1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

29.10.2009 - Alman basınından özetler

Almanya’da yeni koalisyon hükümeti meclisten güvenoyu alarak dün resmen göreve başladı. Hrisityan Birlik partileri ve liberal Hür Demokratlar’dan oluşan koalisyon bugünkü Alman basınının başlıca konusunu oluşturuyor.

default

Süddeutsche Zeitung'un yorumu şöyle:

“Sosyaldemokrat yoldaşlar gitti, liberal dostlar geldi. Şimdi artık kolları sıvamanın zamanı. Krizin sonuçlarıyla mücadeleden kaçma bahanesi kalmadı. Ama Angela Merkel buna yanaşmayacak. Birşeyleri değiştirmek zorunda kalmamak için elinden geleni yapacak. Onun sanatı, başkanlık hükümeti tarzını sürdürebilmek ve liberallerin baskılarını savmak olacak.”

Financial Times Deutschland gazetesi de, ‘Merkel I ile Merkel II arasında bir fark olmayacak’ diyor ve önümüzdeki dört yılın aşılması gereken güçlükleri gözönüne alındığında bunun endişe verici olduğunu belirtiyor:

“Koalisyon değişikliği Merkel’e yeni bir cesaret, yeni bir atılım hissi getirmedi. Taktik anlamında bu onun için iyi olabilir. Bu şekilde koalisyonu birarada tutabilir, içerideki rakipleri kontrol altına alabilir, bir sonraki seçim dönemine büyük darbeler almadan gidebilir. Ancak demokrasilerde iktidar kişisel hedef olamaz. Yeni koalisyon, önümüzdeki dört yıl ayakta kalabilmek için daha yüksek hedefler belirlemek zorunda. Başbakan’ın görev süresi sınırlı olsaydı, bu muhtemelen daha kolay olurdu.”

Bild gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Merkel şu an yaşayabileceği en büyük özgürlüğe sahip. İstediği koalisyon ortağıyla iktidarda, Federal Meclis ve Eyalet Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğa sahip. Ortakları liberaller ve Hristiyan Sosyal Birlik topladığınızda eski ortak sosyal demokratlardan çok daha küçük. Daha fazla iktidar düşünülemez bile. Ama kullanılmayan iktidarın değeri yoktur. Şimdi değilse ne zaman? Tam da bu özgürlük nedeniyle Başbakan’ın artık konuşmayı bırakıp daha güçlü, daha açık bir şekilde yönetmesi gerekir. Merkel, ikinci görev dönemiyle siyasi yaşamının en büyük fırsatını yakaladı. Şimdi Başbakanın gerçekte ne olduğunu bilmek istiyoruz.”

Stuttgarter Zeitung, Cumhurbaşkanı Horst Köhler’in ekonomiyle ilgili yaptığı uyarılara dikkat çekiyor:

“Köhler, alışılmışın dışında, beklenmedik bir açıklıkla yeni hükümeti uyardı. Köhler’in yeni koalisyona ilk mesajı, koalisyon anlaşmasının temeline yönelik açık bir eleştiriydi. Köhler haklı olarak gerçekçilikten uzak ekonomik büyüme umutlarına, buna dayalı vergi indirimi planlarına karşı uyardı, kamu borçlanmasına acilen el atılması gerektiğini hatırlattı. Daha göreve başlamadan bu tür uyarılara gerek duyan bir koalisyondan ne beklenir?”

Bonn’da yayımlanan General Anzeiger gazetesi ise Merkel’in ilk bakanlar kurulu toplantısının ardından apar topar Paris’e gitmesini eleştiriyor.

“Başbakan bu kutlu günde söz alıp halka hitap etseydi ne iyi olurdu! Paris’e giden uçağa atlamak yerine kürsüye çıkıp, etkileyici, somut, ikna edici bir hükümet açıklaması yapıp ilk temelleri atsaydı. İnsanlara, “İşte burada ikinci görev dönemimin başındayım. Durum budur. Gitmek istediğimiz yön şudur ve bunu şöyle yapmak istiyoruz” diyebilseydi. Olsaydı, etseydi, yapabilseydi…Maalesef herşey farklı oldu.”

Almanya’nın ilk kadın Başbakanı Merkel ikinci görev dönemine başlarken, Alman Protestan Kiliseler Konseyi’nin başına da dün yapılan özel oturumda bir kadın seçildi. Margot Kaessmann, altı yıllık görev süresinde Almanya’daki 25 milyon Protestan’ı temsil edecek. Bremerhaven’da yayımlanan Nordsee Zeitung'un yorumu şöyle:

“Nasıl da bir gün! Angela Merkel ve Margot Kaesmann ile birlikte üst düzey iki makama kadınlar geldi. Kilise, yönetimine bir kadını getiriyorsa, yıllardır acı acı tartışılan cinsiyet eşitliği sorunu tarihe karışmış demektir. Ama iş dünyası, siyaset ve kilisedeki yönetim kadrolarına bakıldığında gerçeğin öyle olmadığı görülüyor. Herşeye rağmen zirveye çıkmayı başarmış az sayıdaki kadına da baktığınızda, hepsinin yüksek bir bedel ödediklerini görürsünüz. Ailesiz, çocuksuz, az sayıda gerçek dosta sahip ve değişmiş, kendini değiştirmek zorunda kalmış kadınlar. Çünkü kadınların yükselmesinin nedeni cinsi yetenekleri değil, kişiliklerini erkek alışkanlıklarına başarıyla uydurmuş olmaları. İşte iktidarın yüksek bedeli.”

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ahmet Günaltay