1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

28.07.2009 - Avrupa basınından özetler

Ortadoğu sorunu, Amerikan-Çin diyalog forumu, İzlanda'nın AB üyeliği tartışmaları ve Avrupalı vatandaşların verilerinin Amerikan makamlarına iletilmesi planları, bugünün Avrupa basınında öne çıkan yorum konuları…

default

Avusturya’da yayımlanan Der Standard gazetesi, ABD Başkanı Barack Obama’nın göreve gelişinden bu yana Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri mercek altına alıyor:

“Obama’nın görevdeki altı ayında Ortadoğu’da birşeyler değiştirdiğine şüphe yok. İsrail’e karşı reçetesi, iki kelimeyle özetlemek gerekirse, ‘nazik bir soğukluk’. Bu da Arap dünyasında, özellikle de Filistinliler’de, birşeylerin bu sefer gerçekten iyileşebileceği hissini uyandırıyor. Obama’nın tutumu İsrailliler ve özellikle de soğuk çehresinin arkasına sığınan Başbakanları Benyamin Netanyahu’yu da etkiliyor. Ancak ayrıntılarda Amerikalılar, tarafları kendisinden soğutma riskini göze alıp kendi çözümlerini dayatacak bir tutum ortaya koymak istemiyorlar, bunu yapabilecek durumda da değiller. Obama havayı değiştirmeyi ve teslimiyetçi politikadan geri dönmeyi başardı. Ama soğukkanlılıkla düşünüldüğünde, Ortadoğu ile ilgili konuşmalarında vaat ettiklerini gerçekten yerine getirebileceğini düşündürecek somut bir neden de yok.”

İtalyan Corriere della Sera gazetesi ise, ABD ile Çin arasındaki diyalog çabaları çerçevesinde Washington’da düzenlenen forumu ele alıyor yorumunda.

“Amerikalı tüketicinin yorgunluğu ve Çinli tüketicinin henüz onu telafi edecek durumda olmaması gözönüne alındığında, dünya ekonomisinin yeniden canlandırılabilmesi için tek umudun, iki ülkenin altyapı, alternatif enerjiler ve çevre kirliliğine karşı mücadelede ortak bir ekonomi politikası geliştirmesinde yattığı görülüyor. Washington’da iki ülke üst düzey yetkilileri arasında yapılan görüşmelerden çıkan mesaj işte buydu. Bu konularda Çin ile uzlaşma sağlamak ABD Başkanı Obama için ne kadar zor da olsa, yine de büyük önem taşıyor. Çünkü iki büyük güç, aynı zamanda çevreyi en çok kirleten ülkeler. Ortak bir payda buluşmayı başarırlarsa, diğerlerine sadece onları izlemek kalır.”

Luxemburger Wort gazetesi ise İzlanda’nın AB üyeliği konusundaki tartışmalara değiniyor yorumunda:

“Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kuruluşunun ardından altı genişleme halkası yaşandı. Zamanla aday ülkeler için engeller arttı, üyelik giderek zorlaştı. Şu anki üç aday ülke Hırvatistan, Makedonya ve Türkiye farklı yükümlülüklerle karşı karşıya. Zagreb yönetiminin idarede şeffaflığı sağlaması, Üsküp’ün işleyen bir sosyal yapı kurmaya öncelik vermesi gerekiyor. Ankara ise bir yandan insan haklarına uyum alanında çalışmak, diğer yandan Fransa’yı, Türkiye’nin üyeliğinin ardından AB’de vazgeçilmez bir ağırlık olarak kalmaya devam edeceğine ikna etmek durumunda. Tüm bunlarla karşılaştırıldığında İzlanda’nın sorunları farklı bir kategoriye giriyor. ‘Atlantik’in uçak gemisi’, balıkçılık sektöründe reformlar yapmak ve tasarruf mevduatındaki zararı karşılamak zorunda. Bu alanlarda uyum için yıllar sürecek kurumsal çalışmaya gerek yok. Reykjavik’in bir an önce AB’nin koruyucu şemsiyesine ihtiyacı var.”

Viyana'da yayımlanan Die Presse gazetesi ise AB'nin, Avrupa vatandaşlarının banka verilerini terörle mücadele çerçevesinde Amerikan makamlarına iletmesi tartışmalarına yer veriyor yorum köşesinde.

“Saklayacak bir şeyiniz yok mu? Tabii ki yok. Ama örneğin Dalay Lama'ya yakınlığıyla bilinen bir kuruluşa yaptığınız banka havalesi Çin istihbaratı tarafından kontrol edilse ne olur? Sırf bu yüzden Çin'e gittiğinizde polis tarafından sorgulanmak işinize gelirmiydi? Yabancı bir istihbarat teşkilatına tanınan erişim hakkı, her zaman için keyfiyet tehlikesini beraberinde getirir. Avrupa vatandaşlarının yeterli hukuksal korumayla donatılmaması keyfiyeti daha da artırır. Terörle mücadele teziyle veri korumacıların muhalefetini bastırmaya çalışan tek ülke ABD değil. Vatandaşın korunması ile suçluların yakalanması için gerçekten gerekli olan adımları ciddi bir şekilde ölçüp biçmenin zamanı geldi. Nazik bireysel verilere erişimin olduğu yerde verilerin kötüye kullanılmasına da hazırlıklı olmak gerekir.”






Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu



Editör: Ahmet Günaltay