1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.05.2011- Avrupa basınından özetler

‘Balkan kasabı’ olarak anılan eski Sırp general Ratko Mladiç’in 16 yılın ardından tutuklanması, ve Fransa’da düzenlenen G8 Zirvesi, bugünkü Avrupa basınının ağırlıklı yorum konularını oluşturuyor.

default

İsviçre’den Neue Zürcher Zeitung, Mladiç'in tutuklanmasını şöyle değerlendiriyor:

“Belgrad’ın hâlâ soykırım olarak tanımadığı Srebreniça katliamının baş sorumlularından ikisinin de yakalanıp mahkemeye çıkarılması tüm bölge açısından önemli. Sırp birliklerinin 1995 Temmuzunda Srebreniça'ya girişi sırasında Mladiç kameraların önünde açıkça şunu söylemişti: Bu bölgedeki Türkler’den öç alma zamanı sonunda geldi. Sırp milliyetçiler, Osmanlı hakimiyeti dönemine atıfla Boşnak Müslümanları Türk diye adlandırıyordu. Mladiç katliamı kamuoyuna açıkça duyurmuştu. Sadece Batı oraya kulak vermedi.”

Viyana'dan Kurier gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Arananlar listesinin en başındaki savaş suçlusunun şimdi Lahey’deki BM Savaş Suçluları Mahkemesi önüne çıkacak olması sadece toplu katliam suçlusu için adil bir ceza değil, aynı zamanda sevdiklerini, en yakınlarını savaşta kaybeden yüz binlerce Boşnak Müslüman için gecikmiş bir kefaret. Ama her şeyden önce, Sırbistan için bir özgürleşme adımı. Mladiç ve diğerleriyle hiçbir ilgisi olmayan milyonlarca genç Sırp başka dertler içindeyken, ülke eski savaş generallerinin geçmişteki utanç verici eylemlerinin gölgesinde kaldı. Mladiç’in tutuklanması, Sırbistan’ın savaşın zulmündeki sorumluluğunu tam anlamıyla sorguladığı anlamına gelmiyor henüz. Ancak çok önemle bir adım atıldı ve Sırbistan AB ve geleceğe uzanan yolda çok önemli bir engeli aşmış oldu.”

Fransız DNA gazetesi ise şu yorumda bulunuyor:

“Mladiç’in yakalanmasının 16 yıl sürmesi, iç savaşın derin şebekesinin hâlâ ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Kaldı ki, Mladiç aslında Sırbistan’da daha 2008 yılından beri aranıyor. Ve bu, Balkanlar’daki tüm yeni devletler için geçerli. Zanlılar Sırp olsun, Bosnalı Sırp, Hırvat ya da Boşnak olsun. Her yerde suç ortaklığı görülüyor. Yüzü tanınmayacak durumdaki Mladiç, çok yukarılardan bir yerden, muhtemelen ordu tarafından korunuyordu.”

Sekizler Grubu Zirvesi Fransa'nın Deauville kasabasında sürüyor. Fransız Le Monde gazetesi, G8'in ‘Arap Baharı' diye nitelendirilen demokrasi hareketine karşı tutumunu irdeliyor:

“G8 Zirvesi için Arap Baharı'na eşlik etmek ve destek vermek kadar güzel bir hedef olabilir mi? Ancak reforma duyulan susamışlık ile muhafazakarlığın kurşundan tabutu arasındaki büyük mücadelede sivil topluma duyulan sempatinin geri planda kaldığı endişesi mevcut. G8 ülkelerinin elinde kapsamlı bir dış politika yürütecek para artık yok. Gerekli para, Afganistan ve Irak'taki askeri harcamalarla kıyaslandığında gülünç görünmesine rağmen. Üstelik Batılı ülkeler hiçbir şekilde birleşik ve kararlı bir blok oluşturamıyor. Demokrasi yolundaki Arap ülkeleri muhtemelen kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalacak.”

Paris'te yayımlanan Le Figaro gazetesi de G8'in Kuzey Afrika ülkelerine yardım planlarını ele alıyor:

“İki aydır Libya'da Kaddafi rejimine karşı savaşılıyor ve Suriye'de halka zalimce baskı uygulanıyor. Tunus ve Mısır ise, genel demokrasi hareketini kurtarma deneyinde laboratuar konumunu sürdürüyor. Yürüyen demokrasi sürecinin yenilgiye uğraması, stratejik denge, terör tehdidi ve göç akınının yarattığı baskı açısından bir felaket anlamına gelir.”

Son olarak İtalyan Corriera della Sera gazetesinde, Dominique Strauss-Kahn'dan boşalan IMF başkanlığı koltuğunun stratejik önemini konu alan yoruma yer veriyoruz.

“ABD için yenilgi, tek süpergüç olma konumunu kaybetmektir. Başkan Barack Obama da iyimser görünme çabasına rağmen, dünyanın nasıl hızla değiştiğinin bilincinde. Avrupa içinse yenilgi, hiçbir zaman ulaşamadığı hedeflerinden temelli vazgeçmek ve şimdiden belirmeye başlayan ‘anlamsızlığını' resmen tasdik etmek zorunda kalmak demek. Bu nedenle IMF başkanlığı makamının kaybedilmesi büyük bir endişe. Başkanlık koltuğu Avrupa'ya verilmezse Avrupa sadece 1945 yılından bu yana sahip olduğu IMF yönetimini değil, aynı zamanda kendisine tanınan ve her şeye rağmen hâlâ elinde bulundurduğu statüyü kaybetmiş olacak. Yani uluslararası alandaki inanılırlığı ve çöküşü hala geri çevirebilecek güce sahip olduğu düşüncesini.

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız