1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

28.01.2009 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin yorum sütunlarında Almanya’da kabul edilen ikinci ekonomiyi teşvik paketiyle, ABD Başkanı Obama’nın İran’a yönelik yakınlaşma sinyali geniş yer buluyor.

default

Alman hükümetinin 50 milyar euroluk ikinci konjonktür paketi bakanlar kurulunda kabul edildi. Başbakan Angela Merkel, Federal Meclis ve Eyalet Temsilciler Meclisi’ne de paketi bir an önce onaylamaları çağrısında bulunarak, “Kaybedecek zamanımız yok” dedi. Ağırlıklı olarak altyapı çalışmalarına odaklanan paket, devlet bütçesine ilave yük anlamına geldiği için eleştiriliyor. Nürnberger Nachrichten gazetesinin kabul edilen ikinci teşvik paketiyle ilgili yorumu şöyle:

“Paketle ilgili sorulması gereken en önemli soru, gerekli düzeltmelerin nasıl olacağıdır. Çünkü sisteme enjekte edilen milyarlarca euronun ardından piyasalar biraz rahatlayacak ancak krizde etkin olan aktörler, eski alışkanlıklarına geri dönerse paketin hiçbir anlamı kalmayacaktır.”

Bonn’da yayımlanan General Anzeiger gazetesinin yeni konjoktöre destek paketiyle ilgili yorumunda da şu satırları okuyoruz:

“Ne bir pusula, ne bir yol haritası sadece kredilere yeni krediler ilave ediliyor. Bu kredilerin sadece çok küçük bir miktarı vatandaşlara şeffaf olunduğunu göstermesi için itfa fonlarına ayrıldı. Verilmek istenen mesajsa, bu borçların en kısa zamanda ödeneceği ve vatandaşın bu konuda içinin rahat olması gerektiği şeklinde. Bu sadece denize düşüp yılana sarılabileceğimizi bilmek gibi bir şey.”

Halle kentinde yayımlanan Mitteldeutsche Zeitung gazetesinin yorumuysa şöyle:

“Tecrübelerimiz, şu an hükümetin yaptığı gibi; kabul edilen çok sayıda küçük tedbirler sonucunda her zaman mükemmele ulaşılmadığını gösteriyor. Örneğin inşaat sektörü için yeni teşvikler öngörülse de şu an bu alanda bir hareketlenme gözlemek zor. Birkaç yıl içinde kamu gelirlerinin çarçur edildiğine dair tartışmaların yaşanacağını şimdiden kestirmek mümkün. Ayrıca borç alan bu borcu da geri ödemek zorundadır. Bu ödeme için de devlet gelirlerinin artması gerekir ki bunun şartı da güçlü bir ekonomidir. Konjontür yapısını araştıran uzmanların ortak öngörüsü, ekonominin en kötü döneminin muhtemelen önümüzdeki bir yıl içinde yaşanacağı yönünde. Ancak uzmanlara göre, büyüme oranları da bu dönemin ardından yine düşük düzeyde seyredecek.”

Düsseldorf’ta yayımlanan Handelsblatt gazetesi de, ekonominin düzene girmesi için harekete geçmek gerektiği yorumunu getiriyor:

“Umutlarımızın boşa gitmemesi için iki önemli şeyi yerine getirmek gerekiyor: İlk olarak, bankacılık sistemini 'zehirli' değerli kâğıtlardan arındırmalıyız. Yapılması gereken ikinci şeyse; hükümetin derhal harekete geçerek, ekonomiyi akılcı araçlarla teşvik edip, yeni işsiz sayısının artmasına elinden geldiğince engel olmalıdır. Almanya’da tüketimin çökmesi sadece konjoktörümüz için değil, komşu ülkeler için de tehlikelidir.”

ABD’de yeni yönetimle birlikte dış politikadaki olası değişiklikler şekillenmeye başladı. Dün Arap El Arabiye televizyonuna konuşan Başkan Barack Obama, İslam dünyasıyla ilişkilerde karşılıklı saygı üzerine kurulu yeni bir dönem istediklerini vurgularken, İran’a da diyalog mesajı verdi. Financial Times Deutschland gazetesi yorumunda ABD’nin Ortadoğu politikaları ve İran’a yönelik yumuşama sinyallerinin nasıl sonuçlanacağının henüz kestirilemeyeceğini belirtiyor:

“Sembolik yumuşama belirtileri, Obama’nın zor kararlar karşısında nasıl davranacağının göstergesi değil. Obama pamuklara sarılmış bir şekilde ifade şekliyle, İsrail’le dayanışma içinde olacaklarını belirtirken, İran’a karşı da diplomasi dâhil ABD’nin tüm imkânlarının kullanacağını söyledi. Ancak 'Tüm imkanlar' ifadesi zor kullanmayı da içeriyor.”

ABD ile İran arasındaki ilişki Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinde de şöyle değerlendiriyor:

"Sorunların dostane yöntemlerle çözümlendiğini tahayyül etmek güzel. Peki ama İran askeri açıdan nükleer çalışmalarını sürdürmeye devam ederse, Başkan Obama o zaman ne yapacak? Obama Müslüman dünyası ile ülkesinin daha iyi ilişkilere sahip olmasından yana. Buna kimsenin itirazı olmaz. Ancak Obama verdiği bir demeçte, ülkesiyle Müslüman dünyası arasındaki ilişkinin şu an can sıkıcı bir durumda olmasını, selefi Bush'a yüklemek istiyor izlenimini uyandırdı. Amerikan politikasının akılcı olmayan, hassaslıktan uzak, sadece dikte edici olma yönündeki çizgisi değiştirilebilir. Değiştirilemeyecek olan, Washington'un Körfez bölgesindeki düzenleyici ülke olma fonksiyonu."