1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.05.2009 - Alman basınından özetler

Kuzey Kore'nin uluslararası tepkilere rağmen nükleer denemeleri sürdürmesi ve Avrupa Konseyi Irkçılıkla Mücadele Komisyonu'nun Almanya'ya yönelik eleştirileri, Alman basınının başlıca yorum konularını oluşturuyor.

default

Yer altı nükleer denemesinden dolayı bütün dünyada kınanan Kuzey Kore’nin BM Güvenlik Konseyi kararlarına kulak asmayıp kısa ve orta menzilli füze denemelerini de sürdürmesini, Münih’te yayımlanan Almanya’nın önde gelen siyasi gazetelerinden Süddeutsche Zeitung şöyle yorumluyor:

“Varlığından emin olabilmek için atom bombası ateşleme ihtiyacını hisseden bir ülke, dünya ile arasındaki anormal ilişkileri herhalde bundan fazla azdıramaz. Bunu önce Çin’in idrak etmesi gerekir. Kim Jong İl’den en az Güney Kore kadar çeken Çin, aynı zamanda Kuzey Kore’nin elit zümresine de en kolay ulaşabilen ülke. Pekin yönetimi, kalan nüfuzunu kullanmalı, bu fayda etmezse yardıma son verip, Kuzey Kore’yi suni olarak hayatta tutmaktan vazgeçmelidir. Sert yaptırımlar rejimin zirvesini özellikle yaralar, izolasyon rejimin sonu olur. İddialı silahsızlanma planlarının hazırlandığı bir zamanda dünyayı atom denemeleriyle korkutanlar ödüllendirilemez. Kim Jong İl, kendini ehemmiyetsizlik derecesinde tecrit etmiş çaresiz bir diktatördür. Bu durumdan kurtulabilmesi için kimse ona yardımcı olmamalıdır.”

Lausitzer Rundschau gazetesi ise devrimci kisvesine bürünen, ama aslında modern tarihin en eli kanlı hanedanlarından biri olan Pyöngyang'daki dikta yönetiminin, nükleer silah kullanma yeteneği sayesinde iktidarını kurtarabileceğine inandığı görüşüne yer veriyor. Bielefeld’de yayımlanan Westfalen-Blatt gazetesinin aynı konuyla ilgili yorumu şöyle:

“ABD Başkanı Barack Obama daha birkaç hafta önce nükleer silahlardan arındırılmış dünya vizyonu sözü vermişti. Rusya ile ABD arasında varılacak nükleer başlık sayısını azaltma anlaşması, bu vizyonun ilk sahnesi olacaktı. Kuzey Kore’nin ikinci yer altı nükleer denemesi, Obama’nın hayallerinin gerçeklerle ne kadar ters düştüğünü gösterdi. Pyöngyang’daki komünist rejim, bu denemeyle ezeli ideolojik düşmanı ABD’ye bir kez daha meydan okumuş oldu. Washington’un Kuzey Kore politikası başarısızlığa uğrarken, diktatör Kim Jong İl ise şimdiye kadar istediğini elde edebildi. Şayet bu fakir ülke nükleer kozu sayesinde batılı yardımlarla ilgili müzakerelerdeki pozisyonunu güçlendirmek istiyorsa o zaman, silahsızlanma şansı var demektir. Kim Jong İl’in amacı nükleer güç olarak tanınmak ve ABD ile kapsamlı güvenlik anlaşması imzalamak. Diktatör, ABD’den geldiğine inandığı tehdidi önlemek için bu anlaşmayı istiyor. Obama ise Kuzey Kore’nin istediği güvenlik garantisini vermeye hazır değil.”

Avrupa Konseyi Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu ECRI'nin Almanya’daki ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla mücadele raporu da basında geniş yer buluyor. N eue Osnabrücker Zeitung, raporda yer alan, ırkçılığın Almanya açısından büyük bir sorun olmadığı şeklindeki ifadenin sevindirici olduğunu yazıyor ve şöyle devam ediyor:

“Komisyon’un devlete çıkardığı karne ise akıl karıştırıyor. Eğitim sisteminin kurumsal yapısındaki, kısmen yasalar tarafından da teşvik edilen ırkçılığa anlam vermek, toplumun bazı kesimlerindeki önyargıları anlamaktan daha zor. Methiyeler düzülen Ayrımcılıkla Mücadele Yasası, Brüksel’in baskısıyla çıkarılmıştı. Federal eyaletler, en sert başörtüsü yasağı için adeta birbiriyle yarışıyor. Bunun sonucu olarak da başını örten kadın ya köktendinci damgası yiyor ya da cinsiyetinden dolayı baskıya maruz kaldığı düşünüldüğü için okul dışında da problemlerle karşılaşıyor. Asıl amaç bu kadınlara yardım etmek değil de mutlu dünya imajını korumak olunca, sembolleştirilmemiş gerçek entegrasyon politikası uygulamayı zorlaştırıyor. Kökleri farklı olanlardan dil ve eğitim gibi alanlarda istekli olmalarını beklemek uyum politikası açısından doğrudur. Ama uyuma hevesli olanın başörtüsü takıp takmadığı, hiç mi hiç önemli değildir.”

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa