30.09.2014 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 29.09.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

30.09.2014 - Alman basınından özetler

Alman basınından seçtiğimiz yorumlar, Almanya’da bir mülteci yurdunda güvenlik personelinin adının karıştığı şiddet uygulamasını ve Hong Kong’daki kitlesel öğrenci protestolarını konu alıyor.

Ses dosyasını dinle 04:12
Şimdi canlı
04:12 dk

30.09.2014 - Alman basınından özetler

Berlin’de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesi, Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’ndeki mülteci yurtlarında görev yapan güvenlik personelinin adının karıştığı olayların aydınlatılması ve suçluların cezasını bulması gerektiğini vurguluyor. Ancak gazete yorumunda başka önemli bir nokta üzerinde duruyor:

“Bu tür bir güvenlik personeline ihtiyacımız olduğu inancı neden kimseyi rahatsız etmiyor? Büyük bir olasılıkla çok zor şartlar altında hayatını kurtarabilmiş ve mülteci yurtlarında zaman harcayan bu kişiler neden buralarda hedef haline geliyorlar ve güvenlik personeli tarafından korunma altına alınıyorlar? Bu tür dar kafalı ve sonuç getirmeyen kontrol çılgınlığının gevşetilmesi değildir burada söz konusu olan; bu çılgınlığın artık nihayet tedavi edilmesi gerekir. Tüm engellere rağmen bize (Almanya’ya) ulaşabilmiş olan olanları hızlı bir biçimde ve gerçekten topluma kabul etmeliyiz, onlar toplumun tam ortasında hiç çekinmeden yaşayabilmelidirler.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise konuya güvenlik hizmeti veren firmalar ve finansman sorunları açısından bakıyor:

“İşin yükü sadece özel firmalara değil, yerel yönetimlere de yıkılıyor. Aslında ‘kamu’nun görev alanına dâhil olan kimi hizmetleri özel firmaların ve hatta daha yoğun biçimde sosyal yardım kuruluşlarının üstlenmesinde bir sakınca yok. Burada sorumsuzca yapılan şey, sürekli harcamalara dikkat edilmesi, onun ötesindeki konulara aldırış edilmemesi! Zira devletin yapacağı şeyi özeller de yapabilir, yani üzerlerindeki yükü taşeron firmalara dağıtırlar, taşeronlar da güvenlik konularında tasarrufa gidince, bir anda kendileri de riskli bir kuruluş haline gelirler. Sorun döner dolaşır yine devletin başına yıkılır. Şimdiki mülteciler örneğinde yaşadığımız üzere bu tür ihmallerin sorumluluğu çok ağır!”

Hong Kong’daki demokrasi yanlısı protestolar büyüyor. Göstericiler, 2017 yılında yapılacak seçimlerde yalnızca Çin yönetiminin önceden belirlediği adayların katılabilmesine tepki gösteriyor. Düsseldorf’ta yayımlanan Handelsblatt gazetesi protestolara ilişkin yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Gerçi öğrenciler son derece cesaretli davranıyor ama Hong Kong'un seçkin tabakası öğrencilerin ‘Hemen demokrasi’ talebiyle kente hayırlı bir iş yapıp yapmadıkları konusunda kuşkulu. Bu nedenle finans dünyasında da demokrasinin kısa vadede yerleştirilmesi taleplerinin ticarî işler açısından iyi bir önşart olmadığı görüşü hâkim. Gerçi bankacılar şeffaf bir hukuk devletinin bölgenin başarısı için önkoşul olduğunu vurguluyorlar… Londra da sömürgesi Hong-Kong’da Çin halkına seçim hakkı tanımamıştı. Görünen o ki bir finans bölgesi demokrasi olmadan da işleyebiliyor.”

Magdeburg’da yayımlanan Volksstimme adlı gazetenin aynı konudaki yorumu da şöyle:

“Özgürlük ve demokrasinin tadını bir kez alanlar bir daha bunu yitirmek istemiyorlar. Bu anlamda Pekin’deki diktatör yönetime karşı Hong Kong’daki protestolar tamamen anlaşılır bir tepki. Sadece bu protestolar çok fazla bir sonuç getirmeyecek. Çünkü Çin yönetimi toplumun bir kısmına diğerlerinden daha fazla hak tanımaya yanaşmayacaktır. Zira Çin Yönetimi Hong Kong’da özgür seçimlere izin verirse, diğer yörelerdeki küçük demokrasi hareketlerinin de büyük ivme kazanacağından endişe ediyor. Çin’in ekonomik gücü artamaya devam ettiği sürece Pekin’deki Çin yönetimi de otoriter iktidarını devam ettirecektir; gerekirse şiddete başvurarak… Ekonomik büyüme yavaşlamaya başladığında ve vatandaşlara ikramiyeler ve belirli bir yaşam standardı sunularak ağzına bir parmak bal çalmak mümkün olmayınca, hükümet de demokratik reformları yapmaya kendini zorunlu hissedecektir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız