1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

28.03.2012 - Alman basınından özetler

28 Mart 2012 tarihli Alman gazetelerinde Suriye'nin kabul ettiği barış planı, Nükleer Güvenlik Zirvesi'nden çıkan sonuçlar ve Euro Bölgesi'ndeki kriz tartışmalarına ilişkin yorumlar göze çarpıyor.

Şam yönetimi, Kofi Annan’ın ülkede akan kanın durdurulması için sunduğu altı maddelik öneriler paketini dün kabul etti. Münchner Merkur, Annan’ın Suriye planıyla ilgili olarak şu değerlendirmeye yer veriyor:

"Annan tarafından sunulan barış planının en zayıf noktası, Beşar Esad ve hanedanının iktidarı bırakmaları yönünde hiçbir ifadeye yer vermemesi. Bunun karşılığı da büyük olasılıkla Çin ve Rusya’nın planı reddetmeyip planla ilgili olumlu değerlendirmeler yapması oldu. Direnişçiler ise bu durumda hiçbir şey yapamayacak. Sunulan plan, barış yönünde atılmış küçük bir adım, ancak barıştan hâlâ çok uzakta."

Seul'de dün sona eren iki günlük Nükleer Güvenlik Zirvesi'nde katılımcı ülkeler, dünya genelindeki nükleer materyallerin teröristlerin eline geçmemesi için daha iyi saklanması gerektiğine dikkat çekti. Ancak Frankfurter Rundschau, nükleer silahların azaltılması yerine nükleer materyaller üzerinde durulmasını eleştiriyor:

"Nükleer güçler, kendi ellerindeki nükleer silahların ve buna bağlı güvenlik kaygılarının dünya barışı için yol açtığı tehlikeyi görmek istemiyorlar. Bunun yerine ortalıkta dolaşan birbirinden ayrılabilir nükleer metaryallerin oluşturduğu tehlikeyi bertaraf etmek yolunu seçiyorlar. Ancak bu adım, zehir saçan tehlikeyi sadece belirli bir ölçüde sınırlandırıyor."

Euro Bölgesi'nde 500 milyarlık acil yardım fonuna, süresi dolacak olan birinci istikrar mekanizmasından 200 milyar euro aktarılması planlanıyor. Almanya'nın doğusunda çıkan Märkische Oderzeitung, Euro Bölgesi'ndeki krizle ilgili şu değerlendirmeye yer veriyor:

"Rakamlar giderek büyüyor: 200, 500 ve 700 milyar euro derken şimdi de trilyon ifadesi telaffuz ediliyor. Yok mu daha fazla artıran? Bu açık artırmanın bedelini kim, nasıl ödeycek? AB ülkeleri, ortak para birimleri nedeniyle birbirlerine kenetlenmiş durumda ve krizdeki ülkeler yavaş yavaş bunun ortaya çıkardığı sonuçları kendi kendilerine yaşayarak öğreniyor. Peki başka alternatifleri var mı? Elbette! Ancak bunun sonuçları çok daha büyük olurdu: Yunanistan gözden çıkarılabilirdi ve benzer durumdaki Portekiz, İspanya ve belki İtalya'da aynı süreci geçirebilirdi. Hatta, sonunda kriz Almanya'yı da vurabilirdi. Oysa Almanya, mevcut refah seviyesini, işler durumdaki Avrupa Birliği'ne borçlu değil mi?"

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Murat Çelikkafa

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız