ilişkisi de bulunuyor. Öte yandan Washington, Mübarek'in devrilmesine önayak olmuyor gibi görünse de, Mübarek’in otokratik hükümetine son vermek için kapalı kapılar ardında reform beklentisini dile getirdiği de biliniyor.”

Avusturya gazetesi Salzburger Nachrichten, ABD’nin Mısır’da bundan sonraki gelişmeleri kayıtsız kalarak izlemesi durumunda, devrimin başına aşırı güçlerin geçme riskinin doğacağına dikkat çekiyor:

“Mübarek, Mısır’daki ılımlı, seküler muhalefeti sürekli baskı altında tuttuğu içindir ki, İslamcı “Müslüman Kardeşler” örgütü, iktidar koltuğuna yükselebilecek tek organize güç olarak görünüyor. Bu ise birkaç açıdan felâkettir! Çünkü İslamcıların demokrasi ile, insan ve vatandaşlık hakları ile yakından uzaktan ilgisi yoktur.Onlar İsrail ile Mısır arasındaki barış anlaşmasını ortadan kaldırmak ve İslamî Cumhuriyet İran ile müttefik olmak istiyorlar. Başkan Obama’nın sonunda Mısır’da iki kötü seçenek arasında kalmaması için, ABD’nin elinde kalan son kozunu atak bir biçimde kullanması ve liderliğini sergilemesi lazımdır.”

Sağ-muhafazakar Macar gazetesi Magyar Nemzet, Mısır’da eğer Mübarek rejimi yıkılacak olursa, Atom Enerjisi Ajansı eski Başkanı ve Nobel Barış ödülü sahibi Muhammed el Baradey’in ülkenin tek umudu haline geleceğini belirtiyor ve ekliyor:

“Onun görevi, Mısır’ın kültür mirasına sahip çıkmak, halka aş dağıtmak, dürüst, demokratik seçimler düzenlemek ve de ülkedeki İslamî muhalefeti demokratik yollardan güçsüz kılmaktır.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu