1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

30.12.2011 - Avrupa basınından özetler

Avrupa basınında bugün İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, Türkiye'de son dönemde artan tutuklamalar, Suriye'deki gelişmeler ve Kuzey Kore'deki yeni döneme ilişkin yorumlar dikkat çekiyor:

default

Avusturya gazetesi Der Standard, Türkiye'de son haftalarda artan tutuklamalara dikkat çekiyor. Gazetede şu satırları okuyoruz: 

"Türkiye'de siyasi muhaliflere yönelik başlatılan cadı avıyla art arda gelen tutuklamaların toplumda ne kadar kabul gördüğü ve bunun hukuk çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılıyor. Bu tartışmalarla birlikte uzun vadeli hedeflere ilişkin soru işaretleri de gündeme geliyor: Müslümanlığın ağırlıkta olduğu bir 'piyasa demokrasisi' mi söz konusu? Ya da Erdoğan uzun zamandır üzerinde çalıştığı 'AKP devletini' 13 yıllık başbakanlığın ardından 2014'te iki dönem cumhurbaşkanlığı ile devam ettirmek mi istiyor? Yoksa Erdoğan sadece kişisel hırslarıyla mı hareket ediyor? Uzunca bir zaman modern ve demokrat bir kişilik olarak algılanan Erdoğan, üç parlamento seçimininde oylarını katlayarak sanat eserini tamamladı. Erdoğan ve partisi kuşkusuz darbeci generallerin ordusuna karşı mücadele etmeye karar vermişti. Ancak şimdi onların yerini polis almış görünüyor."

Lüksemburg'da yayımlanan Luxemburger Wort, İran'ın tehdidinin inandırıcı olmadığını savunurak şu satırları yer veriyor:

"ABD donanması harekete geçerse İran ordusu, Hürmüz Boğazı'ndaki yasağı birkaç günden fazla uygulayamaz. Petrol, İran'ın da en önemli gelir kaynağı olması sebebiyle Tahran'daki rejim blokaj durumunda kendi bindiği dalı da kesmiş olur. Tahran bundan sadece küçük bir kazanç sağlayabilir. Petrol kıtlığı korkusu, siyah altının fiyatının artmasına neden oldu, ancak bu petrolden elde edilen dolarların geçici bir süre İran'ın kasasına girmesini sağlayacaktır. Tahran'ın verdiği gözdağının ne kadar inandırıcı olduğundan bağımsız olarak, ülkedeki molla rejimi dünya siyaset sahnesinin sorunlu çocuğu olmayı sürdürüyor. Tahran, nükleer programını hala uluslararası kontrollerden uzak tutuyor. Peki Salman Rüşdi gibi kişiler hakkında fetvalar çıkarmayı sürdüren, İsrail gibi ülkelere karşı yıkıcı tehditler savuran, diplomatik temsilcilikleri işgal eden ya da terör gruplarını finanse ederek provokasyona başvuran bir rejime karşı nasıl davranılmalı? Öyle görünüyor ki; günün birinde dünyayı ateşe verecek tehlikeli bir oyun oynanıyor." 

Çek gazetesi Lidove Noviny de Suriye'ye gönderilen Arap Birliği heyetine dikkat çekiyor:

"Arap Birliği'nin Suriye'ye bir gözlemci heyeti göndermesi şaşırtıcı değil. Ancak bu heyet gerçekten tarafsız davrabilecek mi? Başarılı olabilmeleri için bir şans var mı? Heyet başkanının kimliği bu konuda birşeyler söylüyor aslında. Sudan'ın Darfur vilayetinde Arap Cancavid milisleri bundan dört yıl kadar önce, dönemin ABD Başkanı George Bush tarafından soykırım olarak nitelenen katliamlara yol açmıştı. General El Dabi, bu atlı milislerin kurulmasını 1999 yılında savunmuştu."

Fransız Le Monde gazetesi de Kuzey Kore'de Kim Jong İl'in ölümünün ardından başlayan yeni dönemi mercek altına alıyor. Gazetedeki yorumda uluslararası toplumdan dışlanmış Kuzey Kore için Çin modeli öneriliyor:

"Çözüm ancak Pekin üzerinden sağlanabilecektir. Hanedanlık ve devlet kapitalizminin hâkim olduğu Kuzey Kore'de Çin modelinin hayata geçirilmesi bir başlangıç olarak öngörülebilir. ABD bu zorunluluğu anlamış görünüyor. Ancak bununla birlikte Washington, açıkça başarısızlığa uğrayan yaptırım politikasına alternatif aramaya da son vermemeli."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız