1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.01.2009 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa gazetelerinin başlıca yorum konusunu Guantanamo tutsaklarının AB’ye kabulüyle ilgili tartışmalar oluşturuyor.

default

ABD’nin yeni başkanı Barack Obama’nın Guantanamo üssünün bir yıl içinde kapatılması için düğmeye basması, üsteki tutsakların geleceğinin ne olacağı tartışmalarını da beraberinde getirdi. Dün Brüksel'de bir araya gelen AB Dışişleri Bakanları, tutsakların AB’ye alımı konusunda ortak bir tutum sergileyemedi. Bakanlar Guantanamo’nun kapatılması kararını destekledikleri mesajını verdi, ancak yardımlar konusunda karar, üye ülkelerin kendisine bırakıldı. Avusturya’da yayımlanan muhafazakâr Die Presse gazetesinin konuyla ilgili yorumu şöyle:

“En büyük isteği bir İslam devleti kurmak olan Yemenli bir Vahabi’yi, Guantanamo’dan çıktıktan sonra Avusturya’ya almalı mıyız? Eğer namusluysa, kendi ülkesinde işkence ve idamla karşı karşıya kalacak ve gidecek başka bir yeri de yoksa evet. En azından etik açıdan bunun böyle olması gerekiyor. Politikacılar bu türden hapishanelerin kapatılması için seslerini yükseltebiliyorlarsa, o zaman kapatıldığında da üzerine düşeni yerine getirmelidir. Özellikle güvenlik politikaları konusunda tarafsız bir tutum sergileme gayretinde olan Avusturya’nın, uluslararası dayanışma örneği göstererek, bu ihtimali gerçeğe dönüştürmelidir. Bu davranışının tek müsebbibi etik kaygılar olmamalı, kendi çıkarını gözetmeli. Çünkü Barack Obama’dan bir daha bu kadar puan toplayabilecek başka bir fırsat çıkmayabilir.”

Danimarka'da yayımlanan sağ liberal Jyllands Posten gazetesinin yorumundaysa şu satırları okuyoruz:

“Amerika’nın Guantanamo üssü başından beri tartışmalıydı. Oradaki insanların yıllarca herhangi bir yargılama olmaksızın tutuluyor olması uluslararası hukuk anlayışının canını sıkıyordu. ABD başkanı Obama’nın Guantanamo’nun kapatılması kararı hakkında sadece iyi şeyler söylenebilir. Ancak konunun iyi olmayan tarafı, uluslararası toplumun Guantanamo’daki tutsakların salıverilmesinden sonra nereye gidecekleri konusundaki uzun pazarlıklarıdır. ABD hiç mantık yürütmeden, salıverilenlerin teröre savaş açmış diğer Batı devletlerine paylaştırılabileceğini salık veriyor. Ancak gelişi güzel istatistiklerle bu insanların birtakım Batılı devletlere sevk edilmesi, daha büyük sorunlar yaratacaktır. Salıverilenlerin her halükarda gözlem altında tutulması gerekir, bu da en iyi şekilde kendi ülkelerinde olabilir.”

Hollanda’da yayımlanan de Volkskrant gazetesi de Guantanamo’daki tutsakların geleceğiyle ilgili tartışmalara şu yorumu getiriyor:

“ABD Başkanı Obama’nın Guantanamo’nun kapatılması kararının ardından, çoğu AB ülkesi bu tutsakları topraklarına kabul etmeye gönüllü değil. Bunun böyle olduğu dün Brüksel’de yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında da sabitlendi. Portekiz, bu konuda yeni Amerikan yönetimine destek açıklasa da, bu girişim pek fazla destek bulmadı. İngiltere gibi bazı devletler, sadece kendi vatandaşlarını ya da en azından ülkelerinde uzun yıllar yaşamış bazı eski tutukluları almak istiyor. Hollandalılarsa buna karşı. Hollanda Dışişleri Bakanı Maxime Verhagen, Guantanamolu tutsakların geleceğinin ilk etapta sadece ABD’nin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Dışişleri Bakanı, Guantanamo’nun kurulduğu dönemde iktidarda olan Bush yönetiminin, üssün açılması esnasında Amerikan mahkemelerinden sıyrıldığını ayrıca AB’ye de danışmadığını belirtiyor.”

Lüksemburg’da yayımlanan Luxemburger Wort gazetesiyse yorumunda Guantanamo’dan kabul edilecek tutsakların AB için olası tehlikelerine dikkat çekiyor:

“Barack Obama, selefi Bush yönetiminin mirası Guantanamo’yu kapatarak bu ağır yükten kurtulmayı hedefliyor. AB de ABD’ye bu konuda destek olmak için Guantanamo tutsaklarının bir kısmını kabul etmek istiyor. Bu istek hiç şüphesiz ki takdiri hak ediyor ancak beraberinde getirdiği riskler de göz ardı edilmemeli. AB ülkelerinin en azından kendi ülke vatandaşlarını kabul etmesi hem doğal hem de uluslararası hukuk kuralları gereği bir zorunluluktur. Ancak diğer taraftan bakıldığında Guantanamo'daki tutsakların tümü masum değil. Bu insanların bazıları kanıtlanmış masumiyetlerinden değil, suça ilişkin delil yetersizliğinden ya da işkence altında alınmış ifadelerinden dolayı yargılanamayacak. Bu yüzden bu tutsaklarının alımı tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Terör suçlarına ortak olmadıkları kanıtlanmamış olsa da, söz konusu bazı kişilerin günün birinde, Batı karşıtı bir propaganda ve aşırı politik eğilimlerle hareket edemeyeceğini kimse garanti edemez. Tarihe dönük hafızalarımız oldukça kötü anlaşılan. Fransa bundan 31 yıl önce Ayetullah Humeyni'ye siyasi sığınma hakkı tanıdı. Bu Şii lider daha sonra Radikal İslamcı fetvalarını tüm dünyaya Paris'ten iletti. Sonuçlarınıysa İran'da görürüyoruz.”