1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

Basın Özetleri

29.03.2010 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin hemen hemen tamamında Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye ziyaretini konu alan yorumlar göze çarpıyor.

Münih’te yayımlanan Münchner Merkur gazetesi, Türkiye’nin AB üyeliği kapsamında Alman iş çevrelerinin ısrarla üzerinde durduğu, Türkiye piyasasının elden çıkarılmaması uyarısına değiniyor. Gazete aynı zamanda Berlin ile Ankara arasında gittikçe gelişmekte olan ticaretin, AB’ye tam üye olmadan da Türkiye ile Almanya arasında iyi ilişkiler kurulabileceğini ortaya koyduğuna dikkat çektiği yorumuna şöyle devam ediyor:

“Türkiye ile bu türden iyi ilişkiler, sadece ekonomik nedenlerden dolayı akılcı ve arzu edilen gelişmeler olmakla kalmıyor. Enerji sektöründeki Nabucco doğal gaz boru hattı projesi ve ortak güvenlik mimarisi gibi birçok konuda NATO müttefikimiz Türkiye ile ortak çıkarımız bulunmakta.”

Düsseldorf’ta yayımlanan Westdeutsch e Zeitung gazetesi ise, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye ziyaretinin normal bir resmi ziyaret olmadığını belirtiyor ve Başbakan Erdoğan’ın da vereceği tepkinin önceden kestirilmesi zor bir siyasi muhatap olduğu görüşünü savunuyor. Gazete, Merkel’in valizinde Almanları yakından ilgilendiren, Türklerin topluma uyumu ve Türkiye’nin AB üyeliği konusunun bulunduğunu, Alman toplumunun çoğunluğunun her iki konuda Merkel’in açıkça Almanya’nın çıkarlarını savunmasını beklediğini belirtiyor ve ekliyor:

“Ne var ki, Merkel eğer bu iki konuda Almanya’nın çıkarlarını çok güçlü bir biçimde dile getirmeye çalışacak olursa, bu defa da Türkiye ile ticari ilişkileri daha da geliştirmeyi ümit eden Alman iş çevreleri ile sorun yaşayabilir.”

Münih’te yayımlanan Abendzeitung, Alman siyaset sahnesinin muhafazakâr kanadının (Türkiye’ye) imtiyazlı ortaklık önerisi gibi ömür boyu sürmesi istenen kandırmaca ile tatmin olduğunu, ancak bunun ‘öcü bir sözcük’ ötesinde işlevi olmadığını belirtiyor:

“Türkiye, ekonomik ve siyasi açıdan AB’ye kabul edilmemesi mümkün olmayacak kadar önemli konumda bir ülke. Türkiye'nin bir bütün olarak AB erişkinliğine ulaşmamış olduğunu iddia edenler belki haklı, ama yanlış sonuçlar çıkartıyorlar. Avrupa’nın çıkarları güçlendirmek isteniyorsa, o takdirde Türkiye’ye açık bir pespektif sunmak gerekir. Ve verilecek sinyal de arzu edilen bir sinyal olmalıdır.”

Stuttgarter Zeitung'un yorumu, Başbakan Erdoğan’ın Almanya'da Türk liselerinin açılmasına ilişkin çıkışı ile ilgili. Gazete, bu kapsamda Başbakan Merkel’in Türkiye ziyareti öncesinde kilit sözcük olan ‘katılım’ı kullandığını vurguluyor. Merkel’in Türk kökenli yurttaşlarına her alanda katılım şansını kastettiğine işaret eden gazete, bunun da herkese fırsat eşitliği sağlayacak genel eğitim sistemi ile mümkün olduğu görüşünü savunuyor:

“Ancak, bunun olmazsa olmazlarından biri de devlet okullarında eğitim görmeleri ivedi ve elzem olan çocuklar için yanlış yönde teşviklerin ortaya atılmamasıdır. Bunun bir şartı da sadece Almanca öğrenmekle kalmayıp, toplumun sunduğu olanaklarını da aktif olarak destekleyerek, bu olanaklardan yararlanmaktır.”

Frankfurter Neue Pressse gazetesi de aynı konudaki yorumunda, Başbakan Erdoğan’ın, çoktan Alman, ya da Avusturya vatandaşlığına geçmiş olan Türk asıllıların tümünün başbakanı olduğunu sık sık söylediğini, bunun Avrupa düşüncesine yabancı bir çıkış olduğunu belirtiyor. Gazete şöyle devam ediyor:

“Hem bu açıklamalar, hem de Erdoğan’ın ‘asimilasyon bir insanlık suçudur', ya da ‘Almanya'da Türk liseleri açılsın’ gibi sözleri, Alman toplumuna uyum politikalarına karşıt sözlerdir. Erdoğan bu sözlerle Almanya’da yaşayan Türklere iyilik etmiş olmuyor! Zira diğerlerine oranla Türk asıllı göçmenler zaten topluma uyum konusunda sorunlu ve bu sorun, onların Almanya’nın kültürüne ve diline ayak uyduramamalarından kaynaklanmaktadır.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Ç elik Akpınar

Editör: Ahmet Günaltay


Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız