1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

28.11.2003 - Alman basınından özetler...

Başkan George Bush’un Amerika’ın en önemli bayramlarından biri olan Şükran Günü’nde Bağdat’a gidip askerlerine moral vermesi değil de bu sürpriz ziyareti bütün dünyadan gizlemesi manşetelere çıktı. Dünya kamuoyu Başkan’ın ziyaretinden, karartılmış uçağı Bağdat’tan havalandıktan sonra haberdar oldu. Bush’un ani Bağdat çıkartması tabii bütün dünya basınındaki yorum köşelerine konu oldu. Kölnische Rundschau gazetesi, ziyaretten çıkarılacak mesajı şöyle değerlendiriyor:

”Başkan aylardır gerilla savaşına maruz kalan askerlerine, onları unutmadıklarını göstermek için Bağdat’a gitti. ‘Hepimiz büyük bir aileyiz, vatanınızın desteğinden emin olabilirsiniz. Sizi kimsenin insafına terketmeyiz’ demekle büyük bir jestte bulundu. Ama bu tür siyasi semboller ne kadar etkili olabilir? Onyıllarca kan ve zulümle birarada tutulmuş farklı halk ve mezheplerin kaos ortamında moral ziyareti kısa zamanda unutulacak ve Amerikan kamuoyu yine ölü ve yaralı askerlerin haberleriyle çalkalanacak.”

Hannover’de yayımlanan Neue Presse gazetesi propaganda alanında kazanılan başarıların da savaşın akıbetini belirleyici olabileceğini yazdığı yorumunda şu cümlelere yer veriyor:

”Başkan Bush bu nedenle tehlikeyi göze alıp büyük bir jestte bulundu. Irak'taki askerlerine gidip, dayanma çağrılarına inandırıcılık kazandırmak istedi. Bağdat hava limanındaki hangarın dışına çıkmamış olması bu ziyaretin etkisini azaltmaz. Ancak ziyaretin gizliliği Irak’taki tehlikenin ne kadar büyük olduğunu ve kimsenin güvenlik garantisi veremeyeceğini de gözler önüne sermiş oldu. Bu bakımdan sembolik ziyaretin siyassi değeri abartılmamalıdır.”

Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi, 'Başkan Bush Şükran günü hindisini Irak’taki askerleriyle yiyerek dünya kamuoyuna dahiyane bir sürpriz yaptı ve savaş haberleri yüzünden ülkesinde uğradığı imaj kaybını kısmen de olsa telafi etti’ diyor. Yorum şöyle devam ediyor:

”Somali’de barbarca katledilen Amerikan askerlerinin görüntüleri medyaya yansıdığında, Beyaz Saray derhal geri çekilme emri vermiş ve Usame Bin Ladin de bundan, ‘Amerika kısa savaş kazanabilir ama uzun savaş kazanamaz’, sonucunu çıkarmıştı. Ama Başkan Bush bunu düşünmenin saçma olduğunu ve Irak'ın mutlaka hürriyete kavuşacağını her fırsatta dile getirdi. Bu sözü o kadar tekrarladı ki, kimse ona inanmaz oldu. Bush Bağdat’a gitmekle, ‘Bakın işte buradayız, bir yere gitmiyoruz, bu ülkeyi imar edeceğiz ve Şükran günümüzü kimsenin bozmasına da izin vermeyiz’ demiş oldu. Irak’ta hırpalanan birliklerine moral aşıladı. Ama Bush aynı zamanda, gerçek barışın ancak Iraklılar’la karşılaşmaktan korkmadığı zaman sağlanabileceğini de anlamış oldu.”

İtalyan La Repubbllica gazetesi, Bush’un ani Bağdat ziyaretini Hollywood’a yakışır bir senaryoya benzetirken Almanya’nın Essen şehrinde yayımlanan Westdeutsche Allgemeine Zeitung gazetesi, Amerika’nın en önemli bayramında yapılan bu ziyaretin halkla ilişkiler açısından ders konusu olabileceğini dile getiriyor.

Anayasal Avrupa antlaşma taslağıyla ilgili hükümetlerarası konferans öncesindeki resmi temasları değerlendiren Die Welt gazetesi Anayasa tartışmasını şöyle yorumluyor:

”Komşu Avusturya’nan Başbakanı dört yıldır ilk kez Berlin’i resmen ziyaret etti. Oysa Başbakan schröder Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ile hemen hemen her hafta biraraya geliyor. Bu manzara Almanya’nın, menteşeleri yerinden oynamış olan Avrupa Birliği içindeki durumunu çok güzel yansıtıyor. Bir Avrupa ki, küçük Avusturya transit kamyon trafiğini azaltmak için yaptığı haklı girişimden sonuç alamazken, büyük Almanya’nın Başbakanı Maastricht kriterlerini elinin tersiyle itebiliyor. Avrupa’da küçükler ile büyükler arasındaki dengenin bozulduğu tartışma götürmez. Bunun kaçınılmaz sonuçları Napoli’deki hükümetlerarası konferansta kendini göstermeye başlarsa, buna kimse şaşmasın.”

La Hey de yayımlanan de Volkskrant gazetesi de Avrupa anayasası üzerinde uzlaşma sağlamanın kolay olmayacağı yorumunu yapmış:

”Dönem Başkanı İtalya nihai Anayasa metnini başkanlık süresi dolmadan yetiştirmeyi umuyor. Ama bunu başarması ihtimali çok zayıf. Fransa ve Almanya istikrar paktını hiçe saymakla Avrupa’nın havasını bozmuş oldular. Fransa ve Almanya sert çıkışlarıyla eski ve yeni Avrupalar’ın arasını daha da açmış oldular.”

Kimsenin okuyucuyu dolandırmaya hakkı olmadığını yazan Berlin’in Tageszeitung gazetesi, sahibinin izni olmadan demeç yayınlamakta ısrar eden gazetecinin, ‘bilgi havuzunun dışında bırakma’ cezasına çarptırılması gerektiğini savunuyor. Tageszeitung, öncelikle kelimmesi kelimesi yansıtılması gereken mülakatların kuşa çevrilmesinin ve kasıtlı olarak anlamının değiştirilmesinin mazur görülemeyeceğini yazıyor. Financial Times Deutschland gazetesi de Alman medyacılığında ‘söylenmiş, söylenmemiştir’, modası başladığını ve yer darlığı nedeniyle kısaltılmak zorunda kalınan mülakatların zaman zaman mülakat verenin bile tanıyamayacağı hale getirilmesinin yadırganacak bir durum olduğunu vurguluyor.