1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

28.04.2009 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinde, Meksika'da ortaya çıkan ve giderek yayılan domuz gribi, Almanya'nın silah ihracat rakamları ve Bayern Teknik Direktörü Klinsmann'ın görevine son verilmesiyle ilgili yorumlar göze çarpıyor.

default

Düsseldorf'da yayımlanan Financial Times Deutschland, Meksika’da yüzün üzerinde can alan ve küresel salgına dönüşmesinden endişe edilen domuz gribini şöyle yorumluyor:

“Meksika’dan yıldırım hızıyla bütün dünyaya yayılan grip çeşidi kuş gribine yol açan virüsten çok daha tehlikeli. Kuş gribi patlak verdiğinde akıllara gelen dehşet senaryosu çoktan gerçek oldu. Çünkü bu virüs insandan insana geçebiliyor.”

Süddeutsche Zeitung gazetesinin domuz gribine ayırdığı satırlar ise özetle şöyle:

“Hiç şimdiki kadar büyük bir global salgın tehlikesiyle karışlaşmamıştık. Ama çoğumuz tehlikenin boyutlarlını kavrayacak hayal gücüne ve fen bilgisine sahip değiliz. Uzmanlar yıllardır, kanatlı hayvan, domuz ve insandaki grip virüslerinin en tehlikeli genetik özelliklerini birleştirip günün birinde karşımıza süper virüs şeklinde çıkabileceği uyarısında bulunuyordu. Verdiği rahatsızlığın ağırlığı hayvani virüsten, kolayca bulaşabilmesi ise insandaki grip virüsünden kaynaklanıyor olabilir. Genetik özelliklerini sürekli değiştiren mikropların belki yarın, belki de bir ya da on yıl sonra üreyebileceği söylenmekti. Tehlike her zaman vardı ama tehlikeyi idrak etmemek kolayımıza geliyordu. Meksika’dan gelenlerin yanlarında şimdikinden daha tehlikeli virüs getirip getirmedikleri meçhul. Dünya böyle bir senaryoya hazırlıklı değil. Tehlikenin boyutlarını tasavvur etmekten aciziz.”

Augsburger Allgemeine gazetesi domuz gribine karşı alınan tedbirleri şöyle değerlendiriyor:

“Sadece virüsler değil ama haberler de artık yıldırım hızıyla yayılabiliyor. Yeni bir virüs tipi hakkında elde edilen bilgilerden bütün dünya en kısa zamanda haberdar olabildiği için muhtemel bir küresel salgına karşı hızla önlem alınabiliyor. Grip karşısında artık eskisi kadar çaresiz değiliz. Yeterli etkide olmasa da virüsü frenleyebilecek bir dizi ilaç geliştirildi. Virüsün yayılıp yayılmayacağı biraz da bizlere ve vücut sağlığının temel kuralları ile nasıl davranmak gerektiği hakkında yeterli bilgiye sahip olup olmadığımıza bağlı.”

Bugünkü Alman gazetelerinde yer alan bir başka konu ise Almanya’nın artan silah ihracatı. Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi, Almanya’nın daha fazla silah satmasından endişe duymanın yersiz olduğu görüşünde:

“Almanya’nın ne hükümeti ne de silah sanayi uzak diyarlardaki savaşları ekonomik büyüme ve istihdamı koruyan bir ticari model olarak görüyor. Stokholm’deki Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü de, Almanya dışında sadece birkaç ülkenin imal edebildiği denizaltı gibi savunma sistemlerine daha fazla talep olduğunu söylüyor. Bizi ihracatın yüksekliğinden ziyade silahların kime satıldığı ilgilendirmeli. Almanya belli bazı kriz ve savaş bölgelerine silah sevk etmeme ilkesini yıllardır başarıyla uyguluyor. Öte yandan, NATO bünyesinde daha sıkı işbirliği yapılmasını arzulamak ama müttefiklere silah satılmasını eleştirmek de olmaz. Asıl tehlikenin Almanya’nın sattığı tank ve denizaltılardan değil, terör örgütlerinin kullandığı hafif ve ucuz malzemeden kaynaklandığını da unutmamak gerekir.”

Alman gazetelerinin ağırlık verdiği bir başka konu ise Bayern Münih'in Teknik Direktör Jürgen Klinsmann'la yollarını ayırma kararı. Frankfurter Allgemeine Zeitung , Alman Birinci Ligi’nde sezonun kapanmasına beş hafta kala alınan kararı şöyle yorumluyor:

“Klinsmann Bayern Münih kadrosuna takım ruhu kazandırmayı ve futbolcularını kendi felsefesine inandırmayı başaramadı. Son derece aktif olması takıma yorucu geldi. Hatası, yaptıklarından ders alması için zaman ve destek bulamamasıydı. Kulübün başarısızlığa tahammülü yok. Şampiyonlar Ligi’ne katılamamak Münih’e 20 milyon kaybettirir. Bu nedenle 18 yıl önce yol verdikleri Jupp Heynckes ile anlaştılar. İlerleme bunun neresinde?”


Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa