1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.03.2012 - Avrupa basınından özetler

Avrupa basını Almanya'da hafta sonunda Saar Eyaleti’nde yapılan seçimlerde Korsanlar Partisi’nin yüzde 7’den fazla oy toplamasına, Fransa'nın nükleer enerji politikasına ve Papa'nın Küba ziyaretine yer veriyor.

İsviçre’de yayımlanan Basler Zeitung, siyasi hedefleri internette özgürlük, özgür paylaşım olan Korsanlar Partisi’nin yükselişini şöyle yorumluyor:

“Yerleşik düzene karşı başlattıkları, sağ popülistlerinkine benzemeyen mücadelelerini şimdilik inandırıcı bir şekilde sürdürebiliyorlar. Şimdilik… Çünkü bu hareket programlı bir programsızlıktan doğuyor; beklenmemişliğin, uyumsuzluğun, asi ve hızlı yaşamanın cazibesinden. Korsanlar aniden ortaya çıkan bir parti. Birdenbire bir yerde beklenmedik şekilde sıra dışı etkinlikler yapıyor, karmaşa yaratıyorlar. Ancak ‘anidenlik’ ansızın çözülmeyi de beraberinde getiriyor. İşte sorun da tam burada.”

Viyana’da yayımlanan Kurier ise Saar Eyaleti seçimlerini Hür Demokrat Parti'nin (FDP) sonu olarak yorumluyor:

“ Saar Eyaleti seçimlerinde aldıkları yenilgiden sonra FDP’nin sonu geldi gibi gözüküyor. Yazık, çünkü bu Almanca konuşulan bölgelerde siyasal liberalizm için bir tehlike. Aydınlanma çağı Avusturya’ya kıyasla Almanya’ya daha çok miras bıraktı. Burada liberalizm giderek etkisini kaybediyor. Bizde de çeşitli siyasi görüşler daha çok renk kazanıyor ve karışıklık artıyor. Bu durumda liberalizmin temel ilkeleri giderek daha çok eksilecek: Yani Liberal devlet ilkesi, piyasa ekonomisi, bireysel özgürlük ama aynı zamanda bireyin sorumluluğu... Yalnızca temel ilkeler insana seçim kazandırmaz ama istikrar kazandırabilir. Günlük yaşamda bunun pek farkına varmasak da Liberalizmin prensipleri bizim devletlerimizi hala ayakta tutuyor.”

Fransız La Nouvelle Republique gazetesi seçim kampanyalarında konusu geçen nükleer tartışmalara yorum getiriyor:

“Fransa nükleer demek ve nükleer de Fransa. Nicolas Sarkozy dün bunun dışında bir şey açıklamadı. Güçlü maden lobisi sayesinde bizim şirketlerimiz ve uzmanları bu görüşü temel alarak dünya genelinde anlaşmalar yaptılar. Ticari sözleşmelerde ucuz elektrik vaat ettiler ve yaşam boyu güvence verdiler. Japonya’daki Tsunami, Fukushima’daki nükleer facia ve yeşillerin işbirlikçilerine yaptıkları baskı ise tüm bunları sorguluyor. Nükleer enerjiden vazgeçecek miyiz, onu neyle telafi edeceğiz? Tüm yaşam tarzımızı sorgulamamız gerekmez mi? Bu artık iktisadi ya da siyasi değil toplumsal bir soru. Kelime muallâkta kalıyor. Bayan Merkel de nükleer enerjiden vazgeçilmesine karar vermemiş miydi? Nicola Sarkozy bu konuda esinlenmeyecektir.”

İspanya'nın La Vanguardia gazetesi Papa 16. Benedikt'in Küba ziyaretini yorumuna konu alıyor:

“Papa'nın ziyaretinin, Castro rejiminin muhalefete yönelik tutumunu değiştirmesini sağlaması olasılığı çok düşük. Buna karşın 16. Benedikt, Küba'nın siyasi gelişiminde kilisenin giderek daha fazla rol oynadığının da bilincinde. Adada kiliselerin dini temsilcileri 126 siyasi tutuklunun serbest bırakılmasında önemli rol oynadı ve bunların birçoğu İspanya'ya kabul edildi. Vatikan Küba rejimi ile böyle bir iletişimin, muhalefete doğrudan destek vermekten daha faydalı olduğuna inanıyor. Bu sebeple Papa muhalefetin temsilcileriyle görüşmeyi planlamadı.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız