1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.10.2005 - Avrupa basınından özetler...

Alman ve Avrupa basınında bugün ön plana çıkan konulardan bazıları şöyle sıralanıyor: İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın İsrail’in haritadan silinmesi çağrısı, Almanya’da nükleer reaktörlerin vadesinin uzatılması tartışmaları, Pakistan’da deprem felaketinin ardından yaşanan sıkıntılar ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye ile ilgili tavrı.

Düsseldorf’ta yayınlanan Rheinische Post gazetesi İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın İsrail’in haritadan silinmesi çağrısını yorum sütunlarına taşımış:

“İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın maskesi düştü. Alenen İsrail’e zarar verilmesi ve ülkenin haritadan silinmesi çağrısında bulundu ve Filistinde yeni bir saldırı dalgasından söz etti. İran’ın İsrail karşıtı tavrı yeni bir şey değil. Ayetullah Humeyni’de aynı tavra sahipti. Tahran yıllardır İsrail’e karşı savaşta terör örgütlerini ve radikal dincileri destekliyor. Bu gruplar dünkü intihar saldırısıyla İsrail’de korku yaymaya çalıştılar. Tahran’ın sözleri İsrail yönetimine barıştan söz etmenin birşey getirmediğini, barış için birşeyler yapılması gerektiğini açıkça gösterdi.”

Hannoversche Allgemeine Zeitung gazetesi aynı konuyla ilgili yorumuda İran’a karşı tavır alınmasını savunuyor:

“Bilanço endişe verici görünüyor. Ne Washignton’un İran’a karşı askeri müdahale dahil tüm alternatiflere açık olduğu tehditleri ne de Avrupa Birliği’nin Tahran’la diyalog girişimleri İran’ın liberalleşmesine sebep oldu. Halktan bir adam olan Ahmedinecad’ın göreve gelmesiyle islamcı milliyetçilik devlet doktrini oldu. Batı tavır alırken bunun İslama karşı bir kültür savaşına dönüşmemesine dikkat etmeli, yoksa Ahmedinecad’ın orta çağdan kalma dünya görüşüne uygun davranmış olur.”

Basın turumuzda şimdi Almanya’daki nükleer reaktörlerin vadesinin uzatılması tartışmaları ile ilgili yorumlara geçiyoruz. Kölner Stadt Anzeiger gazetesinde yer alan yorumda şu satırlar dikkat çekiyor:

“Nükleer reaktörlerin süresinin uzatılmasının anlamı yok. Hristiyan birlik partileri en fazla sekiz yıllık bir uzatmadan bahsediyor. Bundan sonraki her yıl içinse reaktörlerin güvenlik standartlarına uygun olması için ek donanım yapılması gerekecek. Politikacılar ve ekonomi çevreleri eninde sonunda enerji politikası hakkındaki sorunları açıklığa kavuşturmak zorundalar. Buna nükleer atıkların depolanması da dahil. Enerji sağlayanlar da planlarını masaya yatırıp, reaktörün nasıl yenileceği ve endüstrinin uluslararası alanda rekabet edecek fiyatları nasıl sağlayacağına dair kafa yormalılar.”

Wetzlarer Neue Zeitung aynı konudaki yorumunda Sosyal Demokrat Parti’nin taviz vermesini eleştiriyor:

“Nükleer enerjiden uzun vadede vazgeçmek Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyonunun projesiydi. Eğer Sosyal Demokratların bir kısmı bu politikadan taviz veriyorsa bu bir skandal demektir. O zaman Adenauer’in batı politikası ve Brandt’ın doğu politikasından da hükümet değişimiyle duruma göre taviz verilebileceği düşünülebilir.”

Westfaelischer Anzeiger gazetesi Pakistan’da yaşanan deprem felaketinin ardından depremzedelerin unutulduğuna yorum sütunlarında yer vermiş:

“Deprem felaketiyle Pakistan’ın bir bölgesi kamunun ilgi alanına girdi. Ancak bu uzak ve yabancı bölgeye duyulan ilgi de kısa zamanda unutuldu. Şimdi deprem felaketinden sağ kurtulanlar, lobisi olmayan bir ülkede yaşadıklarının farkına vardı. Birçok yabancı ülkeden gelen kurtarma ekipleri bunu görev sorumluluğundan yapıyor, ancak yardım için yapılan çağrılar boşa gidiyor. Birleşmiş Milletler’deki yardım konferansı da ümidin kesildiği izlenimini uyandırıyor.”

Pakistan ile ilgili diğer bir yorum da Südwest Presse gazetesinde yer alıyor:

“Bu yıl yaşanan birçok felaketin kurbanları çabuk unutuluyor. Pakistan’daki deprem kurbanları da buna dahil. Pakistan’a uluslararası mali ve lojistik destek akmıyor ancak damlıyor. Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref bu durumdan şikayetçi. Müşerref bu nedenle halkından yardım istedi. Hindistan helikopterlerinin deprem bölgesine uçuş yasağı olması da Müşerrefin başının altından çıkıyor. Varlıklı ülkeler muazzam miktarları nükleer projelere yatırmak yerine, yeniden yapılanmaya aktarması gerektiğini Müşerref’e söylemeli. Ancak bunu yapmadan önce O’na yardım etmeliler.”

Viyana’da yayımlanan sol liberal Der Standard gazetesi Birleşmiş Milletler raportörünün Hariri cinayetinde Suriye yönetimiyle bağlantı kurması üzerine Amerika Birleşik Devletleri’nin aldığı tavrı yorumluyor:

“Amerika Birleşik Devletleri acele etmiyor. Bu sefer tarafların rızasını almaya önem veriyor. Washinton, Güvenlik Konseyi’nde çoğunluk sağlamaya çalışıyor. Amerika herşeyden önce, konunun Hariri cinayetinden ziyade Suriye rejiminin Amerikan politikasına karşı açıkça tavır alması olduğu izlenimini vermekten kaçınıyor. Amerika’nın Hariri cinayetine uluslararası toplumun dikkatini çekmek istemesi anlaşılır. Ancak Irak konusunda olduğu gibi, Washington’un bu sefer aslında ne istediği sorusu da kafaları kurcalıyor. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’da ülkesini ve kendisini bir haksızlıktan korumak için bu süreyi bir şans olarak kullanabilir.”

  • Tarih 27.10.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Seda Sezer
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Aboi
  • Tarih 27.10.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Seda Sezer
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Aboi