1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

29.12.2008 - Alman basınından özetler

İsrail’in askeri operasyonuyla daha da tırmanan gerginlik, bugünkü Alman basınının başlıca yorum konusunu oluşturuyor. Medeniyetler Çatışması teorisinin sahibi Huntington’ın ölümü, değerlendirilen bir başka konu.

default

Die Welt gazetesi İsrail’in kuruluşundan bu yana hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda olduğunu, dolayısıyla Gazze Şeridi’ne düzenlenen bombardımanın bu çerçevede ele alınması gerektiğini belirtiyor:

“İsrail başka türlü hareket edemezdi. Hızlı ve sert tepki göstermek zorundaydı. Ayrıca sivil halkı değil, halkına ekmek ve gelir sağlayamayan Hamas kontrolündeki kurumları hedef aldı. Buna karşılık İran tarafından finanse edilen Hamas’ın füzeleri sadece Noel gecesinde değil, haftalardır İsrail topraklarını hedef alıyor… İsrail’in saldırısı Hamas’ı Gazze’den çıkarmaya yetmeyecek belki. Ancak bu saldırıyla İsrail kendi kendine sürekli telkin etmek zorunda olduğu şeyi göstermiş oldu: Güç ve hayatta kalma iradesi.”

Süddeutsche Zeitung ise yorumunda, İsrail’in askeri operasyonlarının, kurulduğu 1987’den beri Hamas’ı ayakta tutan başlıca etken olduğuna dikkat çekiyor.

“Çıkarımda bulunmak çok kolay: Gazze Şeridi’nde barış ve refah olsa, Hamas bu kadar güçlü olamaz. Halk, Ortaçağ’dan kalma İslamcılar’ı izlemek yerine geleceğini planlar. İsrail, Hamas’ı bombalayıp nefret ekmek ve terör saldırılarına kışkırtmak yerine Hamas’ı, El Aksa Şehitleri Tugayları’na yaptığı gibi eritmeli. O dönemde El Fetih’in askeri kolu siyasi sürecin içine çekilmiş, dolayısıyla terör örgütü olarak varlığını sürdürmesinin temeli ortadan kaldırılmıştı. Dönemin El Aksa teröristleri silahlarını bıraktı ve bugün Filistin güvenlik güçlerinin düzenli mensupları. Bunda, İsrail’in çıkardığı affın da etkisi büyüktü. Bu konsept Hamas ile de denenebilir.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un yorumunda ise şiddet sarmalının durdurulabilmesi için başarılı arabuluculuk çalışmalarına ihtiyaç olduğu vurgulanıyor:

“El Fetih’in kontrolündeki Batı Şeria’da da Hamas’ın etkisi, özellikle de bazı üniversitelerde artıyor. İsrail’in askeri operasyonları burada ‘İslami direniş’in nüfuzunu güçlendiriyor. El Fetih lideri, Filistin Özerk Yönetimi başkanı Mahmud Abbas artık mazide kaldı. Yerine yeniden daha radikal güçlerin gelmesi olasılığı gözardı edilemez. Şu an Ortadoğu’da uluslararası topluluğun güçlü bir diplomatik müdahalesine ihtiyaç var… İsrail’de herkes 10 Şubat’taki meclis seçimlerini bekliyor. Anketlerde şahin politikacı Benjamin Netanyahu açık farkla önde gidiyor. Bu da barış umutlarını yeşertmiyor. Şimdi Ortadoğu Dörtlüsü ve Mısır ya da Arap Birliği gibi diğer potansiyel arabulucular araya girerek yeni bir ateşkese ulaşılabilmesi ve siyasetin yeniden mümkün kılınması için elinden geleni yapmalı.”

Frankfurter Rundschau ise, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Müslüman ülke askerlerinden oluşturulacak bir uluslararası gücün bölgeye konuşlanması gerektiği görüşünü savunuyor.

“Gazze’ye barış gelecekse, bu, bölgeye uluslararası bir birlik konuşlandırılarak yapılabilir. Bu birliğin Türkiye, Mısır gibi Müslüman ülkelerden oluşturulması, Hamas’ın kabul etmesini kolaylaştıracaktır. İsrail’in askeri operasyonlarla Lübnan’da Hizbullah’a karşı başarılamayan şeyi Gazze’de başarabileceği kuşkulu. Lübnan Savaşı İsrail için de bir felaketti. Gazze’de bir an önce ateşkese gidilmek zorunda.”

Tagesspiegel gazetesi ise Medeniyetler Çatışması teorisinin sahibi Harvard Üniversitesi Profesörü Samuel Huntington’ın ölümü dolayısıyla şu değerlendirmede bulunuyor:

“ Medeniyetler Çatışması’nı engellenemeyecek ölümcül bir kadermiş gibi görmemek gerek. Ama dünyayı çok toz pembe gören bazıları bu gözü açık profesöre özür borçlu. Dünyanın sadece Doğu-Batı diye ikiye ayrıldığı düşünülen dönemde onyıllarca egemen olan bu çatışma yirmi yıl kadar önce iz bırakmadan ortadan kaybolduğunda dünyayı hepimiz çok toz pembe görmeye başladık. Öğrenmemiz gereken şey, iki ya da üç medeniyetten daha fazlasının var olduğu. Ama özelikle de bunların sanıldığından daha kalıcı olduğu…”