1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

30.01.2012 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün Avrupa Birliği liderler zirvesinin gündemi ön planda. Brüksel'de liderlerin ele alacağı Yunanistan'ın durumu ve Suriye'deki gelişmeler gazetelerin ağırlıklı olarak değerlendirdiği konular.

default

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinde Yunanistan'ın daha fazla yardıma ihtiyacı olduğuna dikkat çekiliyor:

"Başbakan Merkel gerçekleri artık dile getirmeli. Euro'nun kurtarılması için Alman vergi mükelleflerinin cebinden çıkan parayla Yunanistan ve diğer borçlu ülkelere ödeme yapılması gerekiyor. Sadece tasarruf programları ve özel sektörün borçlarından vazgeçerek bu sürece katılımıyla Yunanistan kendi ayakları üzerinde duramayacak. Diğer yandan tasarruf önlemlerinin art arda uygulandığı Portekiz'de de durum kötüye gidiyor."

Süddeutsche Zeitung'da Yunanistan'daki kritik duruma dikkat çekiyor:

"Artık kendini acı gerçeğe hazırlamanın vakti geldi. Yunanistan'ın yeni bir başlangıç şansına sahip olması için Avrupalı hayırseverlerin bu ülkeye birkaç milyar euro daha bağışlaması gerekiyor. Uzun zamandır bu gerçek dile getirilmedi. Kalkınmakta olan bir ülkeden pek de farkı kalmayan Yunanistan'la Yunanlara güveni kalmayan diğer Avrupalılar arasındaki kavgada duygusallık oldukça fazla. Ancak bu üzücü sonucu görmek için basit bir hesap yeterli. Troyka rakamları bir süre önce ortaya koymuştu. Yunanistan'ın borcu 360 milyar eurodan daha fazla ve bu artabilir de. Dolayısıyla özel bankalar Yunanistan'ın 100 milyar euroluk borcunu silse bile bu işe yaramayacak. Zaten geçen ekim ayında yapılan hesaplamalarda da bunun yeterli gelmeyeceği anlaşılmıştı. Ama öte yandan da Yunanların borçları silinmezse, bu borcun içinde boğulacaklar. Bunun adı da iflastır."

Suriye'deki gelişmeler de Alman gazetelerinin dikkat çektiği bir diğer konu. Berliner Morgenpost'ta şu satırları okuyoruz:

"Eğer Beşar Esad devrilirse, Suriye'de de Müslüman Kardeşler büyük bir rol oynayacaktır. Böyle bir durumda da İsrail, neredeyse tamamen İslamcı ülkeler tarafından çevrilmiş olacak. Bu da Almanya'nın endişelenmesi için yeterli bir sebep. Başbakan Angela Merkel söylemişti: İsrail'in güvenliği, Alman devlet politikasının bir parçasıdır. Bu nedenle 'Arap Baharı' ile İsrail'in güvenliğini birbiri ile uyumlu hale getirecek bir konsept geliştirmenin zamanı geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve Kalkınma Yardımı Bakanı Dirk Niebel'in bu hafta Ürdün ve İsrail'e gidecek olması boşuna değil. Filistin'deki gelişmeler giderek tehlikeli bir hale gelirken, Ürdün ise İsrail'in neredeyse son ılımlı komşusu. Westerwelle Ürdün'ün de kaosa sürüklenmemesi için Berlin'in neler yapabileceğine bakacak."

Bonn kentinde yayımlanan General Anzeiger gazetesinde Suriye'ye ilişkin şu yorum alıyor:

"Akan kanı kim durdurabilir? İnsanların hayatını kurtarmak için Birleşmiş Milletler'in cesur bir şekilde hareket etmesi gerekiyor. Ancak Rusya, BM Güvenlik Konseyi'nde sorunu çözmeye yönelik her girişimi engelliyor. Bu nedenle Şam'ın hükümdarlarının uluslararası toplumdan korkmasına gerek yok, kendi halkını kılıçtan geçirmeye devam edebilirler. Yaşananlar tam anlamıyla bir trajedi."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız