1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

28.02.2012 - Avrupa basınından özetler

Yunanistan krizinde Almanya’nın rolü, Rusya Başbakanı Vladimir Putin’e suikast girişimi haberleri ve Oscar ödülleri, bugünün Avrupa basınında öne çıkan yorum konuları.

default

Fransız Le Monde gazetesi, Alman hükümetinin Yunanistan'a ikinci yardım paketini dün Meclis'ten geçirmesini konu alıyor ve Merkel hükümetinin içinde bulunduğu sıkıntılı durumu irdeliyor:

“Yunanistan'a 130 milyar euroluk kurtarma planıyla ilgili Federal Meclis'te yapılan oylamanın ardından, Berlin bunun artık yeteceğini düşünüyor. Başbakan Merkel, iki kurtarma şemsiyesine dağıtılan 500 milyar euronun üzerine çıkılmamasında ısrarlı. Angela Merkel siyasî açıdan zor bir durumda. Geçtiğimiz pazar günü yapılan bir anket Almanların Yunanistan'a 130 milyar euro havale edilmesine karşı olduğunu gösteriyor. Merkel bunu göz önünde bulundurmak zorunda. Ancak kendi partisi içinde de isyan yayılıyor. Pek çok milletvekili, tüm dünya sıkıştırsa bile Avrupa kurtarma fonunun daha da genişletilmemesine yönelik bir maddenin oylanmasını istiyor.”

Rusya'nın başkenti Moskova'dan Novye İzvestiya gazetesi ise, Yunanistan'da Almanya'ya karşı giderek artan tepkileri değerlendiriyor:

“Her şeyin suçlusu Almanlar mı? Yunanistan'da Almanya'ya karşı düşmanlık artıyor. Yunanlar, içinde bulundukları sefaletin suçlusunu bulmuş görünüyor. Kendi politikacılarına ek olarak Almanları da sorumlu tutuyorlar. Anketlere göre Yunanların Almanlara ilişkin görüşleri, Alman ordusunun Yunanistan'ı işgal ettiği 70 yıl öncesinden pek bir farklılık göstermiyor. Almanlar o dönem Yunanistan'ı yerle bir etmişti. Pek çok Yunana göre bunu şimdi de yapıyorlar. Berlin bir yandan Atina'yı harcamaları kısmaya çağırıyor, diğer yandan Yunanlara silah satıyor. Pek çok Yunanın gözünde silah harcamaları krizin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynuyor. En çok gariplerine gidense, şu an tank, uçak ve denizaltılara bakacak bile halleri olmadığı halde eskiden alınmış silah ve askerî teçhizatın parasını şimdi ödemek zorunda olmaları. Ama 90'lı yılların sonları ve 2000'lerin başlarında imzalanan anlaşmaların çoğu, anlaşma şartlarına uyulmaması durumunda ağır cezalar içeriyor.”

Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’dan Dnes gazetesi, cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan Rusya Başbakanı Vladimir Putin’e bir suikast girişiminin önlendiği haberini ele alıyor ve bunun Putin'in işine yaradığını belirtiyor.

“Putin için daha iyi bir zamanlama olamazdı. Açıklananlar kuşkuya mahal verir nitelikte. Çünkü sözde saldırganlar şubat ayı başında Ukrayna'nın Odessa kentinde tutuklandı ve başlangıçta tüm işaretler, saldırının bir mafya babasını hedef aldığını gösteriyordu. Ama birden bire saldırganların hedefinde, devlet başkanlığı koltuğuna yeniden oturmaya hazırlanan Putin'in olduğu ortaya çıktı. Benzer bir suikast planı dört yıl önce, Dimitri Medvedev devlet başkanlığına seçilmeden önce de gündeme gelmişti. Tüm bunların kime yaradığı sorusunu kendimize sormamız gerek.”

Avusturya’nın başkenti Viyana’dan Der Standard gazetesi de “Çarçur edilen yaratıcılık” başlıklı yorumunda suikast girişimi haberlerine şüpheli yaklaşıyor:

“Rus devlet çarklarının kendini güvenceye almadaki yaratıcılığı, Putin’in ilk göreve geldiği 2000 yılından bu yana görkemli bir gelişme gösterdi. Ancak sivil toplumdaki uyanış, bu yaratıcılığın pek etkili olmadığını gösteriyor. Kremlin bu yaratıcı potansiyelini Rusya’nın yararına gerçek bir demokrasi geliştirmek için niye kullanmıyor ki!”

Fransız Sud-Ouest gazetesi ise, sessiz film “The Artist”in beş dalda Oscar’a layık görülmesini konu alıyor:

“Gürültü patırtı, sansasyon, parıltı ve özel efektlerin revaçta olduğu bir dönemde siyah-beyaz, sessiz bir film çevirmek, bir yapımcı ve yönetmen için son derece büyük bir cesaret ve belli bir ölçüde vurdumduymazlık gerektiriyor. “The Artist” filminin başarısı, sadece Atlantik’in bu tarafında değil, Amerika’da da artık pek çok kişinin bir filmden beklentilerinin değiştiğinin kanıtı. Film ve iki başrol oyuncusunun Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçim kampanyalarının son hız devam ettiği bir dönemde ödüle layık görülmesi özellikle dikkat çekici. Ne de olsa seçim vaatleri ve laf yığını arasında sessiz bir film izlemek oldukça dinlendirici geliyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız