1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

30.12.2008 - Avrupa basınından özetler

30.12.2008 tarihli Avrupa basınındaki tüm yorumlarda Ortadoğu'daki gelişmeler ele alınıyor.

default

Paris'te çıkan Fransız gazetesi Liberation, İsrail ve Hamas arasındaki şiddet döngüsünü şöyle yorumluyor:

"Şiddet kullanımı, yıldırma politikası ve zorbaca baskılar altında Hamas, Gazze Şeridi'ndeki mutlak hakimiyetini kabul ettirdi. Kendi gücünden son derce emin olan İsrail ise Hamas'a cevap vererek, Gazze Şeridi'ndeki yaklaşık 1,5 milyon insanı cezalandırdı. Burada önemli bir çelişki var; o da İsrail'in şiddetli ve orantısız operasyonuyla Hamas'a yeni bir meşruiyet kazandırıyor olmasıdır. Nitekim Arap ve İslam âlemindeki protestolar da bu görüşü haklı çıkarıyor. Hamas, ayakta kalmayı başardığı takdirde, bu çatışmadan çok daha popüler ve güçlü olarak çıkacaktır."

Avusturya basınından bir yorumla devam ediyoruz... Salzburger Nachrichten gazetesi, durumun giderek bir kaosa dönüşmeye başladığı görüşünde:

"İslamcılar belki İsrail'den nefret edebilir. Ancak Gazze'nin kontrolü Hamas'ın elinde olduğuna göre muhatap alınması gereken taraf da yine onlar. Hamas'ın devrilmesi durumunda Gazze büyük bir kaos batağına sürüklenir. O zaman İsrail sadece tek bir rakiple değil, koordine edilmemiş çok sayıda küçük grupla mücadele edecektir. Bu durumda İsrail ancak Gazze Şeridi'ni işgal ederek kontrolü sağlayabilir. Diğer yandan böyle bir işgal, İsrail için hızla bir kâbusa dönüşebilir. Zira operasyonun başarısız olması durumunda Hamas daha da güçlenecektir. Hamas'ın yok edilmesi de çözüm değil. Zira hem İsrail hem de Filistin için asıl felâket o zaman başlar."

Geçiyoruz İtalyan basınına. Başkent Roma'da yayımlanan La Republica gazetesi, konunun Amerika boyutunu ele alıyor ve müstakbel Başkan Obama'nın işinin hiç de kolay olmadığını savunuyor:

"ABD'de Başkanlık görevini yaklaşık üç hafta sonra devralacak olan 'Hüseyin' isimli adam için Ortadoğu konusu belki de en çetin sınav olacak. O, bir 'barış fedaisi' olmayı umuyor ve istiyor. 'Yes, we can - Evet, başarabiliriz' diyerek yola çıktı. Bugüne kadar hiçbir Başkan'ın olmadığı kadar etnik ve dini bir karışıma sahip olan; aynı zamanda farklı bölgelere özgü korku ve ümitleri de bünyesinde barındıran Barack Hüseyin Obama, verdiği 'başarma' sözünü şimdi kanıtlamak zorunda."

Bir başka İtalyan gazetesi olan Torino merkezli La Stampa ise Almanya'nın İsrail'e verdiği kayıtsız şartsız desteği yorumluyor:

"Federal Başbakan Angela Merkel, bu tavrıyla Ortadoğu'da Almanya'nın bugüne kadar izlemeye alışık olduğu 'kadife eldivenli diplomasiyi' de rafa kaldırmıştır. Anlaşılan Merkel, derin bir uykunun ardından Ortadoğu konusuna büyük önem vermek suretiyle, Almanya'yı yeniden dış politika sahnesindeki etkin konumuna döndürmeye çalışıyor."

Hollanda'nın Amsterdam kentinde yayımlanan Trouw adlı gazeteyse, İsrail'in son operasyonuyla 2006'daki Lübnan savaşı arasında bir bağlantı kuruyor:

"İsrail'in yaptığı resmi açıklamaya bakılacak olursa son operasyonla Hamas'ın roket saldırılarının önünün alınması ve cephaneliklerin yok edilmesi amaçlanıyor. Ancak perde arkasındaki asıl faktör, Lübnan'da mevzilenen Hizbullah'a karşı 2006'da yürütülen savaştır. Her ne kadar Başbakan Olmert aksini iddia etse de pek çok İsrailli, bu savaşın başarısız kaldığını ve İsrail'in böylece en önemli silahı olan 'caydırıcı güç' olma konumunu yitirdiğini düşünüyor. Zira bugün Hizbullah eskisinden çok daha güçlü hale geldi. Şimdi İsrail, bu başarısızlığın rövanşını Gazze'de almak istiyor. Bir bakıma Hizbullah'ın Gazze'deki temsilcisi olan Hamas'a ve dolayısıyla da İran'a şu mesaj verilmek isteniyor: Sizi her an vurabiliriz."

Son olarak İspanyol basınından bir alıntı yapıyoruz. Başkent Madrid'de çıkan muhafazakâr ABC gazetesinde şu satırlar yer alıyor:

"Hamaslı teröristler, İsrail'e saldırma kararlılıklarından hiçbir zaman şüpheye mahal vermediler. BM önderliğindeki uluslararası toplumsa bir çözüm bulmakta yetersiz kaldı. Arap devletleri de kansere dönüşen Hamas'ı bertaraf etmediler ve bu nedenle eleştirilere katlanmak zorundalar. Hamas'ın 'terör örgütü' olarak sınıflandırılması son derece yerinde. Bu örgüt sadece İsrail'i değil, aynı zamanda tüm Arap âlemini tehdit ediyor. İsrail'e atılan roketlerin sabit bir hedefinin olmadığının ileri sürülmesi geçerli bir argüman olamaz. Hamaslı teröristlerin İran tarafından modern bir teknolojiyle donatılmasını beklemek isteyenlerse böyle bir bahaneyi kabul edebilir."