1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

28.01.2011 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin ağırlıklı konuları dün Yahudi soykırımı kurbanlarının anılması ile Mısır'da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e yapılan istifa çağrıları.

default

Yahudi soykırımı kurbanları dün düzenlenen törenlerle anıldı. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Auschwitz-Birkenau toplama kampındaki törene katıldı. S ä chsische Zeitung konuyla ilgili yorumunda şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Almanların Yahudi soykırımında müşterek bir suçu yok. Ancak 2. Dünya Savaşı'nın üzerinden 66 yıl geçtikten sonra da, savaş sonrası kuşağın bu konuda tarihi bir sorumluluğu var. İşte bu nedenle Yahudiler'in katledildiklerinin hafızalarda kalması ve Almanya'da aşırı sağcılıkla mücadele edilmesi, önemli."

Weser-Kurier gazetesi ise aynı konuyla ilgili yorumunda, Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un konuşmasına atıfta bulunuyor:

"Auschwitz'den duyulan nefret ve utanç gerçekten de böylesine insanlık suçlarının işlenmesine bir daha asla izin verilmemesi konusunda Almanlar'ın hissettiği sorumluluk duygusunun güçlenmesine yaradı mı? Wulff konuşmasında tam da bu konuda insanların üzerine düşen sorumlulukları dile getirdi: İnsanlık onurunun her ne koşulda olursa olsun korunmasını ve Avrupa ya da dünyanın herhangi bir yerinde, medeniyetin Yahudi soykırımında olduğu gibi bir daha asla iğfal edilmesine izin verilmemesini talep etti."

Frankfurter Allgemeine Zeitung Mısır'da giderek şiddetlenen protestoları ele aldığı yorumunda, Yasemin Devrimi'nin yapıldığı Tunus ile Mısır'ı karşılaştırıyor:

"Mısır'la Bin Ali'nin devrildiği Tunus'daki gelişmeler arasında benzerlikler göze çarpıyor: Her iki ülkede de yaşlı ve hasta, yıllardır iktidara yapışmış ve ülkedeki güvenlik güçleri tarafından desteklenen diktatörler var. Her ikisi de yıllarca reform çağrılarını duymazlıktan geldi ve hem kendilerini, hem de ailelerini yüzü kızarmadan zengin yaptı. Arap dünyasının kenarındaki küçük Tunus dünya politikasında da etkili değil. Mısır ise, son yıllarda ağırlığı azalsa da Tunus'un tam tersine Arap dünyasının merkezinde. Her iki ülkede de muhalefete öncülük edecek, şekil verecek bir lider yok. İşte bu nedenle Tunus'taki devrim henüz sona ermiş sayılmaz. Kahire'deki başkaldırının nasıl gelişeceği ise belirsiz."

Süddeutsche Zeitung ise aynı konuyla ilgili yorumunda, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın eski başkanı, Mısırlı diplomat Muhammed El Baradey'in ülkesine dönerek, muhalefete liderlik etme planlarını mercek altına alıyor. Gazete Baradey'le ilgili şu görüşlere yer veriyor:

"Mısır hükümeti El Baradey'i yeterince Müslüman olmamak ve yabancı devletlere ajanlık yapmakla suçlayarak, şöhretine leke sürmeye çalıştı. Baradey'in aleyhinde yürütülen bu kampanya, kızının bikinili fotoğraflarının yayımlanmasıyla, son raddeye geldi. Ancak inançlı bir Müslüman olan El Baradey­, bastırılan, radikal İslâmcı Müslüman Kardeşler'i meşru bir güç olarak nitelendirerek, ülkenin politik sürecine bu oluşumun da barışcıl biçimde katılma hakkına sahip olduğunu söyledi. Irak seferberliğini reddetmekle, ABD'nin işbirlikçisi olduğu yönündeki şüpheleri de ortadan kaldırdı. El Baradey şimdi Mısır'daki yıkıcı sürecin önemli aktörü olabilir."

Kölner Stadt-Anzeiger ise El Baradey'le ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:

"Modern Mısır'ın üç devlet başkanı Nasır, Sedat ve Mübarek arkalarında adeta iç politik bir çöl bıraktılar. Devleti altmış yıl boyunca ülkedeki politik gelişmeleri tekellerinde tutarak yönettiler. Muhalefet partilerine kalansa, küçülmek ve bölünmek oldu. Ülkede sadece Müslüman Kardeşler iyi organize olmuş bir yapıya sahip, ama onlar protestoların dışında kalıyorlar. Mısır'daki halk hareketinde bugüne kadar eksik olan, onlara umut verecek siyasi bir liderin olmayışıydı. Belki de bu rol önümüzdeki günlerde Muhammed El Baradey'e düşer. İktidar değişikliğinin şiddet, iç savaş ya kaos ortamından korunabilmesinde doğru kişi o olabilir. El Baradey geçmişte aldığı Nobel Barış Ödülü'nü işte o zaman daimi şekilde haketmiş olur."

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Ahmet Günaltay